logo

Yürek Yakan Bir Film İncelemesi Prayers For Bobby


Tuğba Akbaşlı
tugbaakbasli@hotmail.com

Oğlunun gay olduğunu öğrenen dindar bir annenin oğlu ile arasında geçen olayları anlatan bir film. Eğer izlemediyseniz kesinlikle izlemeli, izletmelisiniz. Her ergenin, annenin, babanın izlemesi gereken bir aile filmi.

Özellikle şu günlerde onur haftası içerisindeyken, izlediyseniz bir daha izleyin eğer izlemediyseniz daha uygun bir zaman olamazdı.

Prayers For Bobby filmi yine aynı isimde olan bir kitaptan uyarlama ve aynı zamanda gerçekten yaşanmış bir hikaye. Bu olayın yaşanmış olması filmi daha da çekici yapan bir unsur.

Eğer filmi izlemeyi düşünüyorsanız yanınıza bol bol peçete almanızı tavsiye ederim çünkü film gerçekten çok duygusal. Öyle yalandan da göz yaşı dökmeyeceksiniz, gerçekten hissede hissede ağlayacaksınız, içiniz ezilecek o derece. Dİndar anne rolünde ki Sigourney Weaver efsane oynamış rolünü, izlerken onunla beraber ağlamaktan kendinizi alıkoyamayacaksınız.

Bobby baş roldeki gay oğlanımız. Ailesinin onun yanında olmayacağından korkan, özellikle annesini kırmaktan ve üzmekten korkan bobby eşcinsel olduğunu kimseye söyleyemiyor. Hatta insanlar anlamasın diye okuldan bir kızla flört ediyor.

Mary Griffith aşırı dindar olan annemiz. İncilin her kelimesini sorgulamadan kabul eden Mary, eşcinselliği büyük günah olarak görüyor ve tedavi edilebilir bi hastalık olduğunu düşünüyor.

Bence film oldukça derin. İçinde sadece yaşanan ailevi sıkıntılardan anne oğul arasında ki ilişkilerden bahsedilmiyor. Dİni sorgulamanız, araştırmanız ve doğru olduğuna inandığınız şekilde davranmanız gerektiğini de anlatıyor. Eş cinsel bir bireyin ailesi ile olan ilişkisinin yanında dinin üzerinde kurduğu baskyı da anlatıyor. Örneğin Bobby intihar düşüncesine giriyor ve bir kutu aspirin içmek üzereyken vaz geçiyor. Kendini öldürmenin dininde büyük günah olduğunu ama eşcinsel olmasının bundan da beter olduğunu düşünüyor.

Buraya kadar filmin genel özelliklerini sizlerle paylaştım fakat daha detaya girmek istiyorum. Eğer filmi izlemediyseniz ve izlemeyi düşünüyorsanız yazının devamı spoiler içeriyor olacak. Aman benim için fark etmez okuduktan sonra da izleme keyfim kaçmaz diyorsanız ya da zaten izlemiş iseniz buyrun daha detaylı inceleyelim.

Bobby’nin abisine açılması ile her şey gün yüzüne çıkıyor. Mary hemen oğlunu bir psikoloğa götürüyor ve tedavi olacağını tekrar normal olabileceğini sanıyor. Bobby’nin tedavisi devam ederken onu cinsellikten uzak tutmaya, kendini dine vermesini sağlamaya çalışıyor.Tedavi, okul, koşu derken evde de rahat vermiyor bobby’e incilden aldığı kısa bölümleri evin her tarafına yapıştırıyor kısacası Bobby evde çok zor bir dönem geçiriyor. Geçirdiği bu zor döneme sırf annesine olan sevgisinden dolayı katlanıyor. Erkeklere olan bu eğiliminin bir hastalık olduğuna kendisi de inanıyor ve tedavi olabileceğine inanıyor aslında.

Şehir dışından ziyarete gelen kuzeni durumu öğrenince Bobbye destek çıkıyor, evde ona yapılan muameleye dayanamıyor ve onu beraber yaşamaya davet ediyor.

