logo

Pi’li Geçmiş Zaman dizisi başlıyor…

Son dönemlerde dizi sektörü internete yöneliyor ve sosyal medyada popüler diziler yayınlanıyor. Bir YouTube dizisi olacak olan, İzmit’te çekimleri devam eden ve yakında ilk bölümünü yayınlamaya hazırlanan Pi’li Geçmiş Zaman dizisinin yönetmeni Tolga Kağan Ünal’dan birkaç sorumuza yanıt aldık

Umut Keklik: Tolga Kağan Ünal kimdir? Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Tolga Kağan Ünal: İki öğretmenin küçük oğlu olarak Amasya’da doğdum. 9 yaşıma kadar Amasya’da yaşadıktan sonra Ankara’da büyüdüm.  Son altı senedir Kocaeli’de yaşıyorum.  Sinemaya ilgimi küçük yaşlarda The Matrix filmini kaçak olarak sinemada izlediğim gün edindiğimi zannediyorum.  6 yaşında bir çocuk olarak, hayal gücümü gerçek kılacak şekilde beyaz perdeye aktarılabileceğimi fark ettim. O günden sonra hayallerim giderek büyümeye devam etti.  Bu durum kendimi müzik, basketbol, tiyatro, radyoculuk gibi birçok faaliyetin içerisinde bulmama neden oldu açıkçası. Tüm bu süreçler beni bu gün olduğum kişi haline getirdi.

U.K: Pi’li Geçmiş Zaman nedir? Böyle bir dizi çekme fikri nasıl ortaya çıktı?

T.Ü: Az evvel de bahsettiğim gibi hayal etmek çocukluğumdan beridir var olan bir husus. Üniversite hayatımda iletişim fakültesini seçmemin sebebi hayallerimi gerçekleştirmekti. Ancak çeşitli sebeplerden ötürü birkaç girişim haricinde pek de fazla şey yapabildiğimi söyleyemem. Pi’li Geçmiş Zaman da hayallerimden bir tanesiydi. Elden geldiğince sektörü ve yapılan işleri takip ediyorum. Açıkçası bilim kurgu temelli bir yapımın eksikliği beni bu konuda daha kararlı kıldı. Zaman yolculuğundan tutun, ajanların girdikleri aksiyon sahnelerine, yer yer romantik, yer yer absürd komedi öğelerinin dramla harmanlandığı hikâyelere, bilim kurgu temelli yaklaştığımız bir proje Pi’li Geçmiş Zaman. Desmond, Chester, Kathleen ve Melike gibi karakterlerle, New York ve Kocaeli gibi şehirlerde bilim kurguyu, komedi ve dramla pişirip izleyicilerin beğenisine sunarak sektördeki bu eksikliği gidereceğimizi düşünüyorum.

U.K: Pi’li Geçmiş Zaman’la hedeflediğiniz yer, durum ya da konum nedir?

T.Ü: Şunu söylemekte bir sakınca görmüyorum, hikâyemize olan güvenimiz oldukça fazla. Sektördeki boşluk işimizi kolaylaştırıyor gibi görünse de, biz projemize salt bir internet dizisi olarak yaklaşmıyoruz. İşimizi düşünülenden daha fazla ciddiye aldığımız bir gerçek. Hikâyemizin anlatımında birçok farklı iletişim kanalı kullanacağız. Türkiye’de daha önce kullanılmamış bir yöntem olan transmedya hikâye anlatımıyla, seyirci ile daha güçlü bir bağ yakalayarak sektörde ilkleri yaşatacak bir işe öncülük etme niyetindeyiz. Ekibimiz tarafından uzunca bir süredir zor şartlar altında harcanan bir mesai var ve biz bu emeğin meyvelerini toplamak ve derdimizi anlatabilmek için sabırsızlanıyoruz.

U.K: Ekibinizin de sizinle aynı hedefleri paylaşıyor olması güzel…

T.Ü: Kesinlikle. Ekip olarak aynı hedefleri paylaşmaktan daha öte bir birliktelik içerisindeyiz. 6 aydır bu proje üzerine çalışıyoruz ve aslına bakarsanız bu altı aylık süreçte onlarca probleme göğüs gerdik. Ekibimizin tamamı öğrencilerden oluşuyor ve bu projeye amatör bir ruhla sarılmış durumdalar. Tabii bu sürece gelirken, “ekibe ve işe bu ruhla sarılmamış olanlar olmadı” demek yalan olur. Bu zorluklarla mücadele gücünü kendilerinde bulamamış oldukları için onları suçlamıyorum kesinlikle. Bu hikâyenin vücut bulabilmesi için, karşılaştığımız zorlukları daha sağlıklı atlatabilmemiz için ve en önemlisi emeklerimizin karşılığını alabilmemiz için, desteğe ihtiyaç duyduğumuz da yadsınamaz bir gerçek.

U.K: Yerli dizi sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

T.Ü: Basit. Birbirini tekrar eden, halkın hayatından uzak, güldürüsü de ağlatması da sahtelikle bezenmiş, ana akımın süre baskısına esir olmuş çalışmalar olarak görüyorum. O işlerde emek sarf eden herkesin emeğine sonsuz saygı duyuyorum. Benim derdim başka. Sektörle ve sektörün mantığıyla.

U.K: Bu sektörde böyle bir işe kalkışmak cesaret ister…

T.Ü: Bu kadar isyan ettikten sonra harekete geçmemek, söylediğim ve düşündüğüm her şeyi boşa çıkaracaktır. Kendime, durum buyken, oturup olan biteni izlemeyi yakıştıramam. İnandığım bir gerçek var ki, bu ülkede birçok insan da benimle aynı düşünceleri paylaşıyor. O insanların benimle aynı düşünceleri paylaşıp, aynı beklentide oluşlarından cesaret alıyorum.

U.K: Neden Kocaeli/İzmit’i seçtiniz?

TÜ.: En başta bahsettiğim gibi, hayatımın altı yıllık bir bölümü burada geçti. Bu şehrin bana birçok şey kattığını düşünüyorum. Bir nevi minnet borcu diyelim. Tabii ki bunun yanında, şehrin kozmopolit yapısı, içinde bulundurduğu onlarca hikayesi, İstanbul’un hemen dibinde bambaşka bir kültürle ayakta kalması proje için Kocaeli’yi seçmemde büyük bir etkendi.

U.K: Son zamanlarda sektörün internete doğru yelken açmış olmasıyla, Pi’li Geçmiş Zaman’ın ilgisi olduğunu söyleyebilir miyiz?

T.Ü: Hayır. Aslına bakarsanız bu tarz bir internet dizisi projesi, yıllardır planladığım internet televizyonu çalışmamın bir parçası.

U.K: Sizin yerli ve yabancı favori dizileriniz hangileri? Varsa da bir iki yönetmen ismi alabiliriz.

T.Ü: Yerli dizi olarak Leyla ile Mecnun, Üsküdar’a Giderken, Behzat Ç.’yi, yabancı dizi olarak How I Met Your Mother, Black Mirror, Lie to Me’yi sayabilirim. Yönetmen deyince Francis Ford Coppola, Tarantino, Kubrick, Onur Ünlü, Yavuz Turgul gibi isimler geliyor aklıma.

Etiketler: » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.