logo

Oy!


Arda Aydın
arda.aydin@windowslive.com

Yeni yazımı yazmak için konu düşünürken bir anda facebook’da bir video takıldı gözüme, video’nun başlığı ‘’Oy verme- Hilafet Yanlıları’’ idi. Daha önce yine gözüme ilişen gündemde yer edinmiş birçok sanatçının hazırladığı ‘’Oy Ver’’ videosunu da izlemiş olmamdan dolayı video bir hayli dikkatimi çekti ve başladım izlemeye… Üç buçuk dakika kadar süren videoda ki mesajlar bir hayli netti; demokrasiden uzak durun, demokrasi için sizden oy isteyenlere oy vermeyin, seçimde oyunu alır ve sonra seni unuturlardı mesajları…

Video haremlik selamlık yöntemiyle hazırlanmış. Videoda ki kadın ve erkekler farklı ortamlarda kayıt edilmiş ve montajlama tekniğiyle birleştirilmiş. Bence muhtemelen video montajlandıktan sonra izleme fırsatları olmamıştır videoyu yapanların zira izledilerse haremlik selamlık uygulamanın bir mantığı kalmıyor.  E izlemedilerse de nasıl bir şey oldu merak ediyorlardır. Ayrıca kendileri gibi düşünen insanlarda haremlik selamlık uygulamasına inandıkları için muhtemelen videoyu izleyemiyordur… Gittikçe paradoksa dönüşen bir hal almaya başlıyor anlayacağınız.(Yazar bu noktada çok düşünülmemesi gerektiğini telkin ediyor)

Anti Kapitalist Müslüman gençlerden sonra seçimlerde sandığa gitmeyin çağrısı yapan ikinci gurup oldular, kendilerini bütün içtenliğimle tebrik ediyorum demokrasiye karşı kararlı duruşlarından dolayı. Umuyorum ki kampanyaları sonuca ulaşır çünkü ulaşmazsa yani en azından ben böyle bir kampanya yürütüyor olsaydım ve milyonlara oy kullanmama çağırısı yaptıktan sonra milyonlarca insan demokrasinin gücüne inanıp sandığa gitselerdi baya bozulurdum işte o yüzden umuyorum ki birileri çağrılarına uyar ve sandığa gitmezler.(Yazar burada kendi çıkarını düşünüyor)

Bence, videoyu yapan kişilerin birkaç noktada yanılgısı var. Bir tanesi şu ki; 30 Martta ki seçimlerin genel seçim sanılması diğeri ise; demokraside kanunları her an istendiği gibi değiştirilebilmesi. Bu kesinlikle yanlıştır, demokraside kanunlar toplumun bütününün gereksinim ve ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde düzenlenir ve yeni bir ihtiyaç doğana kadar tekrar düzenlenmesi tartışılmaz. Ancak kendileri Türkiye’nin çarpık siyasetinde uygulanan yasa değişiklikleri, yasaklar, engellemeler vb… şeylerin demokrasinin getirisi olduğunu zannedip, baya baya inanıp, bunu da merkeze alıp bir video hazırlamışlar.(Emeğe saygı)

Videoda ki mesajlardan bazıları özellikle ‘’Demokrasi ütopyadır’’ mesajı beni bir hayli düşündürttü… Şimdi demek istedikleri gerçek demokrasi mi yoksa bizde ki demokrasi mi? O noktada epey düşündüm ama çıkamadım işin içinden… Bir diğer mesaj ise videonun sonunda ki

‘’Oy vermek haramdır!’’

404 NOT FOUND

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KARAGÖL’E TIRMANIYORUM

    20 Temmuz 2017 Doğa, Köşe Yazıları, Manşet

    Zamanın behrinde, Tantalos adında kıyak bir kral varmış. M.Ö 8. yüzyılda yaşadığı ve Frigya kralı olduğu öne sürülen Tantalos, tanrıların sofrasına oturabilen tek kral. Fakat ne olduysa Tantalos, tanrıların bu hoşgörüsünü kötüye kullanır ve bunun sonucunda büyük bir cezaya çarptırılır. Efsaneye göre; Tantalos, Zeus tarafından Spil Dağının bir yarığından aşağı atılır ve düştüğü yer bir göle dönüşür. Berrak ve serin suların çenesine kadar geldiği bu gölde açlığa susuzluğa ve en kötüsü ölümsüzlüğe mahkum edilir. O zamanlar Tantalis olarak adlandır...
  • BİÇİM Mİ İŞLEV Mİ? HEPSİ? HİÇBİRİ..

    19 Temmuz 2017 Doğa, Köşe Yazıları, Manşet

    Guggenheim Müzesi Bilbao- Mimar: Frank Gehry.1997. Dekonstrüktiv mimari örneği. İlk bakıldığında gemiye benzetilse de aslında yukardan bakıldığında çiçek formu olduğu anlaşılmaktadır. Mimaride dekonstrüktivizm ya da yapısal analiz, 80'li yılların sonlarında doğdu. Parçalanma fikri onun karakteristik özelliğidir. Aynı zamanda, yapının yüzeyi ve genel görünüşü de manipüle edilir. Nesneye, iskeletini rahatsız etmesi ve yerinden oynatması beklenen eğrisel şekiller hakimdir. Binanın yapısı, kontrollü bir kaos duygusu ve öngörülemezliği uyandı...
  • İmgelerle Konuşan Yönetmen Kim Ki Duk

    11 Temmuz 2017 Köşe Yazıları, Manşet, Sinema

    Güney Kore'nin bir taşra köyünde dünyaya gelen efsanevi yönetmen, senarist ve yapımcıdır kendisi. Zor bir hayat geçiren Kim Ki Duk bu efsane tarzını geçirdiği zor hayata borçlu sanırım. Sinema ile ilgili hiç bir eğitimi yok ve hiç bir sinemacının asistanlığını yapmamış yani tamamen dışarıdan bir göz olması insanı harete düşürüyor. Tarım ile ilgili bir okulda okumuş fakat maddi sıkıntılardan dolayı devam edememiş, deniz kuvvetlerinde bile çalışmış. Hatta sinemayla ilk karşılaşması bile 30 yaşında olmuş. İlk defa bir filmi 30 yaşınday...
  • Adil On The Road 7: Travmatiktir Bahtı Kalbimin

    11 Temmuz 2017 Köşe Yazıları, Manşet

    Geçmişte yaşadığımız ve üzerimizde etki bırakan bazı olaylar, biz farkında olmadan hayatımızda travma noktaları oluşturur. Bu travma noktaları da, o yaşadığımız olaylara benzer olayları tekrar yaşadığımız anda alacağımız kararları, olumlu yada olumsuz olarak, doğrudan etkiler. Bunu da sigara içtiği için ayrıldığım eski bir kız arkadaşımın beni zorla götürdüğü ‘psiko-drama’ seansında öğrenmiştim. Aslında sigara içtiği için ayrılmam da benim bir travmamdı, ama bundan kendisinin hiç bir zaman haberi olmadı. Ben bazı travmalarımı bu şekilde yaşı...