logo

29 Ekim 2013

FKF’den Cumhuriyet deklarasyonu: “90. Yılda Yeni Bir Ülke İçin”

Fikir Kulüpleri Federasyonu, “90. Yılda Yeni Bir Ülke İçin” başlığıyla bir deklarasyon yayımladı.

deklarasyon

Geçtiğimiz hafta, FKF tarafından, “Cumhuriyet Haftası” olarak ilan edilmiş ve FKF üniversite meclisleri, “90. Yılda Yeni Bir Ülke İçin” başlığıyla toplanmıştı. FKF üniversite meclisleri; “Cumhuriyet neden sona geldi?”, “90 yılın muhasebesinden gençlik ne çıkarmalı?”, “AKP’den kurtulan Cumhuriyet gençliğin elinde nasıl yeniden kurulur?”, “Gençlik nasıl bir ülke istiyor?”, “Yeni Bir Ülke nasıl ve neden mümkün?” gibi soruları tartışarak cevaplar aradı.

Yapılan tartışmalar sonucu, bugün, FKF bir deklarasyon yayımladı. “90. Yılda Yeni Bir Ülke İçin” başlığıyla yayımlanan deklarasyon şu şekilde:

“29 Ekim 1923’te ilan edilen cumhuriyet, saltanatla yönetilen ülkemiz için önemli bir sıçrama olduğu kadar bugünden bakıldığında bir çok tartışmanın da nesnesi oldu. Bir yanda Cumhuriyet’i idealize edip kutsallaştıranlar, bir yanda da onu düşman ilan edip Osmanlı’ya öykünenler var. Ülkenin geleceğine yönelik iddiaları olan gençliğin bu tartışmalara kayıtsız kalması ise beklenemezdi. Üniversitelerde tartışma başlıkları açtık ve sorduk;

Cumhuriyet neden sona geldi? 90 yılın muhasebesinden gençlik ne çıkarmalı?
AKP’den kurtulan Cumhuriyet gençliğin elinde nasıl yeniden kurulur?
Gençlik nasıl bir ülke istiyor?
Yeni Bir Ülke nasıl ve neden mümkün?

Cumhuriyet neden sona geldi? 90 yılın muhasebesinden gençlik ne çıkarmalı?

Saltanatın ve hilafetin kaldırılması, tebaa yerine vatandaş anlayışının yerleşmesi, kadının toplumsal hayattaki değişen konumu gibi başlıklar kolaylıkla genç cumhuriyetin hanesine artı olarak yazılabilirler. Gerçekten de o zamana değin görülmemiş bir modernleşme ve ileriye atılım cumhuriyetin ilk yıllarında yaşanmıştır. Bugünden bakıldığında görülen bir çok yanlışın tohumlarının atılması ile beraber elbette. Genç cumhuriyet Osmanlı gericiliğinden bir kopuşu ortaya koymasına karşın vatandaş statüsüne yükselttiği halkın önemli bir bölümünü siyaset sahnesinden dışladığı için bu kopuş sağlam ve kalıcı temellere oturtulamamış; gerici, piyasacı ve Amerikancı AKP iktidarının cumhuriyeti yıkması görece kolay gerçekleşmiştir. Cumhuriyet’in dönüştürmekten ve ileriye çekmektense siyasetten dışladığı toplumsallık bugünkü Türkiye gericiliğinin ana tabanını oluşturmuştur. Dışlanan yalnızca gericilik olmamış; Kürtler, Aleviler, gayrimüslimler gibi unsurlara karşı uygulanan halk düşmanı politikalar cumhuriyetin sağlam toplumsal temellere sahip olmasını engellemiştir.

