logo

“Bayan” kulağa hoş geliyor ama…


twitter
Mehmet Ali Yemişçigil
maliyemiscigil@gmail.com

Fenerbahçeli kadın taraftarlar

Medya dilinde artık  ’bayan’ yerine  ’kadın’ sözcüğü kullanılıyordu; fakat Futbol Federasyonu dahi kendini ‘kadın’ olarak tanımlıyorken, Konak Belediyespor’un internet sitesinde takımla ilgili açıklamalarda ‘Bayan Futbol Takımı’ kullanılıyor. Kadına dair tartışmaların ülke gündeminden düşmemesiyle birlikte, biz de bu işin spor boyutuna bakmaya karar verdik. Acaba spor dünyasının farklı aktörleri ‘kadın’ mı, ‘bayan’ mı, yoksa ‘kız’ mı kullanılıyor. Tercihlerinin sebepleri neler?

Sorunu değerlendirmeye başlamadan önce, işin en önemli muhattaplarından olan sporculara ve hatta taraftarlara sormaya karar verdik. Sorumuz ise basitti: ‘Spor medyasında böyle bir tartışma var, siz kendinizin kadın-bayan-kız üçlüsünden hangisiyle tanımlanmasını istersiniz? Ve neden?’

Konak Belediyespor ve A Milli Kadın Futbol Takımı’ndan Fatma Şahin: Aslında kadın biraz kaba duruyor bayanın yanında ama sonrasında neden değiştirildiğini öğrendiğimde doğru buldum.

Çanakkale Belediyesi Kadın Voleybol Takımı smaçörü Ece Hocaoğlu: Genç milli takımda da bize bu sorun hakkında bir anket yapılmıştı ve ben bayan denmesini istemiştim. Durumu enine boyuna düşünme fırsatı bulamadım ama bayan kulağa daha hoş geliyor.

Milli Triatlet Ece Bakıcı: Ben bunu sorun olarak görmüyorum. Bayan denmesi hoşuma gider. Kadın denmesi bende, biraz yaşlı olduğum hissini uyandırıyor. Kadın olmak için sanki evlenmiş olmak gerekiyormuş gibi hissediyorum.

Milli tenisçi Çağla Büyükakçay: Kız denmesini isterim. Çünkü teniste kategoriler var 12-14-16-18 gibi. Bana göre “kadın” kelimesi algı açısından karşıdakini büyük gösteriyor. Ancak bu söylediğim yanlış anlaşılmasın ben kadın olmam ile gurur duyuyorum, bahsettiğim sadece algı meselesi.

Rekortmen Atlet Pınar Aday: Bayan, tüm dünyada böyle geçiyor, bir nedeni mi olması lazım ? Ne saçma bir soru bu…

UniBJK taraftar grubundan Sevin Aksu’ya sorduğumuzda ise “bence kadın kullanılabilir, çünkü bayan-erkek diye iki cinsiyet yoktur, kadın-erkek diye vardır” şeklinde yanıt aldık.

Galatasaray kadın taraftarlar - Dişi Aslanlar

Galatasaray kadın taraftarlar – Dişi Aslanlar

Dişi Aslanlar da var 

Taraftar grupları cephesinde durum daha da karışık, mesele yalnızca kadın-bayan sözcüklerinden ibaret değil. Çünkü taraftar aleminde, kadının doğurganlığını öne çıkaran bambaşka bir terimle karşı karşıya kaldık: dişi.

Dişi Aslanlar’dan Çiçek Çağan anlattı durumu: “Bizim ismimizde kesinlikle bir tepki veya gönderme yok. Söz konusu olan aslan yani bir ‘erkek hayvan’ olduğu için biz de bunun karşıtını seçtik”.

Federasyonlar da bu ayrımdan nasibini almış durumda. Basketbol ve futbol federasyonlarımıza baktığımızda ‘kadın’ kelimesinin kullanıldığını görüyoruz. Ancak voleybolda ve teniste bu durum geçerli değil ve hatta karşımıza yeni bir terim daha çıkıyor ‘kızlar kategorisi’.

Bu konuyla ilgili olarak NTV Spor Voleybol Editörü Burcu Hakyemez Dal’a görüşlerini sorduk.

“Ben kadın denmesini tercih ediyorum. Türk Dil Kurumu’na ve İngilizce’den direkt çevrildiğinde, spor branşları için daha uygun olduğunu düşünüyorum. Ayrıca Türk sporculara da kadın denmesinin onları yücelttiğini düşünüyorum.

“Federasyon bize uyarı gönderdi”

Burcu Hakyemez Dal sözlerine şu şekilde devam etti: “Kadın kavramı Türkiye’ye yayıldıktan sonra, biz de NTV olarak yayınlarımızda bu sözcüğü kullanmaya başladık. Ancak sonrasında federasyondan bize bir uyarı geldi. Sebebi ise Aroma ile yapılan anlaşmada ligin isminin Aroma Bayanlar Voleybol Ligi olduğu ve öyle kullanılması gerektiği yönündeydi. Aynı süreç Acıbadem ile imzalanan sponsorluk sözleşmesinde de yaşandı.”

Hakyemez, “kızlar kategorisine gelince, yurt dışında ‘youth girl tournament’ olarak geçiyor. O yüzden federasyonlarda böyle deniyor. Karışıklık burda değil aslında.’Man’, ‘bay’ yerine geçiyor, biz neden onu kullanmıyoruz? şeklinde karışıklık yaşandı. Biz ‘man’in tam karşılığı erkeği doğru kullanırken aslında ‘woman’ın tam karşılığı olan kadını kendimizce yumuşatarak ‘bayan’ demişiz.” diye konuştu.

