logo

Muğla’da Siyasi ayıp ve utanç tablosu yaşandı…

“Kahramanlarını unutan milletler, çakalların ayakları altında ezilmeye mahkumdur.”

Bugün Muğla’nın Marmaris ilçesinde bir kahramanın anma töreni vardı. Bu kahraman Muğla’nın yetiştirdiği Muğlalı soy adını almaktan onur duyan, Muğla’nın Milli Mücadelede ki sembolü olmuş, Kuvva-i Milliyenin korkusuz bir kumandanıdır. Bu Kumandan; Org. Mustafa Muğlalı’dır.

Milli Merkez Komitesi tarafından organize edilen Org. Mustafa Muğlalı’nın 62. Ölüm yıl dönümü anma toplantısı, Marmaris Esnaf ve Sanatkarlar Odası toplantı salonunda gerçekleşti. Anma toplantısının sunumunu İlhan Barlas yaparken, Mukbil Gülkokan konuçmacı olarak katıldı.
Anma toplantısına konuşmacı olarak katılan Mukbil Gülkokan, az sayıda ki katılımcıya Org. Mustafa Muğlalı’nın hayatını ve yaşamış olduğu haksızlığı anlattı. Gülkokan Türk tarihine Muğlalı olayı olarak aktarılan 33 kişinin ölümü ile ilgili bir çok gizli kalmış gerçeği de dile getirdi.

ORG. MUSTAFA MUĞLALI KİMDİR?
1882 yılında Muğla’da dünyaya geldi. 1904 yılında Harp Akademisini bitirdi. 1912–1913 yıllarında Balkan Savaşlarına katıldı. 1914–1918 yıllarında I. Dünya Savaşında savaştı. 1. Dünya savaşı sırasında Adana Bölge Komutanlığı Kurmay Başkanlığı yaptı. Teşkilatı Mahsusa’da görev yaptı. Milli Mücadelede, Kuva-yi Milliye’de atatürk’ün emrinde görev yaptı. Kurtuluş savaşına Tümen komutanı olarak katıldı. 1922’de Albay 1927’de Tümgeneral oldu. Soyadı Kanunu çıkınca, Muğlalı soyadını aldı. 23.Aralık.1930’da Menemen’de Devlete Karşı ayaklanıp Genç Asteğmen Kubilay’ı şehit eden Menemen Olayı sonrası kurulan Divan-ı Harp Mahkemesine başkanlık etti. 1931-1939 yıllarında 1. Ordu komutanlığı, iki kez yüksek askeri Şura üyeliği ve 1943-1945 yılları arasında da 3. Ordu Komutanlığı yaptı.

MUĞLALI OLAYI NEDİR?
İran’ın Türkiye sınırına yakın bir yerde yaşamını sürdüren Misto aşiretinin reisine ait 2000 kadar koyunun Van Özalp’ten gelen kaçakçılar tarafından el konulması üzerine olay gelişir. Aşiret reisi Mehmed Misto, Özalp Kaymakamına mektup yazarak hayvanlarının geri verilmesini ister. Kaymakamın umursamaz tavrı üzerine aşiret reisi adamlarını toplayarak Türkiye sınırını geçtikten sonra Özalp halkına ait 500′e yakın koyuna İran’a kaçırır. İçten bir yardım gelmediği sürece baskının mümkün olamayacağını düşünen kaymakam ve çevresindekiler askeri harekat düzenlenmesi için Van Valiliğine “Rus askerlerinin Özalp sınırına dayandığı” bahanesini öne sürer. İşbirlikçilerin arandığından haberdar olan Rıfat adlı bir arzuhalci toprak ihtilafı bulunan Milalengiz köylülerini ihbar ederek kırk kişinin adını verir. Sevk edildikleri Özalp Sulh Ceza Mahkemesi kırk köylüden beş kişiyi, kaymakamı küçük düşürmemek için tutuklanması yönünde karar verir. Ancak bu sırada “Özalp’e Rus askerinin girdiği” haberi üzerine Genelkurmay, III. Ordu Kumandanı Mustafa Muğlalı’ya bölgeye gitmesi emrini verir. İçişleri Bakanlığı da hem birinci genel müfettişini hem de jandarma komutanını Özalp’e yönlendirir. Bu gelişmeler sonrasında yerel yöneticiler olayın önünü alamaz. Kaymakam ve yerel komutanlar generalin tepkisini çekmemek için hayali bir isyan ve işgal tablosu çizerler. Vatanın elden gitmesine hâkim dahil sivillerin sessiz kaldığını, ortada gizliden gizliye yürütülen planlı bir ihanetin var olduğunu söylerler. “Bunları yargılamaya lüzum yok, infaz etmemiz gerek. Silahtan başka dilden anlamaz bunlar. Gevşek davranırsak hududun öbür tarafında tetikte bekleyenleri yüreklendiririz” derler. General 35 kişinin tekrar gözaltına alınması emrini verir. Firar eden iki kişi haricinde bulunan biri kadın, biri 11 yaşında çocuk, ikisi askerden izinli gelmiş 33 kişi bulunur. İçişleri Bakanlığı’nın müfettişi Avni Doğan tutuklularla görüşüp suçsuz olduklarını anlar ve Muğlalı’ya itiraz eder. Ancak köylülerin casusluk yaptıklarında inanan Muğlalı, Doğan’ı tehdit ederek susturur. 30 Temmuz 1943 günü gece yarısından sonra tutuklular jandarma tarafından cezaevinden alınıp hudut taburu komutanına teslim edilir. Komutan tutuklular arasında bulunan bir kadını kimseye sormadan serbest bırakır, kalan 33 kişiyi Çilli Gediği denilen hududa yakın bölgeye götürür. Hepsinin elleri bağlıdır. Bir işaret mangasının havaya ateş açmasından sonra iki manga da kafilenin üzerine ateş açar. Olaydan sonra tutulan tutanaklarda saldırıya uğranıldığı, saldırganlara açılan ateş neticesi 33 şakinin öldürüldüğü bilgisi yer alır.
Tarihe bu şekilde geçen olay arkasında bölgede görevli bazı subay ve bürokratın kurmuş oldukları çete ile menfaatler kazanmasının anlaşılmasını önlemek için ortaya attıkları Rus Askerleri sınırlarımızı geçti yalanı sonucu gelişmiş bir durumdur.

