logo

Altay için yeni bir sezon yeni bir heyecan


Fedai Mengüç
fedai_menguc@hotmail.com

2017-2018 SEZONU ALTAY VE DİĞERLERİ

Geçen sene zor bir yıl oldu bizim için önce sapır sapır hoca değişikliği sonra gelen 20 maçlık yenilmezlik serisi ve sezon sonunda gelen play-off şampiyonluğu yine bizleri heyecanlandıran ve yeniden hayal kurmamızı sağlayan bir sürece itti.

Evet geçen sene zor bir süreçti. Yeni bir yönetim yeni bir oluşum start verdi, Türkiye’ nin her yerinde spor okulları projesi, alttan gelen takıma birkaç dokunuş ve zamanında ödenen paralar ile ivme kazandı takım, belki zor bir yıldı ama yüzümüzün akı ile şampiyonlukla kapatılan bir sezondu. Gelelim bu seneye, 2.lig beyaz grupta mücadele edecek takımımız tabiri caizse şuan Türkiye liglerin en sert ve en iddialı grubunda mücadele edecek, Altay’ımızın yanı sıra çok fazla şampiyonluk adayı olan bir grupta şansımızı değerlendirmek birkaç şey belirtmek isterim. Anlaşılan o ki bu sene şehir takımlarının rantları ile siyasi bağlantıları kullanılarak zorlu bir sezon bizi bekliyor.

Daha sezon başlamadan Keçiören gücü takımından aldığımız son yılların 2.ligde yetişen en iyi golcüsü Yıldıray Kocal 1,5 aydır Altay’ımızın kampındaydı her ne olduysa son dakika Keçiören gücü futbolcuyu Altay’ımıza vermekten vazgeçip diğer Ankara takımı olan Buğsaş Spor’a satması bizim için bu sezonun sahada oynanmayacağını yine masa başı ve siyasi bağlantıların belirleyeceği bir sezonu işaret etmeye başlamış oldu.

“Sahipsiz şehrin takımları bu tü liglerde ayak oyunları ile önleri tıkanıyor. Yok sayılmaya ve kaybetmeye mahkum ediliyor.”

Etik değerlerin ve omurgaların artık işlevsiz olduğu Türkiye liglerinde teşvik , şike ve siyasi bağlantılar her geçen günü daha çok ayyuka çıkarken Altay gibi sahipsiz şehrin takımları hep bu tür liglerde ayak oyunları ile önleri tıkanmaya yok sayılmaya ve kaybetmeye mahkum edilmeye zorlanıyor.

Evet yeni sezon öncesi Altay’ımız şampiyon takımını bozmadı bu sevindirici bir durum kaldı ki iki üç nokta transfer takıma ivme kazandıracak ama cumartesi günü Turgutlu Spor ile yapılan hazırlık maçı bize gösterdi ki hala hazır olmadığımızı birkaç eksiğimizin daha olduğuydu.

Futbol artık sahadaki 11’ler dışında başka etkenlerde etkili faktör olmaya devam ediyor. Biz bu sene ne yaparız bilmiyorum lakin kapalı bir kutu olduğumuz aşikardır. Birkaç yerinde transfer ile dokunuşları sonlandırırsak siyasi bağı güçlü olan şehir takımları bir yana, alır başımızı gideriz. Lakin dediğim gibi bir çok etken sahada ve ligde belirleyici olacaktır.

Futbol bu duruşun ve geleneğin olmalı, Altay bu sene yine öz ve öz kendi çocukları ile ve yeni gelen birkaç isimle endüstriyel futbola ve mahalle baskısına karşı yine karşı koyacak ve yine sahipsiz şehir İzmir’in onurlu takımı olmaya devam edecektir.

Karamsar değiliz biliyoruz ama iddiamız şudur ki basamakları teker teker çıkarken kulübün duruşu omurgası ve en önemli değerlerini satmadan ayakta durarak inatla başarmaktır.

Her ne olursa olsun süreç bizi o süper denilen lige doğru bir adım daha yakınlaştırıyor biliyoruz ama önemli olan geleneklerini ve armasını satmadan omurgayı bozmadan ilkelerin ve ideallerinle var olmaktır.

