logo

Dear Mandela…


Arda Aydın
arda.aydin@windowslive.com

Nelson MANDELA, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ilk siyahi devlet başkanı ve ülkenin de ilk siyahi avukatıydı. Mandela, 1994’te tüm halkın katılımıyla gerçekleşen seçimlerde göreve gelmiş aynı zamanda Afrika Ulusal Konseyi’nde 1990-1999 arasında parti başkanlığı yapmıştır. Mandela halkın, tamamının temsil edilmediği ve beyazların temsil edildiği parlamentonun çıkardığı kanunlara uymak zorunda olmadığını savundu. Beyaz yönetim tarafından ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı (1964). Bu davranışıyla ırk ayrımına karşı mücadele eden Afrikalı siyahların simge ve sembolü oldu. Mandela, yaşamı boyunca bir çok ödüle layık görülmüştür. 1992 yılında Atatürk Uluslar Arası Barış Ödülüne layık görüldü ancak Mandela ödülü reddetti gerekçe olarak “Afrika’da milyonlarca kişi sadece derilerinin renginden ötürü köle muamelesi görüyor. Bu nedenle Kürtlerin çektikleri eziyeti görmezden gelmemiz mümkün değildir’’ diye açıklama yaptı. Kısaca Mandela buydu ve bizi ilgilendiren kısım verdiğimiz ödülü reddetmesiydi. O günde gazeteler Mandela’yı sevmemişti öldüğü gün 5 Aralık’ta da sevmiyorlardı.

Ben onun ölüm haberini aldığımda gece yarısı arkadaşlarımla sohbet ediyordum elbette hepimiz çok şaşırmıştık hatta inanamamıştık. Ertesi gün Hürriyet gazetesini elime aldım ve daha inanamayacağım bir şeyle karşılaştım.Mandela’nın ölümü manşette yer bulmayı bırak neredeyse ilk sayfada yer bulamayacakmış… Gazetenin kuponla dağıttığı eğitim setinin ilanı bile Mandela’nın ölüm haberinden daha büyüktü. Diğer gazetelere şöyle bir göz gezdirdim diğer gazetelerinde tutumu çok farklı değildi Hürriyetinkinden. Bir kez daha görmüştük Türk medya sektörünün dünyadaki olaylara nasıl kayıtsız kaldığını ve bu çok üzücü bir şeydi.

Mandela’nın öldüğü gün sabah Medya Hukuku adlı katıldığım panelde bir çok değerli konuk vardı. Medyanın günümüzde nasıl sansürlendiğinden ve hukuksal yollarından bahsetti katılımcılar. Oysa sansür hayatımızın o kadar parçası olmuştu ki bu panelde bile üniversite yönetimi, üniversitenin eski iletişim fakültesi dekanının anıldığı tweetlerin yansıtıldığı ekranı sansürlemişti. Katılımcılardan Gazeteci Nedim ŞENER bu konu hakkındaki görüşü sorulması üzerine üniversite yönetimine tokat gibi bir cevap vermişti. Hal böyleyken Türk medya sektörünün Mandela’yı haber yapmadan gözlerini kapatıp kendi kendisine sansür uygulaması çok da şaşırtmaması lazımdı… İnsan ölse dahi fikirlerinin ölmeyeceğinin kanıtı 95 yıllık çınar Nelson Mandela aramızdan 5 Aralık günü ayrıldı. Sevenleri Mandela’yı 10 Aralık günü Güney Afrika’nın Johannesburg kentinde son yolculuğuna uğurlayacak.

Etiketler:
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ONLAR HEP GÜLÜYOR

    08 Ağustos 2017 İnsan, Köşe Yazıları, Manşet

    Bir mücadele düşünün; kavganın güzelliğinde, güzellik kattılar kendilerine. Semih- Esra Özakça çifti ve Nuriye hocamız. Onurlu bir kavganın üç direngen insanı. Talimatlarla yapılan bir işte ‘’Adalet’’ aranır mı? diye haykırıyor Semih abi, eşine yazdığı mektubunda. Türkülerin ne güzel, sesin ne güzel deyişi hiç mi acıtmadı vicdan’ınızı ?  Ya eşyalarını dolaba yerleştirirken Esra’sının polarını bulması ve kendi kokusu sinmesin diye üşüse de giyememesi ya da doyasıya koklayamaması, hiç mi ürpertmedi içinizi ? Ömrüm kendine dirençli ve inanç...
  • Kitap Film Uyarlaması 6: The Sound and the Fury

    08 Ağustos 2017 Edebiyat, Kitapkurdu vs Sinefil, Köşe Yazıları, Manşet, Sinema

    Kitap: The Sound and the Fury - William Faulkner (1929) Film: The Sound and the Fury - Martin Ritt (1959) The Sound and the Fury - James Franco (2014) Faulkner'ın başyapıtı sayılan The Sound and the Fury'nin ve bilinçakışı tekniğiyle yazılan diğer bilimum romanın sinemaya uyarlanmasının her zaman içim imkansız olduğunu düşünürüm. The Sound and the Fury konusu itibariyle çok da ahım şahım bir şey olmasa da yazım stili açısından takdire şayan. Kitap ilk olarak zihinsel engelli Benjy'nin gözünden anlatılarak başlar, ardından bunalımla...
  • Altay için yeni bir sezon yeni bir heyecan

    07 Ağustos 2017 Güncel, Köşe Yazıları, Manşet, Spor

    2017-2018 SEZONU ALTAY VE DİĞERLERİ Geçen sene zor bir yıl oldu bizim için önce sapır sapır hoca değişikliği sonra gelen 20 maçlık yenilmezlik serisi ve sezon sonunda gelen play-off şampiyonluğu yine bizleri heyecanlandıran ve yeniden hayal kurmamızı sağlayan bir sürece itti. Evet geçen sene zor bir süreçti. Yeni bir yönetim yeni bir oluşum start verdi, Türkiye’ nin her yerinde spor okulları projesi, alttan gelen takıma birkaç dokunuş ve zamanında ödenen paralar ile ivme kazandı takım, belki zor bir yıldı ama yüzümüzün akı ile şampiyonl...
  • Cinsel Devrim

    02 Ağustos 2017 Araştırma, İnsan, Kadın, Köşe Yazıları, Manşet

    Cinsel Devrim; feminist hareket içerisinde yer alan 60'lı ve 80'li yılları kapsayan ve o yıllar arasında gerçekleştirilmiş olan bir hareket. Bu devrim sadece kadınları değil eşcinselleri de kapsar. Avrupa ( İsveç) ve Amerika ( San Fransisco) bu hareketin ilk adımlarının atıldığı ve kısa zamanda tüm dünyaya yayılmasında öncülük eden iki şehir olarak tarihe geçti. 68 kuşağı ya da 68 ruhunun gerçekleştirmiş olduğu bir harekette 68 ruhu, toplumdaki bütün adaletsizlikleri ve eşitsizlikleri reddetti. Kadınların cinsel anlamda da özgür olmaları gerekt...