logo

Çocukluğumu Da Bana Çok Görmüşlerse Demek


Emine Eren
emn.eren@gmail.com

Yine Oyunumuzun en tatlı yeriydi ki, annem evin penceresinden seslendi : “Berkin iki ekmek al bakkaldan yavrum.”. Oyun ne  kadar da cazip olsa ana işte dayanamaz yaparsın, yardımcı olursun ona.. Çamaşır mandalın arasına sıkıştırıp atmıştı  parayı uçmasın diye.. Mandalı her havada yakaladığımda kendimi daha iyi hissediyordum.

Zaten gerçek dünyayı yeni yeni  algılamaya başladığım yaşlardaydım. Bazen bazı şeyler çok anlamsız geliyordu.  Mesela son zamanlarda her yerde polisle halk birbirine savaş açmış gibiydi. Taa bizim evin buralara kadar yayılmıştı olaylar. Vurdulu-kırdılı, yaralı-ölümlü sonuçlara götüren durumlar vardı. Hep yakınırdım kendi kendime “varken kardeşçe yaşamak, bu öfke kime ve niye?”   diye.

Evde televizyon kanallarını gezerken hepsinde benzer şeyler vardı. Yürek burkan, acı veren değişik değişik şeyler.. Bence de yaşadığım  güzel ülkemde bazı şeyler yanlış gidiyordu. Çünkü;  bu karmaşanın, insanların birbirine olan öfkesinin başka anlamı olamazdı. Günlerce benzer haberler yayınlandı televizyonda. En gündemlisi de polisler, su dolu kamyonete benzer bir araçla  ülke vatandaşlarına su fışkırtıyordu. Oyun gibiydi. Biz de bahar ayları geldiğinde yazın geleceğinin göstergesi olan ‘su  savaşı’ yapardık ya hani, onun gibi. Ayrıca o su dolu kamyonetin adı da ‘Toma’ imiş. Sonra, yine polisler insanların üzerine bir şeyler atıyordu; her birinin ucundan duman çıkıyordu. O da çok zararlı bir kimyasalmış. Dumana  maruz kalınca gözleri yaşartıyormuş, burnunu yakıyormuş, nefes alamıyormuşsun nerdeyse. Bundan dolayı yaralananlar, hatta ölenler oluyormuş. Kapsülün içindeki kimyasalın adı da‘biberli gaz’mış.Meğerse bu oyunlar haklarını arayan  ve yanlış gittiğini düşündükleri şeyler için sokaklara çıkan insanlarımızaymış. Eylem yapmak da demokratik bir ülkede  yapılabilen bir durumdur ben bilerek. Ama doğru ileri demokratik devletmiş bizimkisi.Sonra, eylemlerde- yürüyüşlerde provokatörler de çıkıyormuş. Küfür edip, hakaret içerikli sloganlar atan; hatta  kendi ülkesinin kamu mallarına zarar veren ..Halk otobüslerinin camlarını kırıp döken kaldırım taşlarını yerinden söküp fırlatan ve daha niceleri. 15 yaşındayım ve şu an  bile ne polislerin yaptığına baktığımda ne de bazı eylemcilerin tavırlarına baktığımda mantık çerçevemde bir yer bulamadım.

Kendi içinde çelişkiye düşen ve -bundan daha kötüsü-  bunun farkında olmadan devam eden her hareket,  kötü bir Berkin-illustrasyondüşünceden çıkan planlı ve sistemli bir güç altında er ya da geç ezilir fikrimce. İnsanlarçözüm odaklı değil de sorun odaklı düşünüyormuş, zaman geçtikçe farkettim. Kimse birbirini dinlemiyor veya dinlemek istemiyor gibiydi. Ya da kimse kendini iyi ifade mi edemiyordu acaba  bilmiyorum.  Her bir sorunun en az bir çözümü vardır elbet. Sorunun bir parçası olarak büyümektense çözüm yolu bulmak için düşünmeyi tercih ederdim herhalde. Mesela ben büyüsem de çok iyi, duyarlı bir dünya vatandaşı olacaktım. İnsanlara değer veren, insan hayatına değer veren,  hüznü-sevinçleri paylaşan, yıkıcı değil de yapıcı davranan, haklının her zaman yanında olan, vicdanlı, adaletli, dürüst, barışçıl ve doğayı seven-koruyan.  Belki de mantıklı ve yapıcı adımlardan birinide ben atacaktım. Ama yaşadığım 15 yılı, çocukluğumu, bana çok  görmüşlerse demek, bakkala giderken vuruldum; öldüm.. En çok da neye üzüldüm biliyor musunuz : taşlardan kale yaptığımız  yarım kalan mahalle maçına ve anneme götüremediğim ekmeğe..