MUĞLALI’YA KİNİN NEDENİ NEDİR VE BU KİN HALA NASIL YAŞATILMAKTADIR?
Muğlalı olayı bir askerin komutanından almış olduğu emrin icrasından başka bir şey değildir. Bu olay aslında bölge halkında kin gütme adına çok da bir şey ifade etmemektedir , çünkü o dönem o bölgede yaşayanlar gerçek çetenin kim olduğunu gayet iyi biliyorlardı. Peki o zaman Muğlalı’ya kinin ana sebebi nedir? Bu sorunun cevabı İstiklal Mahkemesidir. Menemen de Kubilay’ın şehit edilmesi sonrası kurulan istiklal mahkemesinin başkanı Org. Mustafa Muğlalı’dan başkası değildi. Kendini mehdi ilan eden derviş mehmet ve yanında ki 33 yobazı asan mahkemenin başkanı olması Org. Mustafa Muğlalı’ya beslenen kinin gerçek adıdır.

KONU İLE İLGİLİ BAZI SİYASİLERİN SÖZLERİ.
- İsmet inönü: Muğlalı paşa doğunun kralıdır, o oradayken ben burada rahat uyuyorum.
- Kılıçdaroğlu Van mitinginde Mustafa Muğlalı adının kışladan silinmesini istedi.
- AKP İL Başkanı Nihat Öztürk: İş merkezinden Org. Mustafa Muğlalı ismi kaldırılsın.
- CHP İlçe Başkanı Bahattin Gümüş: İsmi kaldırmak istemiyoruz. Muğla’nın komutanıdır.
- Muğla Belediye Başkanı Osman Gürün: Biz kalmasını istiyoruz, bu isimle gurur duyuyoruz.

KİNİN YANSIMALARI:
- Van’da ki kışladan ismin kaldırılması istendi.
- Muğla’da ki iş merkezinden ismin silinmesi istendi.
- 1993 te 50 askerin bulunduğu otobüste 31 yada 34 değil 33 askerimizin şehit edilmesi.
- Kahramanların adı silinerek milli değerler yok edilmek isteniyor.

SİYASİ AYIP… ve utanç tablosu…..
Haberin başlığını ne için bu şekilde yazdığımi burada ifade edeceğim.
Milli Merkez Komitesi Atatürkçü düşünce sistemine hizmet eden, cumhuriyetçi duruş sergileyen, milli değerlerin korunması adına mücade veren bir oluşumdur. Bu anlamda bir çok siyasi unsurla aynı düşüncede olduğunu düşünüyorum. Bu düşünce ile anma toplantısına katılımın bu kadar az olmasına anlam vermek oldukça zor oldu. Organizasyonu gerçekleştiren komite üyelerine siyasilere haber verilip verilmediğini özellikle sordum, geleceğine inandıkları siyasi parti yönetimlerine ulaştıklarını davet ettiklerini ifade ettiler. Ancak katılımda bulunmadıları onlarda üzülerek karşıladıklarını belirttiler. Bunun nedenini merak ediyorum ve davet gönderilen siyasi parti yöneticilerine soruyorum.

Bu anma toplantısına neden katılım göstermediniz?
Org. Mustafa Muğlalı’yı milli kahraman olarak görmüyormusunuz?
CHP, Marmaris Milli Merkez Komitesi üyesi değil mi?
Bu toplantıya belli bir etnik grubun tepkisini almamak için mi katılmadınız?
Eğer bu böyle ise diğer üyelerinize bu durumu nasıl açıklayacaksınız?
Kubilayın kanını yerde koymayan bu komutana hiç mi saygınız yok?
Bugün milli kahramanlarının ölüm yıl dönümünde bulunmayan başta CHP ilçe örgütü olmak üzere, Atatürkçü olduğunu iddia eden, kuvva-i Milliyeci olduğunu öne süren, Kubilay’ı Laikliğin sembolü olarak kabul edenler Şeyh Sait’in anma törenini mi bekliyor?

“Muğlalı paşam; senin kahramanlığın okadar büyük ki, adın tabelalara büyük geliyor, sen Devrimci Milliyetçilerin, Gerçek Atatürkçülerin gönüllerindeki tahtta oturuyorsun. Ruhun şad olsun.”
11.12.2013 – İ. TOLGA / Yeni Çizgi Gazetesi

Etiketler:
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.