logo

KARANLIK ODANIN SIRRI

Fotoğraf, hayatımızın hemen hemen her köşesinde yer alır. Karanlık odalarda başlayıp günümüze kadar süren koca bir aydınlıktır aslında. Hayatımızdaki anları, dakikaları yakalayan ve bize saklama imkanı veren güzel şey fotoğraftır.

1939 yılında Paris’te görüntüleri sabitleyen bir yöntemin bulunduğu haberi yankılanmıştı. Gerçek bir mucize olarak karşılanan dagerotipi, 30 yıl içinde giderek gelişen başka teknikler,izler ve fotoğrafın yaygınlaşmasıyla ilk atölyeler ve portre stüdyoları toplumsal yaşamın merkezi noktalarından birine dönüştü.Fotoğraf bir yandan da adli,belgesel,bilimsel ya da topografik amaçlarla kullanılmaya başladı.

torosmutluKitapları ve dergileride süsler. Günümüz tarihinde neredeyse her alanda hayatın her dakikasında kullanılır fotoğraf. Peki ama her kişiye göre aynı değeremi sahiptir fotoğrafın anlamı? Bende Toros Mutlu’ya hayatımızın bu kadar büyük bir alanını kaplayan fotoğrafa yönelik bazı sorular sordum.

1.) Size göre fotoğraf ne ifade ediyor ?

Toros mutlu; Fotoğrafı, izleyicisi, üreticisi ve mesleğim olarak üç farklı kulvarda deneyimliyorum. Üçü de açıkçası farklı şeyler ifade ediyor bana. Fotoğrafın kendisini, her zaman fotoğraf çekmekten ve fotoğrafçı olmaktan daha fazla sevdim. Fotoğrafçı olmayı da hem akademik, hem de bir ticari ve sanatsal iş olarak sürdürüyorum; akademi kısmıçok yeni olmama rağmen inanılmaz haz verici, ama ticari işlerde her zaman aynı tatmini bulmak mümkün olmayabiliyor. Gene de yorulmadan çalıştığım ve hep daha fazlasına aç olduğum bir alan olduğu için doğru yerde bulunduğumu hatırlatıyor bana. Fotoğrafın kendisi ile ise çok katmanlı ve sürekli bir derinleşen, bir sığlaşan bir ilişkim var. Zaman zaman daha derinlerinde çok yüzeysel şeyler bulabilirken, bazen de yüzeyinde çok derin anlamlar ortaya çıkartabiliyor. Görsel sanatlarda çoğu dal, illüzyonun gerçekliğiyle ilgiliyken; fotoğraf, gerçeğin illüzyonuyla ilgili bana göre. Sanırım benim onunla olan ilişkimi de çok katmanlı ve değişken hale sokan şey bu.

2.) Sizce fotoğraf hayatla bizim aramızda nesnel bir aracı mı ?

Bence fotoğraf hayatla bizim aramızda nesnel bir aracı değil. Hiçbir şeyin de bu konuda
nesnel bir aracı olabileceğini düşünmüyorum, inanmıyorum. Sadece bir aracı seçmiş olmakla bile
zaten yeterince öznel bir tercih yapmış oluruz.

3.) Fotoğraf bir icatmıdır yoksa bir keşifmidir?

İkisi de aslında; ama bu sorunun cevabı benim için fotoğrafla ve tarihiyle kurduğum
duygusal/olgusal bağa bağlı olarak zaman zaman değişebiliyor. Resmi duyuruluş tarihi olarak
bilinegelen 1839 yılına kadar o kadar çok yapılan şey var ki. Bu işle uğraşan insanların
metotlarını incelediğinizde doğada bulunan bir olguyu anlamlandırmak, onu yüzeye çıkartmak ve
en önemlisi de sabitlemek için verilen bir çabayı görüyoruz aslında. Bu dediğim kısımlar detaylı
incelenirse gerçekten aslında ortada bir keşif olduğunu düşünebiliriz. Özellikle de, fotoğrafın ışık
ve optik gibi fiziği ilgilendiren kavramlarla, sayısız kimyasal süreçlerin buluşması olarak
gördüğümüzde daha da ilginç bazı felsefi çıkarımlar yapmamız mümkün.
Öte yandan 19. yüz yılın ikinci yarısı bugün akıllı telefonlar için uygulama üretme yarışında olan
ve kısa yolla zengin olmak isteyen insanlara benzeyen “hezârfenlerle” doluydu. Özellikle bazı
baskı tekniklerinin yükselişi, pozitivizmin güçlenmesi, endüstri devriminin haberleşme ve
iletişim gibi alanlardaki yansımalarının giderek yayılması fotoğraf “makinesinin” icadını
kaçınılmaz kılmıştır.

4-) Daha önce hiç görmediğiniz bir anı fotoğraflama imkanınız olsa bu fotoğraf karesi neleri kapsardı?

Epey romantik bir soru. Fotoğrafla bu tip bir ilişki kurmaya alışkın olmadığım için
cevaplaması benim için oldukça zor. Bence fotoğrafını çektiğimiz her şey daha önce
görmediğimiz bir an zaten. Eğer “an” diye bir şey varsa, zaten bu çok büyük oranda fotoğrafın
hayatımıza soktuğu bir değer diyebilirim. Ünlü fotoğrafçı Garry Winogrand’a film değiştirirken
kaçırdığı fotoğraflar hakkında ne hissettiğini sorarlar; o da, ben filmi değiştirirken bir fotoğraf yoktur der. Sanırım bu sorunun da en doğru cevabı Winogrand’ın söylediklerinde saklı.

5-) Fotoğraf bir sanat mıdır ?

Araçların kendilerinin sanat dallarını tanımladığına dair yaygın bir yanılgı içinde insanlar.
Kullandığınız herhangi bir araçla sanat eseri üretebiliyorsanız, isterseniz kalemtıraş kullanın, hiç
fark etmez. Bu bitmez ve bana epey komik gelen tartışmada da durum farklı değil. “Fotoğraf
sanattır!” diye bir şey yoktur, ama fotoğrafla sanat eseri üretebilirsiniz. Aynen kamıştan
oyduğunuz bir enstrümanla üretebileceğiniz gibi. Burada Gombrich’in “Sanat yoktur aslında.
Yalnızca sanatçılar vardır.” sözünü hatırlatmak yerinde olacaktır sanırım.
Her araç kendi anlatım biçimlerini, limitlerini ve az çok geleneklerini beraberinde getirir. Bu
konu, iş fotoğraf olunca biraz daha ilginç bir yerde duruyor. Fotoğraf dediğimiz, bu mekanik
röprodüksiyon aracının konularını ister istemez hepimizin paylaştığı dış dünyadan alması
münasebetiyle herkeste ona dair aceleci bir yargı oluşuyor. Neyin sanat olup olmadığı konusuyla
ilgili sağlıklı bir düşünceye sahip olabilmek için sadece neye değil, nasıla da bakmalıyız.

Gaye Ödevci

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.