Altay’ın bu adı bile yetiyor bazılarına. Karanlığın sonu bir ulu şafak diyen onlarca genç nefer formasını giymek için onur duyarken, o formanın ve armanın peşinde kilometrelerce mesafeye göç etmek isteyen onurlu bir taraftar kitlesiyle yeni sezona hazırdır.

Dediğim gibi masa başı oyunları siyasi bağlantılar yada transfer için harcanan müthiş paralar bir yana Altay alt yapısı ve gençleri ile bu kabuğu kırmaya koşar adım yaklaşıyor.

Armamızı satmadan onurumuzla döneceğiz diyen tüm Altaylılara yeni sezonun şampiyonlukla tamamlamasını temenni eder başarılar dilerim.

Etiketler: »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ONLAR HEP GÜLÜYOR

    08 Ağustos 2017 İnsan, Köşe Yazıları, Manşet

    Bir mücadele düşünün; kavganın güzelliğinde, güzellik kattılar kendilerine. Semih- Esra Özakça çifti ve Nuriye hocamız. Onurlu bir kavganın üç direngen insanı. Talimatlarla yapılan bir işte ‘’Adalet’’ aranır mı? diye haykırıyor Semih abi, eşine yazdığı mektubunda. Türkülerin ne güzel, sesin ne güzel deyişi hiç mi acıtmadı vicdan’ınızı ?  Ya eşyalarını dolaba yerleştirirken Esra’sının polarını bulması ve kendi kokusu sinmesin diye üşüse de giyememesi ya da doyasıya koklayamaması, hiç mi ürpertmedi içinizi ? Ömrüm kendine dirençli ve inanç...
  • Kitap Film Uyarlaması 6: The Sound and the Fury

    08 Ağustos 2017 Edebiyat, Kitapkurdu vs Sinefil, Köşe Yazıları, Manşet, Sinema

    Kitap: The Sound and the Fury - William Faulkner (1929) Film: The Sound and the Fury - Martin Ritt (1959) The Sound and the Fury - James Franco (2014) Faulkner'ın başyapıtı sayılan The Sound and the Fury'nin ve bilinçakışı tekniğiyle yazılan diğer bilimum romanın sinemaya uyarlanmasının her zaman içim imkansız olduğunu düşünürüm. The Sound and the Fury konusu itibariyle çok da ahım şahım bir şey olmasa da yazım stili açısından takdire şayan. Kitap ilk olarak zihinsel engelli Benjy'nin gözünden anlatılarak başlar, ardından bunalımla...
  • Altay için yeni bir sezon yeni bir heyecan

    07 Ağustos 2017 Güncel, Köşe Yazıları, Manşet, Spor

    2017-2018 SEZONU ALTAY VE DİĞERLERİ Geçen sene zor bir yıl oldu bizim için önce sapır sapır hoca değişikliği sonra gelen 20 maçlık yenilmezlik serisi ve sezon sonunda gelen play-off şampiyonluğu yine bizleri heyecanlandıran ve yeniden hayal kurmamızı sağlayan bir sürece itti. Evet geçen sene zor bir süreçti. Yeni bir yönetim yeni bir oluşum start verdi, Türkiye’ nin her yerinde spor okulları projesi, alttan gelen takıma birkaç dokunuş ve zamanında ödenen paralar ile ivme kazandı takım, belki zor bir yıldı ama yüzümüzün akı ile şampiyonl...
  • Cinsel Devrim

    02 Ağustos 2017 Araştırma, İnsan, Kadın, Köşe Yazıları, Manşet

    Cinsel Devrim; feminist hareket içerisinde yer alan 60'lı ve 80'li yılları kapsayan ve o yıllar arasında gerçekleştirilmiş olan bir hareket. Bu devrim sadece kadınları değil eşcinselleri de kapsar. Avrupa ( İsveç) ve Amerika ( San Fransisco) bu hareketin ilk adımlarının atıldığı ve kısa zamanda tüm dünyaya yayılmasında öncülük eden iki şehir olarak tarihe geçti. 68 kuşağı ya da 68 ruhunun gerçekleştirmiş olduğu bir harekette 68 ruhu, toplumdaki bütün adaletsizlikleri ve eşitsizlikleri reddetti. Kadınların cinsel anlamda da özgür olmaları gerekt...