logo

Ülkenin siyasal panoraması ve Ka masalı…


Gülseren Aydın
gulserenaydin.2@gmail.com

Gülseren Aydın, tutuklu bulunan belgeselci Kazım Kızıl’a ilişkin Evrensel’e yazdı.

Şu günlerde hep aynı şeyi soruyorum kendime. Bilmiyorum ki nasıl bir dünyaya doğduk. Nasıl bir cehenneme düştü bedenimiz, ruhumuz, ömrümüz. Kötülüğe bunca ihtiyaç neden be canım insanlık? Melanie Klein, çocuklarda kötülük eğiliminin yattığını savunarak çocuklardaki bastırılmış duyguların arkasında sadist eğilimler olduğunu eklemiş. Öte yandan, bu “kötü” eğilimlerin dönüştürülmesinde masalların etkisine tanık olmuş ve çocuklardaki bastırılmış olan duyguların açığa çıkmasına yardımcı olduğunu ortaya koymuş. Belki de buradan hareketle diyebiliriz ki, masal dinleyen/ okuyan çocuk “kötülük” eğiliminden kurtulabilir.

Sanki tüm evrene çocukluğunda iki farklı masal anlatılmış fakat kötülüğün masalı daha çok sevilmiş gibi. Kötülüğü kim sever ki? İyiliğin masalında öyle bir hikaye yok, arıyorum arıyorum bulamıyorum. İyilik demişken… O da oluyor elbet, olmuyor değil. Kanada’da bir kadın, iki küçük köpeği canını ortaya koyarak kurtardı. Nuriye Gülmen’in açlık grevinin 100. gününde kaldığı hücreyi çizdiği mektubu geldi. Güçlü, kararlı kelimeleri. Semih Özakça, yine aynı günlerde yorulan kalbine inat sevgilisi Esra Özakça’ya olan sevdasından bahsetti mektubunda. Sonra Kazım Kızıl var, bilir misiniz? Cezaevinden yazdığı mektuplarla kötülüğü rüzgar gibi savurup götürdü. Muhtemelen kocaman saçlarına yüreğini ortak edip yapmıştır bu maharetli işi. Ben şimdi size ondan, dünyanın iyilik masalını okumuş ve hatta yazmış birisinden bahsedeceğim; Kazım Kızıl’dan. Ka’dan…

Kazım’la nasıl ve ne zaman tanıştık hatırlamıyorum. Doğum günü ne zaman, kaç yaşında, nerede doğdu bilmiyorum. Bu ve buna benzer bilgilerin geçtiği sohbetlerimiz olsa da üzerinden çok zaman geçmeden unuttum. Richard Bach “Uzak Diye Bir Yer Yok” eserinde, “Doğum günün yok, çünkü sen hep yaşadın; hiç doğmadın ve asla ölmeyeceksin. Sen ana baba dediğin insanların çocuğu değil, varolanları anlamanın parlak yolculuğunda onların serüven arkadaşısın” der. Ka, için de aynısını söylemek mümkün. Bu masal, kalbini dünyevi dertlerden ve kötülüklerden uzak tutan, yeryüzünün herhangi ve belki tüm yerlerinde, tarihin herhangi ve belki tüm zamanlarında doğmuş dünya güzeli bir kahramanın hikâyesidir. Richard Bach’ın dediği gibi, hep yaşamış; hiç doğmamış ve asla ölmeyecek olan güzelliktedir Ka.
Peki bu dünyada kimdir Ka?

Onu tanımlamak çok zor. Yırca’da zeytin ağacının, Gezi’de yaralanan köpeğin, Kobani’de kara gözlü çocuğun, Hopa’da sele direnen insanın sesidir. Suruç’ta, Soma’da, İzmir’de, dünyanın bir diğer ucunda, kısaca direnişin olduğu her yerde kamerasıyla var olan bir video aktivistidir. Kamera sokak muhabiridir, eczacıdır. Tüm tanımların ötesinde, vicdandır…
Vicdanımız, 17 Nisan 2017 akşamı şaibeli referandum sonucunu protesto eylemini takip ederken gözaltına alındı. Sonrasında hepimizin bildiği o tutuklama süreci… Cumhurbaşkanına hakaret…

Ülkenin siyasal panoraması ve Ka masalı. Yanyana gelmesi mümkün olmayacak iki hikaye.
Şimdi dünyanın iyilik masalını dinlerken, bu masalı anlatan/ yazan/ okuyan çocukları düşünürken kötülük masalının mağdurları için üzülüyorum.

