logo

ONLAR HEP GÜLÜYOR


Atakan Kelleci
atknklc@gmail.com

Bir mücadele düşünün; kavganın güzelliğinde, güzellik kattılar kendilerine. Semih- Esra Özakça çifti ve Nuriye hocamız.

Onurlu bir kavganın üç direngen insanı. Talimatlarla yapılan bir işte ‘’Adalet’’ aranır mı? diye haykırıyor Semih abi, eşine yazdığı mektubunda. Türkülerin ne güzel, sesin ne güzel deyişi hiç mi acıtmadı vicdan’ınızı ?  Ya eşyalarını dolaba yerleştirirken Esra’sının polarını bulması ve kendi kokusu sinmesin diye üşüse de giyememesi ya da doyasıya koklayamaması, hiç mi ürpertmedi içinizi ? Ömrüm kendine dirençli ve inançlı bak, seni çok ama çok seviyorum, herkese çok selam mücadeleye devam, dilek fenerlerini göremesem de umutlanacağım diyor.

‘’Umutlarımızı dürterek umut olalım’’…

Unutalım siyasi kimliğimizi, inancımızı, etnik durumumuzu hatta bu insanların da siyasi kimliklerini bir tarafa atalım. Üç insan, sevgili, eğitmen; buradan bakalım. Bu insanlar iktidarı yıkmaya soyunmuyorlar, kendi yaşam biçimlerini dayatmıyorlar. Sadece kendilerine yapılan haksızlığı anlatmaya çalışıyorlar. ‘’Onlar yüzünü bile görmediği insanlar için ölümü göze aldılar, hem de hiç kimse onları buna zorlamamışken, hem de en güzel en güzel şeyin yaşamak olduğunu bildikleri halde’’.

Gülerek –

Direnerek-

Sessiz…

Tek istedikleri işleri. Bunun için ölmeyi göze almışlar. Ölüyorlar… Oysa bu insanların derdi, KHK ile haksızca alıkonulan işlerini geri almak, bu sorunu ülke gündemine koymak ve çözüm bulmak istemeleriydi. Şimdi ölüme yakınlar.

Bu insanların hayatta kalmaları hepimizin onurlu kalması demek.

Çünkü bu mücadele hepimiz için.  Güzel ve umutlu günler için gelin ‘’ses’’ olalım. İktidar ve diğer partiler bu coğrafyada yaşayan her birey,  gelin onurlu kalalım. Hayatta kalsınlar. Sevdiklerine sarılsınlar…

 

Polar

Sevdam ve ben kavganın güzelliğinde, güzelliğimize güzellik kattık.

Kokun geldi yanıma hem de sımsıcak bir polarla, içime çektim kokladım,

defalarca derin derin kokladım.

Bana yollamıştın oysa üşüyordu vücudum, titriyordu sensizlikten.

Giyemezdim ki, kokun vardı, üşüsem de, donsam da kokun vardı.

Sen vardın yanımda.

Giyip de kendi kokumla karıştıramazdım.

Kokladım, indim- çıktım kokladım.

Ve yatarken dolabıma koydum ki; kokusu azalmasın!

Daha fazla kal yanımda, kokun varsa sen varsın.

Sevdam ve ben aşarız, kavganın güzelliğine güzellik katarız.

İyi uykular!

Şimdi seninle uyuyorum, kokun yanımda, güzelliğin ve varlığında.

Seni öylesine derin öylesine sımsıkı seviyorum…

Semih Özakça Sincan 2017 Mayıs

 

*Bu yazı Vagon Dergi’de yayınlanmıştır.

Etiketler:
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ONLAR HEP GÜLÜYOR

    08 Ağustos 2017 İnsan, Köşe Yazıları, Manşet

    Bir mücadele düşünün; kavganın güzelliğinde, güzellik kattılar kendilerine. Semih- Esra Özakça çifti ve Nuriye hocamız. Onurlu bir kavganın üç direngen insanı. Talimatlarla yapılan bir işte ‘’Adalet’’ aranır mı? diye haykırıyor Semih abi, eşine yazdığı mektubunda. Türkülerin ne güzel, sesin ne güzel deyişi hiç mi acıtmadı vicdan’ınızı ?  Ya eşyalarını dolaba yerleştirirken Esra’sının polarını bulması ve kendi kokusu sinmesin diye üşüse de giyememesi ya da doyasıya koklayamaması, hiç mi ürpertmedi içinizi ? Ömrüm kendine dirençli ve inanç...
  • Kitap Film Uyarlaması 6: The Sound and the Fury

    08 Ağustos 2017 Edebiyat, Kitapkurdu vs Sinefil, Köşe Yazıları, Manşet, Sinema

    Kitap: The Sound and the Fury - William Faulkner (1929) Film: The Sound and the Fury - Martin Ritt (1959) The Sound and the Fury - James Franco (2014) Faulkner'ın başyapıtı sayılan The Sound and the Fury'nin ve bilinçakışı tekniğiyle yazılan diğer bilimum romanın sinemaya uyarlanmasının her zaman içim imkansız olduğunu düşünürüm. The Sound and the Fury konusu itibariyle çok da ahım şahım bir şey olmasa da yazım stili açısından takdire şayan. Kitap ilk olarak zihinsel engelli Benjy'nin gözünden anlatılarak başlar, ardından bunalımla...
  • Altay için yeni bir sezon yeni bir heyecan

    07 Ağustos 2017 Güncel, Köşe Yazıları, Manşet, Spor

    2017-2018 SEZONU ALTAY VE DİĞERLERİ Geçen sene zor bir yıl oldu bizim için önce sapır sapır hoca değişikliği sonra gelen 20 maçlık yenilmezlik serisi ve sezon sonunda gelen play-off şampiyonluğu yine bizleri heyecanlandıran ve yeniden hayal kurmamızı sağlayan bir sürece itti. Evet geçen sene zor bir süreçti. Yeni bir yönetim yeni bir oluşum start verdi, Türkiye’ nin her yerinde spor okulları projesi, alttan gelen takıma birkaç dokunuş ve zamanında ödenen paralar ile ivme kazandı takım, belki zor bir yıldı ama yüzümüzün akı ile şampiyonl...
  • Cinsel Devrim

    02 Ağustos 2017 Araştırma, İnsan, Kadın, Köşe Yazıları, Manşet

    Cinsel Devrim; feminist hareket içerisinde yer alan 60'lı ve 80'li yılları kapsayan ve o yıllar arasında gerçekleştirilmiş olan bir hareket. Bu devrim sadece kadınları değil eşcinselleri de kapsar. Avrupa ( İsveç) ve Amerika ( San Fransisco) bu hareketin ilk adımlarının atıldığı ve kısa zamanda tüm dünyaya yayılmasında öncülük eden iki şehir olarak tarihe geçti. 68 kuşağı ya da 68 ruhunun gerçekleştirmiş olduğu bir harekette 68 ruhu, toplumdaki bütün adaletsizlikleri ve eşitsizlikleri reddetti. Kadınların cinsel anlamda da özgür olmaları gerekt...