logo

“Kitaba bağlıyım; çünkü her kitap bir düşüncedir.”

Sahaflarla söyleşi serimizde bu haftaki konuğumuz İstanbul’dan Kibrit Kitabevi – Sahaf Ali Bağı oldu. Bağı, bireylerin zorlaşan ekonomik bir durumda vazgeçilebilen ve lüks görülenlerin en başında kitaplar olduğunu söylüyor. Okuma aşkının kendini bu işe ittiğini ve iyi ki kalbinin sesini dinleyerek şuan mutlu olduğu işi yaptığını söylüyor. Kendisine sorularımızı samimiyetle yanıtladığı için teşekkür ederiz.

Sahaflığa nasıl başladınız? Nasıl karar verdiniz sahaf olmaya? Sizi kitaplara bağlayan şey nedir?

Kitaba bağlıyım; çünkü her kitap bir düşüncedir.

Üniversite yıllarımda iyiden iyiye kendini hissettiren okuma aşkıma daha fazla karşı koyamayarak bu işe atıldım. Hızla gelişen durumların sonunda bulunduğum noktaya geldim. Mutlulukla, iyi ki kalbimin sesini dinlemişim diyebiliyorum. Okuma aşkı duyan insanlarla kitapları buluşturmak, hele ki uzun zamandır aradığı bir kitaba sayemde kavuşan birinin mutluğuna şahit olmak mükemmel bir his!  Çok uzun zamandır kitapla ilgileniyorum. İşin kazandırdığı deneyim bir yana; okumanın algıma kazandırdığı zenginliği kendi adıma çok büyük bir kazanım olarak görüyorum. Kitaba bağlıyım; çünkü her kitap bir düşüncedir. Kitap sayesinde türlü düşüncelerin içine akarken kaybolur belki de kendimizi yeniden buluruz. Bu etkisiyle kitap değerli bir araçtır; bireyin “başka/öteki” ile arasında güçlü bağlantılar kurar. Kavrayış gerektirir, yoruma iter, ruha dokunur ve şiddetle “ifade”ye zorlar. İnsan da ifadeyle var olur.

Günümüzde görüyoruz ki insanlar kitaba dokunmak yerine e-kitap tercih ediyor. İnsanların e-kitaba yöneldiği daha da kötüsü hiç okumadığı bu dönemde sahaflık yapmak nasıl bir şey? Zorlukları neler? Sahaflığa başladığınız ilk günlerden bu yana kitaplara olan ilgiyi bize anlatır mısınız?

Kitap lükse girebiliyor

Toplum mekaniği, insanın var olma mücadelesini kendine bağlayan şirket sistemi, zamanının büyük bir kısmına el koyuyor. Zaman kısıtlılığı da pratiğe olan talebi artırıyor. “En kısa yoldan elde etme” yönelimi bence bu durumun güzel bir örneği…  İnsanların büyük bir çoğunluğu kitabevi veya sahaf gezerek kitap almayı zaman kaybı olarak görüyor. Aradığı bir kitabı internet aracılığıyla e-kitap olarak satın alarak zamandan yana karlı olduğunu düşünebiliyor. Diğer yandan toplum genelinde kitap, temel ihtiyaç olarak görülmediği için zorlaşan ekonomik koşullarda yine büyük bir çoğunluk ilk olarak kitaptan vazgeçiyor. Bana komik gelen bir halde kitap lükse girebiliyor onlar için…   Eskiden – çok da geriye gitmeye gerek yok, birkaç yıl öncesine bakabiliriz, pasajımız daha canlı ve “ses”in, enerjinin olduğu bir yerdi.  Şimdi ise gitgide ıssızlaşıyor. Genel okurla daha az, ders kitabı arayan öğrencilerle daha çok karşılaşıyoruz. Onlar da çoğu kez yenisi pahalı olan bu kitapların ikinci el olanlarını daha uyguna bulabileceklerini düşündüklerinden pasajımıza geliyorlar.

“Kitap kokusu, yaşanmışlığı olan kitap” gibi bu işin edebiyatının yapıldığı ve bol “like” aldığı bir sanal dünya var. Peki gerçek dünyada sahaflara ilgi var mı? Yoksa diğer şeyler gibi kitap sevgisi de sanalda mı kalıyor?

Sahaflara ilgi bugün çok az ve bu bir gerçek. Neyse ki az da olsa kitap okumayı seven bir kitle hala var. Hiç olmaması gerçekten korkunç olurdu! Toplum popüler olana her zaman ilgi gösterir. Popülizmin kitaplara etkisi yok diyemeyiz ancak zararı biraz daha fazla gibi geliyor bana. Çoğunluk televizyon veya internette seyrettiği bir dizide gördüğü kitabı sırf “gösterildiği” için almak isteyebiliyor. Veya kitap bir gösteriş malzemesi haline getiriliyor; ona görselde kullanılacak bir aksesuar muamelesi yapılıyor. Hâlbuki bir kitap size fotoğraftan çok çok daha fazlasını verebilir. Zaten asıl amacı da odur. İnternetin imkân sunarak insanların ilgi isteğini fazlasıyla dürttüğü çeşitli sanal platformlarda günlük araçlar bile arzu nesnesine dönüştürüldükçe sanıyorum kitaplar da bir bardak içecekle kombine edilmekten kurtulamayacaklar.

Sahaflarda baskısı olmayan kitaplar, geçmiş dergiler ve el yazmaları bulabilirken günümüzde efemera dediğimiz plak, kaset, sinema afişi, el ilanları, tiyatro biletleri de görebiliyoruz. Sahaflığın bu değişimini nasıl yorumluyorsunuz?

 

Yaşam koşulları değişiyor değişmeye devam edecektir de. Açıkçası ben bu durumun içeriği zenginleştirdiğini, sahaflığa olumlu bir etki yansıttığını düşünüyorum.

Kitaba tamamen ticaret olarak bakıldığını, üzerinde ki fiyatlarla ‘’para’’ olarak görülmeye başlandığını görüyoruz. Okuyucuya hem uygun fiyatla kitap kazandırmak hem de baskısını bulamadığı kitapları ulaştırmak amacıyla siz bir sahaf olarak kitap mezatı etkinliği yapıyor musunuz? Katılım nasıl oluyor?

Hayır, mezat yapmıyor veya herhangi bir mezata katılmıyorum.

Her sahafın eline geçtiğinde kalbinin daha hızlı çarptığı, belki satmak istemediği bir kitap illaki vardır. Sizin elinize sizi böyle heyecanlandıran bir kitap geçti mi? Hangi kitap?

Açıkçası,  böylesine “kutsal” bir kitabım olduğunu söylemem biraz güç. Ne zaman nadir bir eserler karşılaşıp, “işte bu!” desem bir sonrakinde beni daha da heyecanlandıran başka bir kitaplar karşılaşabiliyorum.

Ufak kitapçıların tek tek kapandığı, kitap piyasasının büyük markaların eline kalmaya başladığı, alternatif kitapların ve okuyucunun azaldığı bir ülkede sahaflığın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Yaşatabilecek miyiz gerçek kitapçıları, kitap dünyasının ’don kişot’larını?

Şu zor günlerde umudumu korumakta gün geçtikçe zorlanıyorum ancak tarihten silineceğimizi de düşünmüyorum. Az veya çok bizler hep olacağız ve o ya da bu şekilde beraber olacağız.

 

 

Aytunç Erçifci – Çağrı Öner

 

Etiketler: » » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.