logo

Sese ne gerek var zaten, ses kim ki?

Gündelik yaşamımızın birer parçası haline gelen yeni iletişim teknoloji araçları, bugün hayatımızın her alanında varlığını göstermektedir. Sağlıktan iletişime, eğlenceden eğitime kadar her alanda etkilerini ve müdahalelerini gözlemleyebildiğimiz bu araçlardan biri de video oyunları. Birden fazla tanımı olan oyunu basit olarak tanımlamaya çalışırsak çocukluğumuzdan yetişkinliğimize kadar geçen dönem içerisinde fiziksel ve psikolojik olarak eğlence amaçlı gerçekleştirdiğimiz eylemlerdir. Fakat zaman içerisinde teknolojinin getirdiği araçlar sayesinde bu tanımın ‘fizyolojik’ kısmının değişmesine neden oldu.

Teknolojinin hızlı bir şekilde gelişmesi ve değişmesiyle, daha büyük bir kitleye ulaşan video oyunları, artık eskisi gibi belirli yaş aralığındaki gençlere değil, daha geniş bir topluluğa hitap ediyor. Değişen teknolojinin yanı sıra, dönüşen kentleri de göz önüne alırsak, sokakta top sürmemiş, arkadaşlarıyla top oynamamış bir neslin FİFA gibi futbol oyunlarında harikalar yaratması durumun vahimliği kadar ironik.

Video oyunları ilk piyasaya çıktığında kendini sattırabilmek amacıyla ilk hedefi aile üzerinden üretilen reklamlardı. Aileyle birlikte eğlenceli vakit geçirme aracı olarak pazarlanan video oyun reklamlarında, ekran başında oğluyla oyun oynayan bir baba ve onlarla birlikte eğlenen anne ve kızı görüyorduk. Zamanla değişen tek şey elbette sadece ‘oyun’ kavramı değildi.  Reklamlar da bundan etkilenen bir diğer mecraydı. Şimdiki reklamlara baktığımızda genellikle sevgilisini video oyunları nedeniyle ihmal eden erkekler veya sadece savaş temalı aksiyon ve adrenaline dayalı reklamlar görüyoruz. Bütün bunların yanı sıra, ilk oyun aletlerinden günümüze çok şeyin değiştiği de bir gerçek. Peki ya oyunlar?

İlk zamanlarda iki veya tek kişilik oyunlar ile başlayan video oyunları, günümüzde yüzlerce oyuncuyu aynı anda içinde barındırabilen çatılar haline geldi diyebiliriz. MMORPG denilen (devasa çok oyunculu çevrimiçi rol yapma oyunu) oyun türü aynı anda çok sayıda insanın savaşabilmesini, oyun içindeki eşyalar üzerinden ticaret yapabilmesini sağlayabilen bir türdür. İnsanların eğilimine göre sosyal veya asosyalliği körükleyebilir. Bu tür oyunların başında saatler geçirip ölen insanlar da vardır, oyunun içinde tanışıp gerçek hayatta evlenenler de. Tabi bu uç örnekler sadece bu oyun türüne has değildir. Hatta bu tür olaylar video oyunlarının türlerindense bunları oynayan kişilerin türlerine göre değişir.

Peki, ilk zamanlar dediğimizde hangi dönemden, nasıl oyunlardan bahsediyoruz? Birçok insan Tetris veya Super Mario örneğini verebilir. Yalnız, video oyun tarihinin en önemli yapı taşları olan bu oyunların da ataları vardır.

Tennis for Two dünyanın ilk oyunu olarak kabul ediliyor. Bu oyun, 1958 yılında William Higinbotham tarafından, atom enerjisini tanıtmak için yapılmıştı. Tabi hemen evlerimizde deneyememiştik. Video oyunlarının evlerimize girmesini sağlayan ilk video oyun aleti Magnavox Odyssey idi. 1966 yılında Ralph Baer tarafından geliştirildi. Ses çıkışına bile sahip olmayan Odyssey, 1972′de piyasaya çıktığında 330.000 adet satmıştı. Ralph Bey her ne kadar buna ses çıkışı da koyalım dediyse de, Magnavox şirketi bu fikri kabul etmedi (tabi canım sese ne gerek var zaten, ses kim ki?). Oyun konsolunun yanında aynı zamanda renkli transparan plastik kaplamalar da verilirdi. Böylelikle kullanıcılar bu plastik kaplamaları televizyonlarının önüne koyarak oyunları renkli oynayabiliyorlardı. Şimdi ise bir oyun 1080p çözünürlüğe sahip değilse programlama yönünden sınıfta kalmış olarak sayılıyor. Odyssey insanları 42 yıl sonra nelere sahip olacağımızı bilseler ne hissederlerdi acaba?

Tüm bu gelişmelerden sonra çok basit ve çok eğlenceli bir video oyunu piyasaya sürüldü. Aslında yeni bir şey yapmıyordu. Fakat yaptığı işte o kadar iyiydi ki video oyunları tarihine adını büyük harflerle yazdırdı.

‘PONG’

pong_cabbig-webPong, bilinen ilk arcade video oyunu. Siyah bir ekranı dikey şekilde ikiye bölen bir şerit, her iki tarafta kullanıcılara ait birer dikey çubuk ve ortada gidip gelen bir nokta ile zamanında insanları başına kitlemişti. Basit bir tenis oyunu olan Pong, 1972 yılında piyasaya çıktığında büyük sükse yapmıştı. Atari adlı firma tarafından geliştirilen bu oyun, Odyssey üzerinde oynanan bir tenis oyunundan etkilenerek yapılmış, zamanına göre gelişmiş bir tenis oyunuydu. İlk olarak bir bara yerleştirilen Pong makinası, kurulduktan bir süre sonra teknik arızalar göstermiş, nedeni de içinde biriken çok miktarda bozuk paraymış. İnsanların video oyunlarına ayırdıkları vakit bundan 40 sene bile önce gerçekten dikkat çekiciymiş.

Şimdi her evde video oyun oynama imkânının olması bazı şeylerin heyecanını azaltıyor olabilir. Belki de video oyunları eskisi kadar popüler değildir. Yine de video oyunları kendisine has büyük bir kültürü (daha çok popüler kültür) içinde barındırıyor. Tek başınıza, arkadaşlarınızla veya yabancı insanlarla yardımlaşarak ya da rekabet ederek bu kültürü yaşayabiliyorsunuz, hatta gelişmesine katkıda bulunabiliyorsunuz.

*Bu yazı “Pano” dergisinde yayımlanmıştır.

Etiketler: » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.