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Mükemmel Bir Seyahat – 1950’lerde Bisikletle Dünya Turu

    24 Temmuz 2017 Araştırma, İnsan, Kadın, Köşe Yazıları, Manşet

    CycleSeven internet sitesinden Hilary Searle, 1950'lerde bisikletle dünya turu yapmış olan maceracı Louise Sutherland'ın bisiklet turu hakkında yazdı. Louise Sutherland, 1949 yılına kadar Londra'da çalışan Yeni Zelandalı bir hemşiredir. Bir kilise kermesinden 2.10£ ödeyerek bir bisiklet satın alır. Çalıştığı hastanede kendisine minnettar olan hastalarından biri “tekerin neşeyle dönsün” diyerek Louise için bir bisiklet römorku yapar. Louise, bu römorkla birlikte dünya turuna çıkmaya ve yolun bittiği son noktaya kadar gitmeye heveslenir. P...
  • Erkek fantazilerinin domine ettiği, Eril Kafalı Film Escape From Tomorrow (2013)

    22 Temmuz 2017 Köşe Yazıları, Manşet, Sinema, Video

    Gerçekten artık erkek fantazilerinin domine ettiği, eril kafalı filmler izlemekten bıktım. Evet her filmin içinde maruz kaldığımız minor eril bil dil olabiliyor, fakat bu biraz dozunu kaçırmış. Disneyland'da gizli kameralar kullanılarak çekilmiş bir film olması bu filmi takdir edilmesi gereken bir film yapmıyor. Öncelikle rahatsız edici eril kafasını ve baş karakterini düzeltmesi gereken bir hikaye yazmalıydı. Daha sonra ne guerillalık yapmak istiyorsan yapabilirsin. ...
  • KARAGÖL’E TIRMANIYORUM

    20 Temmuz 2017 Doğa, Köşe Yazıları, Manşet

    Zamanın behrinde, Tantalos adında kıyak bir kral varmış. M.Ö 8. yüzyılda yaşadığı ve Frigya kralı olduğu öne sürülen Tantalos, tanrıların sofrasına oturabilen tek kral. Fakat ne olduysa Tantalos, tanrıların bu hoşgörüsünü kötüye kullanır ve bunun sonucunda büyük bir cezaya çarptırılır. Efsaneye göre; Tantalos, Zeus tarafından Spil Dağının bir yarığından aşağı atılır ve düştüğü yer bir göle dönüşür. Berrak ve serin suların çenesine kadar geldiği bu gölde açlığa susuzluğa ve en kötüsü ölümsüzlüğe mahkum edilir. O zamanlar Tantalis olarak adlandır...
  • BİÇİM Mİ İŞLEV Mİ? HEPSİ? HİÇBİRİ..

    19 Temmuz 2017 Doğa, Köşe Yazıları, Manşet

    Guggenheim Müzesi Bilbao- Mimar: Frank Gehry.1997. Dekonstrüktiv mimari örneği. İlk bakıldığında gemiye benzetilse de aslında yukardan bakıldığında çiçek formu olduğu anlaşılmaktadır. Mimaride dekonstrüktivizm ya da yapısal analiz, 80'li yılların sonlarında doğdu. Parçalanma fikri onun karakteristik özelliğidir. Aynı zamanda, yapının yüzeyi ve genel görünüşü de manipüle edilir. Nesneye, iskeletini rahatsız etmesi ve yerinden oynatması beklenen eğrisel şekiller hakimdir. Binanın yapısı, kontrollü bir kaos duygusu ve öngörülemezliği uyandı...