Sorunun farklı yönlerine, sporcuların görüşlerine, işin medya kısmına da baktıktan sonra eksik kalan son parçasına, yani en başına dönmekte fayda var. Prof. Dr. Sevda Alankuş şöyle açıklıyor: “Türkiye’de gündelik hayatta ‘kadın’ yerine ‘bayan’ denildiği oluyordu elbet hep…Çok basitçe, ‘kadın’ sözcüğünün, ‘kız’ sözcüğü karşısında taşıdığı ‘aktifleşmiş’ cinsellik çağrışımından korkuluyor. Erkek ve kadın sözcüklerinin her ikisi de sosyalleşme süreci içinde ‘dönüştüğümüz’ toplumsal cinsiyetleri imledikleri halde, erkeği akılla, kadını bedenle tarif eden, ya da onlara indirgeyen ataerkil—ve elbet ‘erkek’—dünya görüşü, kendi ‘yarattığı’ bu kadın imgesinden, ya da kız-kadın karşıtlığındaki ikinciden korkuyor. Çünkü, kanımca Türkiye’de ciddi bir ‘erkeklik’ sorunu var ve bunun için erkeklerin bir zamanlar kadınların sorunlarını kavrayarak, bunlar karşısına mücadele edebilmek için donanım kazanmaları hedefiyle düzenlenen feminist bilinç yükseltme gruplarının geçtiği süreci tamamlayacak bir ‘erkeklik ideolojisini sorgulama’ ya da bir bilinç değiştirme” süreçlerinden geçmeleri gerekiyor.

Bütün görüşleri aldıktan sonra aslında ortada bir sorun olduğunu ve bunun da saçma olmadığını gördük. Ayrıca Sevda Alankuş’un açıklamasına katılıyor ve bu sorunda bir taraf olduğumuzu, ‘kadın’ sözcüğünü kullandığımızı ve kullanacağımızı belirtmek istiyoruz.

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ONLAR HEP GÜLÜYOR

    08 Ağustos 2017 İnsan, Köşe Yazıları, Manşet

    Bir mücadele düşünün; kavganın güzelliğinde, güzellik kattılar kendilerine. Semih- Esra Özakça çifti ve Nuriye hocamız. Onurlu bir kavganın üç direngen insanı. Talimatlarla yapılan bir işte ‘’Adalet’’ aranır mı? diye haykırıyor Semih abi, eşine yazdığı mektubunda. Türkülerin ne güzel, sesin ne güzel deyişi hiç mi acıtmadı vicdan’ınızı ?  Ya eşyalarını dolaba yerleştirirken Esra’sının polarını bulması ve kendi kokusu sinmesin diye üşüse de giyememesi ya da doyasıya koklayamaması, hiç mi ürpertmedi içinizi ? Ömrüm kendine dirençli ve inanç...
  • Kitap Film Uyarlaması 6: The Sound and the Fury

    08 Ağustos 2017 Edebiyat, Kitapkurdu vs Sinefil, Köşe Yazıları, Manşet, Sinema

    Kitap: The Sound and the Fury - William Faulkner (1929) Film: The Sound and the Fury - Martin Ritt (1959) The Sound and the Fury - James Franco (2014) Faulkner'ın başyapıtı sayılan The Sound and the Fury'nin ve bilinçakışı tekniğiyle yazılan diğer bilimum romanın sinemaya uyarlanmasının her zaman içim imkansız olduğunu düşünürüm. The Sound and the Fury konusu itibariyle çok da ahım şahım bir şey olmasa da yazım stili açısından takdire şayan. Kitap ilk olarak zihinsel engelli Benjy'nin gözünden anlatılarak başlar, ardından bunalımla...
  • Altay için yeni bir sezon yeni bir heyecan

    07 Ağustos 2017 Güncel, Köşe Yazıları, Manşet, Spor

    2017-2018 SEZONU ALTAY VE DİĞERLERİ Geçen sene zor bir yıl oldu bizim için önce sapır sapır hoca değişikliği sonra gelen 20 maçlık yenilmezlik serisi ve sezon sonunda gelen play-off şampiyonluğu yine bizleri heyecanlandıran ve yeniden hayal kurmamızı sağlayan bir sürece itti. Evet geçen sene zor bir süreçti. Yeni bir yönetim yeni bir oluşum start verdi, Türkiye’ nin her yerinde spor okulları projesi, alttan gelen takıma birkaç dokunuş ve zamanında ödenen paralar ile ivme kazandı takım, belki zor bir yıldı ama yüzümüzün akı ile şampiyonl...
  • Cinsel Devrim

    02 Ağustos 2017 Araştırma, İnsan, Kadın, Köşe Yazıları, Manşet

    Cinsel Devrim; feminist hareket içerisinde yer alan 60'lı ve 80'li yılları kapsayan ve o yıllar arasında gerçekleştirilmiş olan bir hareket. Bu devrim sadece kadınları değil eşcinselleri de kapsar. Avrupa ( İsveç) ve Amerika ( San Fransisco) bu hareketin ilk adımlarının atıldığı ve kısa zamanda tüm dünyaya yayılmasında öncülük eden iki şehir olarak tarihe geçti. 68 kuşağı ya da 68 ruhunun gerçekleştirmiş olduğu bir harekette 68 ruhu, toplumdaki bütün adaletsizlikleri ve eşitsizlikleri reddetti. Kadınların cinsel anlamda da özgür olmaları gerekt...