logo

Hastane ama üniversite hastanesi..


Arda Aydın
arda.aydin@windowslive.com

Geçtiğimiz akşam bir arkadaşım ayağını burktuğu için beraber Balçova’da ki üniversite hastanesine gittik, daha önce farklı zamanlarda kendim için ve bir arkadaşım için gitmiştim oraya ama bu seferki bir hayli ilginçti… Başımızdan geçenleri anlatmak istiyorum çünkü beni bir hayli şaşırttı…

Saat akşam 10 sularında hastaneye vardık, arabayı park ettik ve acil servise girdik, girer girmez içeride bir yaralı kafasına yapılan pansumanı tutuyordu, hastane ortamını pek sevmediğimden ötürü girer girmez bu manzarayla karşılaşmak biraz kötü oldu açıkçası. Neyse, hasta kabuldeki görevliye durumu anlattık, biraz sert bir tavırla biz gelmeden önce 6 tane ambulansın geldiğini ve sıra olduğunu sıranın bize 1 saat sonra gelebileceğini bekleyeceksek sıra vereceğini söyledi. Bizimde durumumuz çok acil olmadığı için birkaç saat sonra dönmek üzere oradan ayrılmaya karar verdik. Sonra arabaya doğru giderken aklıma görevlinin yaptığı açıklama takıldı ve düşünmeye başladım, bir acil servis için 6 ambulans çok muydu? Yani gerçekten kapasitenin dışında bir sayı mıydı? Bizim durumumuz tabi ki acil değildi, bilek ağrısı öldürmezdi ama içeride ki doktorlar gelen 6 ambulansın hastalarıyla ilgilenirken biz değil ölümün pençesinde olan bir başka hasta gelseydi acil servise? Tabi ki eleştirdiğim nokta bizim içeri alınmayışımız değil, benim takıldığım nokta bir acil servis için 6 ambulans gerçekten fazla mıdır? Üstelik Balçova ve Narlıdere gibi iki büyük yerleşim yerinin ortasında bulanan bir hastane için? Bu noktada aslında gelen 6 hastanın da durumunu göz önünde tutmak gerekiyor tabi ki ama ben yine de ne olursa olsun kapasitenin altında hizmet verdiğini düşünüyorum. Neyse, biz arabaya bindik otoparktan çıkarken otopark ücreti olarak 4 TL ödedik. Bugüne kadar birçok paralı otoparka girmiştim ve hepsindeki genel uygulama ilk 20 dakika ücretsiz sonrası kaldığınız saate göre ücretlendirilmesi şeklindeydi ama oralar Otagar, Havaalanı gibi yerlerdi.  Bu otoparkta böyle bir uygulama yokmuş, otoparka girer girmez çıkmak isteseniz dahi 4 Lira ödemek zorundaymışsınız, neyse ben yine her zaman olduğu gibi olayı tam kavrayamadım ve otoparktan çıktıktan sonra aklıma geldi; bir hastanenin otoparkı neden paralı olur? Parasız sağlık istekleri için sokağa dökülen insanlar belki bazı şeyleri elde ettiler ama tedavi olmak için geldikleri hastaneye eğer arabalarıyla gelmişlerse tedavi sürelerine endeksli olarak otopark parası ödemek zorundalar yani sağlık parasız ama otopark paralı. Gerçi sağlığında parasız olduğu tartışmaya açık bir konu ama bu yazıda ondan bahsetmiyorum… Neyse, tekrar hastaneye döndük 2 saat sonra, cevap yine aynı sıra var… Bu sefer beklemekte kararlıydık, hem arabayı da dışarıya park etmiştik otoparka para ödemek gibi bir derdimiz yoktu. Başladık beklemeye, 45 dakika sonra sıra geldi, arkadaşım içeriye girdi… Kapıda baya ilginç şeyler oluyordu… Acil servise hasta getiren araçların şoförlerinin yerinde olmaması ve kapının önüne park edilmiş olmasından dolayı, bir şoför ters yoldan çıkmaya çalıştı. Tam o sırada hasta getiren başka bir araçla kafa kafaya geldiler ve içeri giren aracın şoförü sinirli bir şekilde ki bence haklı olarak ‘’Hasta var açsana yolu’’ diye bağırdı ve öteki araç hızlıca geri geri çekildi. İşte bunların hepsi hastane güvenliğinin gözü önünde oldu ve hiç sesini çıkartmadı. Sizi bilmem ama ben baya şaşırdım bu olaylara. Neyse, beklerken bir diğer dikkatimi çeken ve acil servisin kapasitenin altında çalıştığını düşündürten şey; ‘’ Acil personeli lütfen acil servise’’ Anonsuydu, bu 5 ya da 10 dakikada bir tekrarlanıyordu. Sonra biraz pollyannacılık oynadım belki personel dediği temizlikçiler filandır diye düşündüm çünkü anonsun yapıldığı kişiler doktorlarsa, insanlar içerde zor durumdayken kendileri dinleniyordu… Tabi ki onlarda dinlenmeyi hak ediyorlar ancak yoğun olduğu için tedavisi 15 dakikayı geçmeyecek basit bir bilek burkulmasına bile bahaneler sunarak uzun süre bekletiyorlardı ve böylece acil servisin basit vakalarla dolmasını sağlıyorlardı. Böyle bir yoğunlukta keyif yapmak son iş olmalı bence. Keyif dediğim için takılabilirsiniz ama bu kadar çok sık anons yapıldığı için böyle söylüyorum sanki sürekli dışarıda gibiler doktorlar.