Bu masalın kahramanının bir tel kıvırcık saçı bile olamayacak kadar kötüsünüz. Biraz olsun kulak verseydiniz iyiliğin masalına, görürdünüz başka bir dünyanın mümkünlüğünü.

Yani diyeceğim o ki, Kazım ne yazar, ne yaşar, ne belgelerse güzel yapar. Suç saydığınız her şey için kendisine ortağım. Direnişin olduğu her masalda onun güzel saçları uçuştu. Kazım, içeride olduğundan beri okuduğum her masalda elinde kamera olan ya da kıvırcık saçlı kahramanı ona benzetiyorum. Sanki aramızda yürüyormuş ve durmadan deklanşöre basıyormuş gibi. Sonra diyorum ki Ka, zaten burada. Mülteci çocuğun gözlerinde, şu betonun ortasında tomurcuklanan çiçekte, sesimizde, okuduğumuz şiirde…

Siz de bu iyiliğin masalına ortak olmak isterseniz Ka’ya yazın:

Menemen T Tipi Cezaevi
Sol B/7 Koğuşu Menemen/İZMİR

Etiketler: »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ONLAR HEP GÜLÜYOR

    08 Ağustos 2017 İnsan, Köşe Yazıları, Manşet

    Bir mücadele düşünün; kavganın güzelliğinde, güzellik kattılar kendilerine. Semih- Esra Özakça çifti ve Nuriye hocamız. Onurlu bir kavganın üç direngen insanı. Talimatlarla yapılan bir işte ‘’Adalet’’ aranır mı? diye haykırıyor Semih abi, eşine yazdığı mektubunda. Türkülerin ne güzel, sesin ne güzel deyişi hiç mi acıtmadı vicdan’ınızı ?  Ya eşyalarını dolaba yerleştirirken Esra’sının polarını bulması ve kendi kokusu sinmesin diye üşüse de giyememesi ya da doyasıya koklayamaması, hiç mi ürpertmedi içinizi ? Ömrüm kendine dirençli ve inanç...
  • Kitap Film Uyarlaması 6: The Sound and the Fury

    08 Ağustos 2017 Edebiyat, Kitapkurdu vs Sinefil, Köşe Yazıları, Manşet, Sinema

    Kitap: The Sound and the Fury - William Faulkner (1929) Film: The Sound and the Fury - Martin Ritt (1959) The Sound and the Fury - James Franco (2014) Faulkner'ın başyapıtı sayılan The Sound and the Fury'nin ve bilinçakışı tekniğiyle yazılan diğer bilimum romanın sinemaya uyarlanmasının her zaman içim imkansız olduğunu düşünürüm. The Sound and the Fury konusu itibariyle çok da ahım şahım bir şey olmasa da yazım stili açısından takdire şayan. Kitap ilk olarak zihinsel engelli Benjy'nin gözünden anlatılarak başlar, ardından bunalımla...
  • Altay için yeni bir sezon yeni bir heyecan

    07 Ağustos 2017 Güncel, Köşe Yazıları, Manşet, Spor

    2017-2018 SEZONU ALTAY VE DİĞERLERİ Geçen sene zor bir yıl oldu bizim için önce sapır sapır hoca değişikliği sonra gelen 20 maçlık yenilmezlik serisi ve sezon sonunda gelen play-off şampiyonluğu yine bizleri heyecanlandıran ve yeniden hayal kurmamızı sağlayan bir sürece itti. Evet geçen sene zor bir süreçti. Yeni bir yönetim yeni bir oluşum start verdi, Türkiye’ nin her yerinde spor okulları projesi, alttan gelen takıma birkaç dokunuş ve zamanında ödenen paralar ile ivme kazandı takım, belki zor bir yıldı ama yüzümüzün akı ile şampiyonl...
  • Cinsel Devrim

    02 Ağustos 2017 Araştırma, İnsan, Kadın, Köşe Yazıları, Manşet

    Cinsel Devrim; feminist hareket içerisinde yer alan 60'lı ve 80'li yılları kapsayan ve o yıllar arasında gerçekleştirilmiş olan bir hareket. Bu devrim sadece kadınları değil eşcinselleri de kapsar. Avrupa ( İsveç) ve Amerika ( San Fransisco) bu hareketin ilk adımlarının atıldığı ve kısa zamanda tüm dünyaya yayılmasında öncülük eden iki şehir olarak tarihe geçti. 68 kuşağı ya da 68 ruhunun gerçekleştirmiş olduğu bir harekette 68 ruhu, toplumdaki bütün adaletsizlikleri ve eşitsizlikleri reddetti. Kadınların cinsel anlamda da özgür olmaları gerekt...