logo

Çocukluğumu Da Bana Çok Görmüşlerse Demek

Yine Oyunumuzun en tatlı yeriydi ki, annem evin penceresinden seslendi : “Berkin iki ekmek al bakkaldan yavrum.”. Oyun ne  kadar da cazip olsa ana işte dayanamaz yaparsın, yardımcı olursun ona.. Çamaşır mandalın arasına sıkıştırıp atmıştı  parayı uçmasın diye.. Mandalı her havada yakaladığımda kendimi daha iyi hissediyordum.

Zaten gerçek dünyayı yeni yeni  algılamaya başladığım yaşlardaydım. Bazen bazı şeyler çok anlamsız geliyordu.  Mesela son zamanlarda her yerde polisle halk birbirine savaş açmış gibiydi. Taa bizim evin buralara kadar yayılmıştı olaylar. Vurdulu-kırdılı, yaralı-ölümlü sonuçlara götüren durumlar vardı. Hep yakınırdım kendi kendime “varken kardeşçe yaşamak, bu öfke kime ve niye?”   diye.

Evde televizyon kanallarını gezerken hepsinde benzer şeyler vardı. Yürek burkan, acı veren değişik değişik şeyler.. Bence de yaşadığım  güzel ülkemde bazı şeyler yanlış gidiyordu. Çünkü;  bu karmaşanın, insanların birbirine olan öfkesinin başka anlamı olamazdı. Günlerce benzer haberler yayınlandı televizyonda. En gündemlisi de polisler, su dolu kamyonete benzer bir araçla  ülke vatandaşlarına su fışkırtıyordu. Oyun gibiydi. Biz de bahar ayları geldiğinde yazın geleceğinin göstergesi olan ‘su  savaşı’ yapardık ya hani, onun gibi. Ayrıca o su dolu kamyonetin adı da ‘Toma’ imiş. Sonra, yine polisler insanların üzerine bir şeyler atıyordu; her birinin ucundan duman çıkıyordu. O da çok zararlı bir kimyasalmış. Dumana  maruz kalınca gözleri yaşartıyormuş, burnunu yakıyormuş, nefes alamıyormuşsun nerdeyse. Bundan dolayı yaralananlar, hatta ölenler oluyormuş. Kapsülün içindeki kimyasalın adı da‘biberli gaz’mış.Meğerse bu oyunlar haklarını arayan  ve yanlış gittiğini düşündükleri şeyler için sokaklara çıkan insanlarımızaymış. Eylem yapmak da demokratik bir ülkede  yapılabilen bir durumdur ben bilerek. Ama doğru ileri demokratik devletmiş bizimkisi.Sonra, eylemlerde- yürüyüşlerde provokatörler de çıkıyormuş. Küfür edip, hakaret içerikli sloganlar atan; hatta  kendi ülkesinin kamu mallarına zarar veren ..Halk otobüslerinin camlarını kırıp döken kaldırım taşlarını yerinden söküp fırlatan ve daha niceleri. 15 yaşındayım ve şu an  bile ne polislerin yaptığına baktığımda ne de bazı eylemcilerin tavırlarına baktığımda mantık çerçevemde bir yer bulamadım.

Kendi içinde çelişkiye düşen ve -bundan daha kötüsü-  bunun farkında olmadan devam eden her hareket,  kötü bir Berkin-illustrasyondüşünceden çıkan planlı ve sistemli bir güç altında er ya da geç ezilir fikrimce. İnsanlarçözüm odaklı değil de sorun odaklı düşünüyormuş, zaman geçtikçe farkettim. Kimse birbirini dinlemiyor veya dinlemek istemiyor gibiydi. Ya da kimse kendini iyi ifade mi edemiyordu acaba  bilmiyorum.  Her bir sorunun en az bir çözümü vardır elbet. Sorunun bir parçası olarak büyümektense çözüm yolu bulmak için düşünmeyi tercih ederdim herhalde. Mesela ben büyüsem de çok iyi, duyarlı bir dünya vatandaşı olacaktım. İnsanlara değer veren, insan hayatına değer veren,  hüznü-sevinçleri paylaşan, yıkıcı değil de yapıcı davranan, haklının her zaman yanında olan, vicdanlı, adaletli, dürüst, barışçıl ve doğayı seven-koruyan.  Belki de mantıklı ve yapıcı adımlardan birinide ben atacaktım. Ama yaşadığım 15 yılı, çocukluğumu, bana çok  görmüşlerse demek, bakkala giderken vuruldum; öldüm.. En çok da neye üzüldüm biliyor musunuz : taşlardan kale yaptığımız  yarım kalan mahalle maçına ve anneme götüremediğim ekmeğe..

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.