logo

İYİ GECELER


volkan tura
volkantura7@gmail.com

Türkiyede insan kavramının anlamı daha öğrenilememiş gibi duruyor.

İlk tanışmalarda isim öğrenildikten sonra tüm önyargıları devreye sormak için Nerelisin? sorusu gelen bi yerden bahsediyoruz. İngilizce öğrenirken Where are you from? sorusu akıllara hemen kazınan bir yerden. Ardından karekter analizi yapmak içinde, baban ne iş yapıyor sorusu soruldu mu tamamdır artık tüm boşluklar dolduruldu. Malasef insaları tanıyabilmek için bu sorular yeterli oluyor çoğu kişi için. Bu sorular dışında da konuşma dilinde en çok sıfat kullanılması çok ilginç değil mi? Ben Ahmet denildiğinde farklı, ben Avukat Ahmet denildiğinde farklı etkilenilmesi çok ilginç değil mi? Tüm nefretleri ve tüm önyargıları bir kenara atarak hangi ilde doğduğuna bakmadan, hangi dili konuşamak istediğine bakmadan, hangi siyasi ideolojiyi desteklediğini önemsemeden, cinsel tercihinin ne olduğunu önemsemeden  ve bunun gibi ayrıştırıcı zannedilen tüm özelliklerin önem derecelerini azaltarak sedece EŞİTLİK VE İNSAN kavramlarını harmanlayarak sevgiyi ön plana çıkarmalıyız, bunun için çaba göstermeliyiz. Gece çöp toplayan adamı gördüğümüzde iyi geceler diyebilmeliyiz. Geçen gecelerin birinde çöp toplayan adama iyi geceler ağabey dediğimde iyi geceler cevabını alırken ki ses tonundaki şaşırmayı görünce ve bana şaşkın bakışını görünce anlıyorum  ki o çöp topluyor diye iyi geceler denmesine çok gerek duyulmamış. Belki çöp toplayan adama iyi geceler denmediği için siyasi düşüncelere tahammül edilemiyor ve siyasi düşüncesi yüzünden  yargılanan birçok insan var. Belkide iyi geceler denmediği için LGBT(ya da GLBT) bireylerden korkan ve onlarla konuşulmaması gerektiğini düşünen bu kadar çok kişi var.Bu insanlar kesin iyi geceler demiyorlar çöp toplayan adama! Bence artık birlikte nefes almayı öğrenebilmemiz gerekiyor.Havamız aynıysa nefesi de birlikte almalıyız ve nefes almak için hava dışında bir çok şeye ihtiyacımız olduğunu unutmamalıyız. Herkese İYİ GECELER!

 

VOLKAN TURA

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Erkek fantazilerinin domine ettiği, Eril Kafalı Film Escape From Tomorrow (2013)

    22 Temmuz 2017 Köşe Yazıları, Manşet, Sinema, Video

    Gerçekten artık erkek fantazilerinin domine ettiği, eril kafalı filmler izlemekten bıktım. Evet her filmin içinde maruz kaldığımız minor eril bil dil olabiliyor, fakat bu biraz dozunu kaçırmış. Disneyland'da gizli kameralar kullanılarak çekilmiş bir film olması bu filmi takdir edilmesi gereken bir film yapmıyor. Öncelikle rahatsız edici eril kafasını ve baş karakterini düzeltmesi gereken bir hikaye yazmalıydı. Daha sonra ne guerillalık yapmak istiyorsan yapabilirsin. ...
  • KARAGÖL’E TIRMANIYORUM

    20 Temmuz 2017 Doğa, Köşe Yazıları, Manşet

    Zamanın behrinde, Tantalos adında kıyak bir kral varmış. M.Ö 8. yüzyılda yaşadığı ve Frigya kralı olduğu öne sürülen Tantalos, tanrıların sofrasına oturabilen tek kral. Fakat ne olduysa Tantalos, tanrıların bu hoşgörüsünü kötüye kullanır ve bunun sonucunda büyük bir cezaya çarptırılır. Efsaneye göre; Tantalos, Zeus tarafından Spil Dağının bir yarığından aşağı atılır ve düştüğü yer bir göle dönüşür. Berrak ve serin suların çenesine kadar geldiği bu gölde açlığa susuzluğa ve en kötüsü ölümsüzlüğe mahkum edilir. O zamanlar Tantalis olarak adlandır...
  • BİÇİM Mİ İŞLEV Mİ? HEPSİ? HİÇBİRİ..

    19 Temmuz 2017 Doğa, Köşe Yazıları, Manşet

    Guggenheim Müzesi Bilbao- Mimar: Frank Gehry.1997. Dekonstrüktiv mimari örneği. İlk bakıldığında gemiye benzetilse de aslında yukardan bakıldığında çiçek formu olduğu anlaşılmaktadır. Mimaride dekonstrüktivizm ya da yapısal analiz, 80'li yılların sonlarında doğdu. Parçalanma fikri onun karakteristik özelliğidir. Aynı zamanda, yapının yüzeyi ve genel görünüşü de manipüle edilir. Nesneye, iskeletini rahatsız etmesi ve yerinden oynatması beklenen eğrisel şekiller hakimdir. Binanın yapısı, kontrollü bir kaos duygusu ve öngörülemezliği uyandı...
  • İmgelerle Konuşan Yönetmen Kim Ki Duk

    11 Temmuz 2017 Köşe Yazıları, Manşet, Sinema

    Güney Kore'nin bir taşra köyünde dünyaya gelen efsanevi yönetmen, senarist ve yapımcıdır kendisi. Zor bir hayat geçiren Kim Ki Duk bu efsane tarzını geçirdiği zor hayata borçlu sanırım. Sinema ile ilgili hiç bir eğitimi yok ve hiç bir sinemacının asistanlığını yapmamış yani tamamen dışarıdan bir göz olması insanı harete düşürüyor. Tarım ile ilgili bir okulda okumuş fakat maddi sıkıntılardan dolayı devam edememiş, deniz kuvvetlerinde bile çalışmış. Hatta sinemayla ilk karşılaşması bile 30 yaşında olmuş. İlk defa bir filmi 30 yaşınday...