logo

ŞARKILARLA YETİŞEN EŞKİYALAR


Deniz Doku
denizhaberman@gmail.com

Bir toplumun varoluşlarından biridir sanat. Bale, opera, tiyatro ve müzik. İnsanların beyinlerinin uyuşması değil, daha çok insanların ufkunu açan sanattır. Müzik dinleyen hiç kimse eşkiya olmaz ama daha çok bilinçli toplumun bireyidi, fakat müzikten uzak olan dindar nesilin en azından ne olduğunu hepimiz görebiliyoruz ve din adamlarının veya ülkenin başındakilerin anlattıklarından sadece kendi yandaşlarınızı inandıran bir topluluk yarattığınızın herkes farkındadır.

Geçen günlerden Cübbeli Ahmet hoca olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü’nün yaptığı açıklamaya göz attım. “Şarkılarla türkülerle yetişen nesil eşkiya oldu” diye bir açıklama yapmış. Cübbeli yıllarca 23 nisan şenliklerinde stadyumlarda çocukların yaptıkları dansları eleştirerek “Biz size diyoruz ki; siz bu milleti uyuttunuz, uyuşturdunuz. Senelerdir balelerle, danslarla, çoluk çocuğu baldır bacak çıplak vaziyette stadyumlarda dolaştırarak, bütün erkekleri onlara baktırarak, kimin oğlu, kimin kızı belli değil, sarmaş dolaş dans yaptırarak yetiştirdiniz.” diye konuşmuş. Dervişin zikri neyse fikride odur. Hoca kusura bakma hiç kimse oradaki çocuk bayramında dans eden insanların ne giydiğine değil kendi bayramlarında çocuklarının özgürce dans etmelerini izlemek için gitti ve çocuklar için verilmiş en güzel bayramda kendileri istedikleri gibi sanatla iç içe kutladılar bunca yıl. Fakat hiç kimse sizin gibi çocuklara bacaklarına veya ne giyiklerine bakmadılar.Müzik bir ülkenin en gelişimidir ve hiç bir zaman şarkılar ve türküleri dinleyen eşkiya olmamıştır, daha çok eşkiya hükümdar olmaz demiştir. Müzikten mahrum kalan siz ve yandaşlarınızı görüyoruz. Ensar vakfı veya başka yerlerde olduğu gibi sadece çocuklara cinsel istismarda bulunarak, tecavüz ederek onları yok ettiğiniz gibi. İşte aradaki fark Cübbeli hoca sizler tecavüz ederek çocukları yok ediyorsunuz; fakat müzik dinleyip sanatla uğranşanlar sadece kendi ükesi değil Dünya çocuklarına bayram hediye ediyor.

Bir ülkenin geleceği o dans eden doyasıya oynayan çocukların elindedir aslında. Daha çocuk yaşta sanatla uğraşıp müzik dinleyip dans edecekler ki ileride ülkelerine daha yararlı birey olabilmek ve ülkelerine katkı sağlayabilmek için. Okullarda, stadyumlarda ve meydanlarda dans edebilcekler ki kendi özgüvenlerini kazandıklarını ve birlikte hareket edebilme duygularını göstermek için. Sizler gibi onların ne giydiklerine, bacaklarına veya tanımadığı erkeklerle dans etmeleri değil önemli olan. Cübbeli hoca siz ilk önce çocuklara tecavüz etmekten vazgeçin.Sanatla uğraşan hiç bir toplumdan ne sizin gibi tecavüzcü çıkar ne de eşkiya. Sadece sizin gibi dindar nesilden çıkar bu saydıklarınız unutmayın.

Etiketler: » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ONLAR HEP GÜLÜYOR

    08 Ağustos 2017 İnsan, Köşe Yazıları, Manşet

    Bir mücadele düşünün; kavganın güzelliğinde, güzellik kattılar kendilerine. Semih- Esra Özakça çifti ve Nuriye hocamız. Onurlu bir kavganın üç direngen insanı. Talimatlarla yapılan bir işte ‘’Adalet’’ aranır mı? diye haykırıyor Semih abi, eşine yazdığı mektubunda. Türkülerin ne güzel, sesin ne güzel deyişi hiç mi acıtmadı vicdan’ınızı ?  Ya eşyalarını dolaba yerleştirirken Esra’sının polarını bulması ve kendi kokusu sinmesin diye üşüse de giyememesi ya da doyasıya koklayamaması, hiç mi ürpertmedi içinizi ? Ömrüm kendine dirençli ve inanç...
  • Kitap Film Uyarlaması 6: The Sound and the Fury

    08 Ağustos 2017 Edebiyat, Kitapkurdu vs Sinefil, Köşe Yazıları, Manşet, Sinema

    Kitap: The Sound and the Fury - William Faulkner (1929) Film: The Sound and the Fury - Martin Ritt (1959) The Sound and the Fury - James Franco (2014) Faulkner'ın başyapıtı sayılan The Sound and the Fury'nin ve bilinçakışı tekniğiyle yazılan diğer bilimum romanın sinemaya uyarlanmasının her zaman içim imkansız olduğunu düşünürüm. The Sound and the Fury konusu itibariyle çok da ahım şahım bir şey olmasa da yazım stili açısından takdire şayan. Kitap ilk olarak zihinsel engelli Benjy'nin gözünden anlatılarak başlar, ardından bunalımla...
  • Altay için yeni bir sezon yeni bir heyecan

    07 Ağustos 2017 Güncel, Köşe Yazıları, Manşet, Spor

    2017-2018 SEZONU ALTAY VE DİĞERLERİ Geçen sene zor bir yıl oldu bizim için önce sapır sapır hoca değişikliği sonra gelen 20 maçlık yenilmezlik serisi ve sezon sonunda gelen play-off şampiyonluğu yine bizleri heyecanlandıran ve yeniden hayal kurmamızı sağlayan bir sürece itti. Evet geçen sene zor bir süreçti. Yeni bir yönetim yeni bir oluşum start verdi, Türkiye’ nin her yerinde spor okulları projesi, alttan gelen takıma birkaç dokunuş ve zamanında ödenen paralar ile ivme kazandı takım, belki zor bir yıldı ama yüzümüzün akı ile şampiyonl...
  • Cinsel Devrim

    02 Ağustos 2017 Araştırma, İnsan, Kadın, Köşe Yazıları, Manşet

    Cinsel Devrim; feminist hareket içerisinde yer alan 60'lı ve 80'li yılları kapsayan ve o yıllar arasında gerçekleştirilmiş olan bir hareket. Bu devrim sadece kadınları değil eşcinselleri de kapsar. Avrupa ( İsveç) ve Amerika ( San Fransisco) bu hareketin ilk adımlarının atıldığı ve kısa zamanda tüm dünyaya yayılmasında öncülük eden iki şehir olarak tarihe geçti. 68 kuşağı ya da 68 ruhunun gerçekleştirmiş olduğu bir harekette 68 ruhu, toplumdaki bütün adaletsizlikleri ve eşitsizlikleri reddetti. Kadınların cinsel anlamda da özgür olmaları gerekt...