logo

Medya Arasında Bir Soma


facebooktwitter
Çağrı Öner
marmarisliler@gmail.com

Soma’da Karanlıkdere maden ocağı faciasında yaşananların ana akım medyada ve sosyal medyada farklı şekillerde aktarılması, insanlar tarafından eleştirilen konular arasında yer aldı. Gerçeklerin yansıtılmadığını dile getiren halk, ayrıca Soma’nın STK, muhalif gruplar ve partilerin eylem yeri haline geldiğini ifade etti.

Ana akım medyanın yanı sıra, bağımsız yurttaş haberciler de  hem Karanlıkdere maden ocağında hem de Kırkağaçta, bulundu. Halk yanlarında gördüğü haberciler aracılığıyla seslerini duyurmaya çalıştı. Bölgedeki haberciler ise an ve an ilk anından beri faciayı kaydetmeye başladı. Yurttaş habercilerin yayınladıkları ile ana akım medyanın yayınladıkları ilk anlardan itibaren çelişkileri doğurdu. Çelişkiler ise halkın tepkilerini doğurdu. İlk anda kameralara konuşmaya çalışan dertlerini dile getiren Soma halkından, ertesi gün kamera gördüklerinde yavaş yavaş ‘çekmeyin, gidin buradan’ gibi tepkiler gelmeye başladı.

Halk medyaya güvenini kaybetti

Cansız beden sayıları ana akım medyada farklı farklı gösterilirken, yurttaş habercilerde farklı sayılar gözlere çarptı. Canlı yada cansız beden bekleyen ailelerin tepkileri her geçen gün arttı. Özel röportaj yapmak isteyen her bir haberci halkın yaşadığı stresi unuttu. Bir yanda yaşananları taraflı tarafsız kamuoyuna duyurmaya çalışan habercililer, bir yanda acılı aileler. Halk belli bir süre sonra rahat bırakılmayı tercih etti. Sebebi belliydi. Soma halkı, gerçeklerin gösterilmediğini dile getirmeye çalışırken tepkilerini tüm habercilere yansıttı. Ne kadar doğruydu? Bir yanda acı, bir yanda rant için haber yapmaya çalışmak? Git gide büyüyen cansız beden sayı tartışmaları, kaçak işçi çalışıyor muydu? sorusu ve politikacıların kendilerini ana akım medyada gösterme çalışmaları arasında ana akım medya Soma halkını unuttu. Acılarından çok yada psikolojilerini anlamak yerine medya ranttına döndü.

Naaşlarını istiyorlar

Soma halkının acısına ulaşamadıkları naaşlarıda eklendi. Ülkenin dört bir yanından gelen partiler, politikacılar, STK’lar ve haberciler belgeleme yada rant peşinde bulundu. Bu durum karşısında halkın medyadan gerçekleri görememeside eklenince Soma Medyacılara OHAL bölge oldu. Yurttaş haberciler bile ilk andan itibaren halkın yanında duruken onlarda halkın tepkisine maruz kaldı. Soma Devlet Hastahanesi’nde haber bekleyen ailelerin yüzleri sanki facianın üçüncü günüde değişmişti. Medyayı görünce sevinen aileler bu sefer medyadan nefret etmeye başladı. Her habercinin kamuoyu ile paylaştığı bilgiler doğrultusunda STK’lar, politikacılar ve muhalif grupların eylem yeri haline geldi.

Çağrı Öner

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KARAGÖL’E TIRMANIYORUM

    20 Temmuz 2017 Doğa, Köşe Yazıları, Manşet

    Zamanın behrinde, Tantalos adında kıyak bir kral varmış. M.Ö 8. yüzyılda yaşadığı ve Frigya kralı olduğu öne sürülen Tantalos, tanrıların sofrasına oturabilen tek kral. Fakat ne olduysa Tantalos, tanrıların bu hoşgörüsünü kötüye kullanır ve bunun sonucunda büyük bir cezaya çarptırılır. Efsaneye göre; Tantalos, Zeus tarafından Spil Dağının bir yarığından aşağı atılır ve düştüğü yer bir göle dönüşür. Berrak ve serin suların çenesine kadar geldiği bu gölde açlığa susuzluğa ve en kötüsü ölümsüzlüğe mahkum edilir. O zamanlar Tantalis olarak adlandır...
  • BİÇİM Mİ İŞLEV Mİ? HEPSİ? HİÇBİRİ..

    19 Temmuz 2017 Doğa, Köşe Yazıları, Manşet

    Guggenheim Müzesi Bilbao- Mimar: Frank Gehry.1997. Dekonstrüktiv mimari örneği. İlk bakıldığında gemiye benzetilse de aslında yukardan bakıldığında çiçek formu olduğu anlaşılmaktadır. Mimaride dekonstrüktivizm ya da yapısal analiz, 80'li yılların sonlarında doğdu. Parçalanma fikri onun karakteristik özelliğidir. Aynı zamanda, yapının yüzeyi ve genel görünüşü de manipüle edilir. Nesneye, iskeletini rahatsız etmesi ve yerinden oynatması beklenen eğrisel şekiller hakimdir. Binanın yapısı, kontrollü bir kaos duygusu ve öngörülemezliği uyandı...
  • İmgelerle Konuşan Yönetmen Kim Ki Duk

    11 Temmuz 2017 Köşe Yazıları, Manşet, Sinema

    Güney Kore'nin bir taşra köyünde dünyaya gelen efsanevi yönetmen, senarist ve yapımcıdır kendisi. Zor bir hayat geçiren Kim Ki Duk bu efsane tarzını geçirdiği zor hayata borçlu sanırım. Sinema ile ilgili hiç bir eğitimi yok ve hiç bir sinemacının asistanlığını yapmamış yani tamamen dışarıdan bir göz olması insanı harete düşürüyor. Tarım ile ilgili bir okulda okumuş fakat maddi sıkıntılardan dolayı devam edememiş, deniz kuvvetlerinde bile çalışmış. Hatta sinemayla ilk karşılaşması bile 30 yaşında olmuş. İlk defa bir filmi 30 yaşınday...
  • Adil On The Road 7: Travmatiktir Bahtı Kalbimin

    11 Temmuz 2017 Köşe Yazıları, Manşet

    Geçmişte yaşadığımız ve üzerimizde etki bırakan bazı olaylar, biz farkında olmadan hayatımızda travma noktaları oluşturur. Bu travma noktaları da, o yaşadığımız olaylara benzer olayları tekrar yaşadığımız anda alacağımız kararları, olumlu yada olumsuz olarak, doğrudan etkiler. Bunu da sigara içtiği için ayrıldığım eski bir kız arkadaşımın beni zorla götürdüğü ‘psiko-drama’ seansında öğrenmiştim. Aslında sigara içtiği için ayrılmam da benim bir travmamdı, ama bundan kendisinin hiç bir zaman haberi olmadı. Ben bazı travmalarımı bu şekilde yaşı...