logo

Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda…Neden hala yüreksiz bir gazetenin köşesinden her gün halka sesleniyorsun?


Arda Aydın
arda.aydin@windowslive.com

Bu yazıda size gazeteci, yazar Yılmaz ÖZDİL’in son kitabı Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda’dan bahsetmek istiyorum. Kitap Akp Hükümetini bütün objektifliğiyle önümüze seriyor, unuttuklarımızı hatırlamak için güzel bir kaynak. Yerel seçim öncesi okunması gereken bir kitap desek daha doğru olur belki de…

Yılmaz ÖZDİL İzmirli birisi. İzmir’in yerel gazetesi olan Yeni Asır’da çalıştıktan sonra sektörün kalbi olan İstanbul’a geçiş yaptı ve biz kendisini her gün Hürriyet gazetesinde ki köşesinden yaptığı muhalefetle daha bir tanıdık. Kendisi ulusalcı  kimliğiyle tanınan bir yazar. Bunu yazılarından da anlayabiliyoruz.

Gelelim kitaba…

Kitabın son kısmı en can alıcı noktaydı bence. Kitap her yılın başından başlayıp o yıl olan bütün olayları anlatıyor. Son kısmında da o yıl aramızdan ayrılan önemli insanlardan bahsediyor. Ne çok insan kaybetmişiz diyeceksiniz kitabın sonunda bundan eminim.  Kitabın garip özelliklerinden birisi her yıl detayıyla anlatılırken 2013 yılı daha tamamlanmadan kitap basıldığı için yarım kalıyor yani en son gezi parkı olaylarıyla  son buluyor oysa hala içinde bulunduğumuz 2013’de kitabın basıldığı tarihten sonra bile bir çok siyasi olay yaşandı. Benim bulduğum en büyük eksiklik buydu. Garip olan diğer bir kısım ise Yılmaz ÖZDİL kitabın en sonunda gezi parkı olaylarından bahsederken kendisinin bünyesinde bulunduğu Hürriyet Gazetesi dahil olmak üzere bir çok basın yayın kuruluşunun iktidarın baskılarına boyun eğip gazeteciliğin en temel ilkesi olan halkı bilgilendirmeyi yerine getirmediğini ancak bunların yanında bazı yürekli basın kuruluşlarının bu yasaklara aldırış etmeden görevlerini yerine getirdiklerini dile getirmiş. Bu basın kuruluşlarına ise örnek olarak Cumhuriyet Gazetesi, Ulusal Kanal, Halk TV ve Sözcü Gazetesi’ni belirtmiş. Bu basın kuruluşlarının hepsinin ulusalcılık çatısı altında toplandığını ayrıca belirtmeye gerek görmüyorum…

Kitabı bitirip kapağını kapattığımda ilk aklıma gelen soru şuydu, madem bu kadar yürekli olarak görüyorsun bu basın kuruluşlarını neden hala yüreksiz bir gazetenin köşesinden her gün halka sesleniyorsun?

Etiketler: »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Mükemmel Bir Seyahat – 1950’lerde Bisikletle Dünya Turu

    24 Temmuz 2017 Araştırma, İnsan, Kadın, Köşe Yazıları, Manşet

    CycleSeven internet sitesinden Hilary Searle, 1950'lerde bisikletle dünya turu yapmış olan maceracı Louise Sutherland'ın bisiklet turu hakkında yazdı. Louise Sutherland, 1949 yılına kadar Londra'da çalışan Yeni Zelandalı bir hemşiredir. Bir kilise kermesinden 2.10£ ödeyerek bir bisiklet satın alır. Çalıştığı hastanede kendisine minnettar olan hastalarından biri “tekerin neşeyle dönsün” diyerek Louise için bir bisiklet römorku yapar. Louise, bu römorkla birlikte dünya turuna çıkmaya ve yolun bittiği son noktaya kadar gitmeye heveslenir. P...
  • Erkek fantazilerinin domine ettiği, Eril Kafalı Film Escape From Tomorrow (2013)

    22 Temmuz 2017 Köşe Yazıları, Manşet, Sinema, Video

    Gerçekten artık erkek fantazilerinin domine ettiği, eril kafalı filmler izlemekten bıktım. Evet her filmin içinde maruz kaldığımız minor eril bil dil olabiliyor, fakat bu biraz dozunu kaçırmış. Disneyland'da gizli kameralar kullanılarak çekilmiş bir film olması bu filmi takdir edilmesi gereken bir film yapmıyor. Öncelikle rahatsız edici eril kafasını ve baş karakterini düzeltmesi gereken bir hikaye yazmalıydı. Daha sonra ne guerillalık yapmak istiyorsan yapabilirsin. ...
  • KARAGÖL’E TIRMANIYORUM

    20 Temmuz 2017 Doğa, Köşe Yazıları, Manşet

    Zamanın behrinde, Tantalos adında kıyak bir kral varmış. M.Ö 8. yüzyılda yaşadığı ve Frigya kralı olduğu öne sürülen Tantalos, tanrıların sofrasına oturabilen tek kral. Fakat ne olduysa Tantalos, tanrıların bu hoşgörüsünü kötüye kullanır ve bunun sonucunda büyük bir cezaya çarptırılır. Efsaneye göre; Tantalos, Zeus tarafından Spil Dağının bir yarığından aşağı atılır ve düştüğü yer bir göle dönüşür. Berrak ve serin suların çenesine kadar geldiği bu gölde açlığa susuzluğa ve en kötüsü ölümsüzlüğe mahkum edilir. O zamanlar Tantalis olarak adlandır...
  • BİÇİM Mİ İŞLEV Mİ? HEPSİ? HİÇBİRİ..

    19 Temmuz 2017 Doğa, Köşe Yazıları, Manşet

    Guggenheim Müzesi Bilbao- Mimar: Frank Gehry.1997. Dekonstrüktiv mimari örneği. İlk bakıldığında gemiye benzetilse de aslında yukardan bakıldığında çiçek formu olduğu anlaşılmaktadır. Mimaride dekonstrüktivizm ya da yapısal analiz, 80'li yılların sonlarında doğdu. Parçalanma fikri onun karakteristik özelliğidir. Aynı zamanda, yapının yüzeyi ve genel görünüşü de manipüle edilir. Nesneye, iskeletini rahatsız etmesi ve yerinden oynatması beklenen eğrisel şekiller hakimdir. Binanın yapısı, kontrollü bir kaos duygusu ve öngörülemezliği uyandı...