Kuzeninin yanına taşınan Bobby ilk defa özgürce, kimliğini gizlemeden yaşıyor. İlk gerçek aşkı olan David ile orda tanışıyor. David’in ailesi ile tanışıyor ve ne kadar anlayışlı olduklarını gördüğü zaman, neden benim ailem de böyle değil diye içten içe üzülüyor. Ailesi ile ayrı olsa da annesi hala ona sataşmaya devam ediyor, oğlunun doğum gününde aids hastalığı ile ilgili bir kitap yolluyor. Bunun üzerine Bobby ise ona eşcinselliği anlatan bir kitap gönderiyor. Bu çatışma sürüp giderken Bobby aile sevgisinden yoksun kalıyor.

Her şeyin üstüne birde sevdiği adam olan David tarafından aldatılınca daha fazla katlanamıyor ve intihar ediyor. Ailesi ve sevgilisi tarafından yalnız bırakılan bir genç hayatına son veriyor, aslında istediği tek şey kendini kabul ettirmekti.

Filmin diğer yarısı ise Bobby’nin ölümünden sonra başlıyor. Oğlunun ölümünden kendini sorumlu tutan anne araştırmaya başlıyor. Oğlunun ruhunun ne olacağını öğrenmek için din adamlarına danışıyor. Filmin en  güzel yerlerinden biride burası bence . Eşcinsellerin gittiği, her görüşe açık bir kiliseye gidiyor. Kilise rahibi yazılanların yorumlanabilir olduğunu ve Bobby’nin ruhu için endişelenmemesi gerektiğini söylüyor.

Bundan sonra Mary için her şey değişiyor. Yaptığı araştırmalar, lgbti bireylerin aileleri ile konuşması derken Mary kendini tam bir lgbti aktivisti olarak buluyor.

Dindar, eşcinselliğin bir sapkınlık, hastalık olduğunu düşünen annenin bir lgbti aktivistine dönüşmesini anlatıyor film.

Film de beni en çok etkileyen sahnelerden bir konuşmayı sizlerle paylaşarak yazıma son vermek istiyorum.

Resmi olarak onur haftası için başvurulan mahkeme salonunda Mary’nin yaptığı bu konuşma eminim ki herkesi etkileyecek.

“Eşcinseller sonsuza kadar cehennemde kalmaya mahkumdur. Değişmek istedikleri takdirde bu kötü yoldan çıkmaları sağlanabilir.  Şevhetten uzak durmak isteseler, tekrar eskisi gibi olabilirler.  İşe yaramıyor, olmuyor deseler bile çaba sarf edebilirler. İşte oğlum bobby’e eşcinsel olduğunu öğrendiğim zaman tam olarak bunları söylemiştim. Eşcinsel olduğunu söylediğinde dünyam başıma yıkıldı.  Onu bu hastalıktan kurtarmak için yapabileceğim her şeyi yaptım. Oğlum 8 ay önce bir köprüden atlayarak hayatına son verdi. Erkek ve kadın eşcinseller hakkındaki bilgisizliğimden çok pişmanım.  Düşündüğüm ve bana öğretilen her şeyin bağnazca ve aşağılayıcı birer iftira olduğun gördüm. Şayet bana öğretilenleri sorgulasaydım, şayet bana kalbini açtığında oğlumu dinlemiş olsaydım… Bugün pişmanlıkla dolu olarak aranızda bulunmazdım. İnanıyorum ki tanrı bobby’nin şefkatli ve sevecen ruhundan hoşnut. Çünkü onun gözünde şefkat ve sevgi her şey demektir. Her eşcinsel sonsuz cehenneme mahkumdur. Bu sapkınlıktır, hastalıktır ve çocuklarımız için tehlike demektir dediğim zaman, bobby’nin özgüvenini ve değerli olma duygusunu yıktığımı bilmiyordum. Ve sonunda ruhu iyileşemeyecek kadar yaralandı. …Onun ölümü ebeveynlerin “eşcinsel” kelimesinden duydukları korkunun sonucuydu. …Pek çok çocuk var bobby gibi. hepsi de cemaatlerinizde. Farkında olmasanız da onlar sizi dinliyorlar ve dediğiniz her amin zaman içinde dualarını susturabilir. Eşcinsel kelimesine duyduğunuz nefret, korku ve cehalet onları dua etmekten vazgeçirecek.  Bu yüzden, evinizde veya ibadet ettiğiniz yerlerde “amin” demeden önce düşünün lütfen. Bir çocuk sizi dinliyor.”