İşte bunlar hastanede ama üniversite hastanesinde başımdan geçen olaylar. Bana bir kez daha sağlık sisteminin birçok sorumsuz insanla dolu olduğunu ve hastanelerin yetersiz olduğunu gösterdi. Bence yeni hastaneler yapmaktan ziyade eski hastanelerin kapasitelerinin arttırılması lazım çünkü şehirleşme genelde okul, hastane gibi önemli kamu kuruluşlarının etrafında yayıldığı için o hastanelerin kapasitesi gün geçtikçe azalıyor ve mağdur insan sayısı artıyor.

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Oshiete! Galko-chan / おしえて!ギャル子ちゃん (2016)

    25 Haziran 2017 Anime - Manga, Köşe Yazıları, Manşet, Sinema

    Aynı isimli mangadan uyarlanan ve Please Tell Me! Galko-chan olarak çevrilen anime serisi, yaklaşık 8 dakikalık 12 bölümden oluşuyor. Animenin ilerleyişi, lise dönemindeki üç arkadaşı temeline oturtarak, ergenlik döneminde yöneltilen soruları eğlenceli bir şekilde cevaplandırmak. Animenin temel çatısı Japon alt kültürünün zıt kolları olan gyaru (tiki kız gibi algılayabiliriz) ve otaku (geek olarak düşünebiliriz) iki karakterin arkadaşlığının etrafında şekillenmesi. Galko gyaru karakterimiz ve onun en yakın arkadaşı Otako ise otaku karakter...
  • ve kuşlar, kendi göğünde vuruldu

    23 Haziran 2017 Köşe Yazıları, Manşet

    İnsan nasıl gider, inan hiç öğrenemedim. Ben hiç giden olamadım. Hep kaldım. Bir çıkış yolu aradım. Vardı bir çözümü elbet. Öylece durup sahte, yapay bahaneler üretip sonra hiç yaşanmamış gibi terkedemezdim. Dibine kadar mücadele etmeyi seçerdim. Bir güzelliğe yeniden kavuşmayı umar, suların durulmasını herşeyin normale dönmesini beklerdim. Ama asla kimseyi yarı yolda bırakmazdım. Bende yoktu o. Devasa amblemli kıyafetleri giyemiyorum. Toplumun değer yargısıyla, insanları giydiklerine göre değer verilmesinden nefret ediyorum. Her şey kara...
  • Anlatan Eller : “Neden duyan ve sağır toplum iletişim halinde olmasın?”

    21 Haziran 2017 Emek, Engel, İnsan, Manşet, Röportaj, Video

    Sokaklar yalnızca duyan, gören insanların değil. Bu konuda yanılgıya düşüyoruz çoğu zaman. Bu ülkede yaşayan milyonlarca görme engelli, işitme engelli, bedensel engelli var. En büyük sorun ise engelli insanları toplumun içine dahil etmek konusunda başarısız, sokakları engelli insanlara uygun hale getirip paylaşma konusunda ise beceriksiz oluşumuz.   Herhangi bir engeli olan insanlar ile ortak noktada buluşmanın, bir şeyleri paylaşmanın yollarını aramanın önemli olduğunu düşünüyoruz. Bunu göz önünde bulundurarak duyan insanları işaret ...
  • Adil On The Road 4: Eski Bir Dost Hakkında

    20 Haziran 2017 Eğlence, Köşe Yazıları, Manşet

    Belirli bir yaştan sonra alışkanlıkların değişmesi hiç kolay olmuyor insanın hayatında. Özellikle bu alışkanlıklar, siz farkında bile olmadan bağımlılığa dönüşmüşse. Otuz yıllık hayatımın son on senesinde, bu on senenin içindeki son yedi senenin neredeyse her gününde ‘dost’ olarak gördüğüm bir ‘düşman’ ile yaşamıştım. Evet, eski dosttan düşman olmaz belki ama bahse konu olan ‘dost’ bağımlılık seviyesine gelmişse, bir yerde ona ‘dur’ demem gerekiyordu. Fakat beceremiyordum. Zaten yapı olarak çok müsait olduğum ‘boş vermişlik’ tavrımı fazl...