Cumhuriyet aynı zamanda kurtuluş savaşının da ürünüdür. Osmanlı toprakları, emperyalistler tarafından kağıt üzerinde paylaşılırken Anadolu insanı bu onursuz paylaşıma direnmiştir. Anadolu halkı ilerici cephedeki müttefikleri ile birlikte yurdunu savunmuş, bağımsız bir ülke kurulabilmesi için tarihsel bir adım atılmıştır. Ne var ki bu duruş, savaş sonrasında başta İngiltere olmak üzere emperyalistlerle “onurlu” bir ilişki kurulması arayışına evrilmiştir. Varlık nedeni sömürü olan bu güçlerle kurulacak ilişkinin bağımsızlık ile birlikte yürümesinin imkansız olduğu ise çok geçmeden anlaşılmıştır. Bugün ülke siyasetinin ABD’den belirlenmesi, genç cumhuriyetin bize kötü anlamda mirası olmakla birlikte, bağımsızlık fikrinin halkımız ve gençlik nezdinde taşıdığı itibar ise cumhuriyetin ülkemiz için en önemli getirilerinden birisidir.

Bağımsızlık anlayışı ile birlikte anılması zorunlu olan bir başka kavram ise kamuculuktur. Osmanlı’dan çökmüş ve alabildiğine bağımlı bir ekonomik yapıyı devralan Türkiye Cumhuriyeti, kalkınmanın tek yolu olan devlet yatırımlarını önemsemiş ancak kamuculuğu kalıcı ve değişmez bir ilke olarak barındırmamıştır. Cumhuriyet’in altını oyan en önemli meselelerden bir tanesi sermaye egemenliğinin doğası gereği ülkesine ihaneti olmuştur.

Yeni kurulan her ülkede onun geleceğinin tek teminatı olan gençliğin önemi ayrıdır. Hele ki bu ülke bir devrim ile kurulmuşsa… Genç Türkiye Cumhuriyeti de gençliğe bu misyonla yaklaşmış, Köy Enstitüleri gibi örnekler gençlikte gerçekten de ciddi bir etki uyandırmıştır. Burada sorun, gençliğe biçilen misyonun cumhuriyeti ilerletmekten ziyade, onu koruma ve kollama görevi olmasıdır. Gençlik bu bekçilik görevi ile yetinmemiş, Deniz’lerle simgelenen gençlik mücadelesi “yeni bir ülke” kurma kavgasına dönüşerek kendisine çizilen sınırların dışına taşmıştır. Bu sınır ihlaline cumhuriyetin köklü kurumlarının yanıtı 12 Mart muhtırası ve gençliğe biçilen misyonların ortadan kaldırılması olmuştur. Cumhuriyet’in kendisini zorlayarak ileri taşımak isteyenleri dengelemek için cumhuriyet düşmanlarını siyaset sahnesinde öne çıkarması cumhuriyet için sonun başlangıcı anlamına gelmiştir.

12 Eylül darbesi ve nihayet AKP iktidarı, ilerleyemediği ölçüde çürütülen cumhuriyete son darbeyi vurmuş, ülke tarihindeki en büyük ileri atılımı devlet katından tamamiyle söküp atmıştır. AKP, gerici ve işbirlikçi projesini gerçekleştirmek için cumhuriyetin yıllardır biriktirdiği zaafları ona karşı ustalıkla kullanmayı başarmıştır. Gerçekten de AKP’nin ustalaştığı ve başarılı olduğu tek konu cumhuriyet düşmanlığı olmuştur. Bunun gerçekliği yıkım işlemini büyük bir iştahla yapan iktidarın, sıra kurma aşamasına gelince şaşkına dönmesi ile anlaşılmıştır. AKP cumhuriyeti yıktığı gibi, kolayca Yeni Osmanlı projesini hayata geçirebileceğini sanmış, açık bir biçimde duvara toslamıştır. Bu duvar, halktan ve onun en dinamik kesimi olan gençlikten başka bir şey değildir.

AKP’den kurtulan Cumhuriyet gençliğin elinde nasıl yeniden kurulur?
Yeni Bir Ülke nasıl ve neden mümkün?