 

Etiketler: » » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ONLAR HEP GÜLÜYOR

    08 Ağustos 2017 İnsan, Köşe Yazıları, Manşet

    Bir mücadele düşünün; kavganın güzelliğinde, güzellik kattılar kendilerine. Semih- Esra Özakça çifti ve Nuriye hocamız. Onurlu bir kavganın üç direngen insanı. Talimatlarla yapılan bir işte ‘’Adalet’’ aranır mı? diye haykırıyor Semih abi, eşine yazdığı mektubunda. Türkülerin ne güzel, sesin ne güzel deyişi hiç mi acıtmadı vicdan’ınızı ?  Ya eşyalarını dolaba yerleştirirken Esra’sının polarını bulması ve kendi kokusu sinmesin diye üşüse de giyememesi ya da doyasıya koklayamaması, hiç mi ürpertmedi içinizi ? Ömrüm kendine dirençli ve inanç...
  • Kitap Film Uyarlaması 6: The Sound and the Fury

    08 Ağustos 2017 Edebiyat, Kitapkurdu vs Sinefil, Köşe Yazıları, Manşet, Sinema

    Kitap: The Sound and the Fury - William Faulkner (1929) Film: The Sound and the Fury - Martin Ritt (1959) The Sound and the Fury - James Franco (2014) Faulkner'ın başyapıtı sayılan The Sound and the Fury'nin ve bilinçakışı tekniğiyle yazılan diğer bilimum romanın sinemaya uyarlanmasının her zaman içim imkansız olduğunu düşünürüm. The Sound and the Fury konusu itibariyle çok da ahım şahım bir şey olmasa da yazım stili açısından takdire şayan. Kitap ilk olarak zihinsel engelli Benjy'nin gözünden anlatılarak başlar, ardından bunalımla...
  • Altay için yeni bir sezon yeni bir heyecan

    07 Ağustos 2017 Güncel, Köşe Yazıları, Manşet, Spor

    2017-2018 SEZONU ALTAY VE DİĞERLERİ Geçen sene zor bir yıl oldu bizim için önce sapır sapır hoca değişikliği sonra gelen 20 maçlık yenilmezlik serisi ve sezon sonunda gelen play-off şampiyonluğu yine bizleri heyecanlandıran ve yeniden hayal kurmamızı sağlayan bir sürece itti. Evet geçen sene zor bir süreçti. Yeni bir yönetim yeni bir oluşum start verdi, Türkiye’ nin her yerinde spor okulları projesi, alttan gelen takıma birkaç dokunuş ve zamanında ödenen paralar ile ivme kazandı takım, belki zor bir yıldı ama yüzümüzün akı ile şampiyonl...
  • Cinsel Devrim

    02 Ağustos 2017 Araştırma, İnsan, Kadın, Köşe Yazıları, Manşet

    Cinsel Devrim; feminist hareket içerisinde yer alan 60'lı ve 80'li yılları kapsayan ve o yıllar arasında gerçekleştirilmiş olan bir hareket. Bu devrim sadece kadınları değil eşcinselleri de kapsar. Avrupa ( İsveç) ve Amerika ( San Fransisco) bu hareketin ilk adımlarının atıldığı ve kısa zamanda tüm dünyaya yayılmasında öncülük eden iki şehir olarak tarihe geçti. 68 kuşağı ya da 68 ruhunun gerçekleştirmiş olduğu bir harekette 68 ruhu, toplumdaki bütün adaletsizlikleri ve eşitsizlikleri reddetti. Kadınların cinsel anlamda da özgür olmaları gerekt...