Haziran günlerinde yaşananlar cumhuriyeti devlet katından söküp atmayı başaran iktidara karşın, yılların birikiminin halk nezdinde itibarsızlaştırılması projesinin çöktüğünü ortaya koymuştur. Türkiye halkı, cumhuriyetin anti-tezi olan AKP diktasının dayatmalarını açık bir biçimde reddetmiş, Yeni Osmanlı’yı kurumsallaştırma arayışı olan başkanlık sistemi ve yeni anayasa gibi önerileri siyaset düzleminin dışına atmıştır. Bu tepki, AKP projesinin siyasi ömrünün doldurduğunu açıkça ortaya koymasına rağmen onun alternatifi olanı üretmeye de bir çağrı anlamına gelmektedir. Gençliğin bu çağrıyı yanıtsız bırakma lüksü yoktur. Gençlik bir kez daha kendisine biçilen misyonun dışına çıkmalı, geçmişteki zaafları ve yanlışları taşımayan yeni bir cumhuriyet için kolları sıvamalıdır.

Neredeyse her alanda yenilgiye uğramış olan AKP’nin direnme biçimi saldırmaktır. Halk için direniş AKP’den kurtulma arayışına dönüşmüştür. Bu arayışı cevaplayan güçlü bir cephe ile AKP’nin karşısına dikilme vakti gelmiştir.  Gerçekleşmesi gereken gençliği ayağa kalktığı değerler etrafında birleştirmektir. Haziran’da da kişiler değil, değerler ve ilkeler direnişi büyütmüştür. Yeni Bir Ülkenin kuruluşunda gençliği birleştirecek olan ilkeler nihayet belirginleşmiştir.

Gençlik nasıl bir ülke istiyor?

  1. Cumhuriyetçilik bizim açımızdan 90 yıl öncesinin kaba bir tekrarı değil, cumhuriyetin fikrinin simgelediği tarihsel atılımı “Yeni Bir Ülke” kurma iradesi ile birleştirmektir. Kuracağımız yeni ülke mutlaka cumhuriyet olacaktır.
  2. Cumhuriyetin altını oyan piyasa mantığı “Yeni Bir Ülke”de barınamayacaktır. Yeni cumhuriyetimiz, kamucu niteliğini en başa yazacak, emeğiyle yaşayanın haklarını savunmayı, kamu kaynaklarının özel şirketlerin değil halkın yararına kullanımını temel ilke olarak benimseyecektir.
  3. Türkiye’nin tamamına yayılamamış olan aydınlanma düşüncesi tüm yurdu saracak, gericiliğin düşünsel kökleri tamamen kurutulacaktır.
  4. Halkın siyasete katılımı devrimlerin en büyük teminatıdır. Halk, yalnızca kendisine sorulduğunda oy kullanan bir unsur olarak değil, yönetim sürecine aktif katılan bir özne olarak yeni ülkemizin asli unsuru olacaktır.
  5. Türkiye’de gençlik mücadelelerin ayrılmaz bir parçası olan bağımsızlık arayışı, “Yeni Bir Ülke”nin de anahtarı olacaktır. Kuracağımız cumhuriyet bağımsızlığından asla taviz vermeyecek, anti-emperyalist bir karakter taşıyacaktır.
  6. Gençliğin elinde yükselecek olan en önemli ideallerden birisi de eşitlikçiliktir. Temelleri sağlam bir ülke, adaletsizlik hissiyatının oluşturan eşitsizliklere izin vermeyecek, emeği ile geçinen halkımızı ülkenin eşit ve gerçek sahibi kılacaktır.
  7. Kuracağımız Türkiye’de kardeşlik sözde kalmayacak, her kökenden vatandaşımız ülkenin eşit ve asli unsuru olacaktır.
  8. Haziran’da AKP’nin baskı ve saldırılarına karşı ortaya çıkan tepki ülkemizin özgürlüğüne ne kadar düşkün olduğunu da göstermiştir. Ülkemiz özgürlüğün ülkesi olacaktır.
  9. Gençlik kuracağı ülkenin yalnızca koruyucusu değil, onu ilerleten ve olası zaaflarına karşı mücadele eden en önemli unsurlardan birisi olacaktır.
  10. Kuracağımız cumhuriyet, aynı zamanda Dünya’mızın bugün yaşadığı karanlık dönemin bitişinin en önemli simgelerinden birisi olacaktır.”
Etiketler: »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.