logo

İfade Özgürlüğünü Savunanlar Yeni Medya Aktivizmini saçma buluyorlar

Sosyal medya kullanım oranının dünya çapında artması çağdaş toplumların bilgi paylaşımını radikal bir biçimde değiştirdi. Dünyada 500 milyon Twitter ve bir milyardan fazla Facebook kullanıcısından söz edilebiliyorsa, YouTube’da bir günde 4-5 milyar video izleniyorsa ve her geçen saniye bu mecraya milyonlarca kişi katılıyorsa artık bambaşka bir iletişim evreninde olduğumuzu kabul etmemiz gerekmektedir. Yerel bir televizyon programında ise ifade özgürlüğünü savunurken milyarlarca kişini takip ettiği sosyal medyada yapılan yorumları saçma bulmaları yerel bölgede sosyal medyanın önemini kabul etmemeleri olarak yorumlamak mı yoksa yerel medyanın rantının sosyal medya yüzünden düşmesinden rahatsız olmaları mı diye yorumlayabilir miyiz ?

Muğla’nın Marmaris ilçesine ait yayın yapan bir yerel televizyon kanalında ki, “Soru Yorum” programını izlemek beni mutlu ediyor, siyasi düzlemde yayın yapan ve siyasi gazetecilik kimliğim gereği elimden geldiğince de takip etmeye çalışıyorum. 2 aydan sonra tekrar yayına giren bu programın yorumcuları İnternet gazetecisi İlhan Barlas Ve emekli astsubay Mukbil Gülkokan’nın yorumlarını yeniden takip etme imkanı bulmuş oluyoruz. Geçtiğimiz gün yayınlanan programlarında yerel basın hakkındaki değerlendirmelerini ve eleştirilerini dikkatle izledim. Bu konu ile ilgili olarak da kendimce değerlendirmelerde bulundum.

Marmaris yerel medyasını incelediğimizde 5 günlük gazete, her hafta çıkmasa da 4 haftalık gazete, stk ların ki dahil 5 dergi, 8 haber sitesi, 2 radyo kanalı, 2 TV kanalı yayın yapmakta. Bu rakamların Marmaris için fazla olduğunu söylemek sanırım hata olmaz.

Günlük gazeteleri ele aldığımızda yayın yapan bu gazeteler günde 250 – 300 adet basılmakta ve abone sistemine göre dağıtım yapmaktadır. Bu dağıtımın yaklaşık 50 – 70 adedi resmi kurumlara bırakılmakta kalanı ise esnafa dağıtılmaktadır. Abone sisteminde dağıtım yapıldığı için de hep aynı kişilere gitmekte halka inememektedir, bu nedenle de halkın haber alma hizmetini karşılayamamaktadır. Haftalık yayınlar ise gündemi yakalayamama ve hızlı haber tüketimi ve düzenli çıkamama nedeni ile bayat haber unsurundan dolayı çok fazla değer görememekte. Dergilere baktığımızda kurum dergileri ve magazin dergileri ise belli bir kesimde erimekte genel bir hizmet karşılama durumunu oluşturamamaktadır. Radyolar ise gelişen iletişim sisteminde kendilerini ve programlarını geliştiremedikleri için varlıklarıyla yoklukları belli değil. TV kanallarına gelince kuruluş amaçları ve hizmet durumlarına değinmek istemiyorum bu herkesin malumu zaten. Bu kanalların izlenme oranları ve takipçilerini incelemenin daha doğru olacağını düşünüyorum. Yaptığım araştırmada bu televizyon kanallarının uyduya çıkamamaları nedeni ile ve hemen hemen tüm halkın evinde uydu kanallarını tercihleri sebebi ile izleyici sayılarının çok ama çok az olduğunu tespit ettim. Bu kanalları genel olarak yerel siyaseti takip eden kişilerin dışında izlenmediğini söylemek yanlış olmaz.

Gelelim “Soru Yorum” programında dile getirilen internet haberciliği ve sosyal medya konusuna. Tüketimin en uç noktada olduğu bu iletişim çağında, anlık haber ve paylaşım yukarıda yazdığımız tüm yayınları olumsuz yönde etkilemekte. Çünkü gelişen teknoloji sayesinde her olay anında sisteme girmekte ve tüketilmektedir. Bu nedenle sosyal medya yayın kuruluşlarının kabusu haline gelmiş durumdadır. Hatta bir çok ulusal yayın bunun önüne geçebilmek için sosyal medya ağları kurmakta rekabet ortamından geri kalmamak ve eskimemek adına mücadele etmekte. Sosyal medyanın gücünün ne olduğu gezi olaylarında çok net görüldü. Bunların ışığında sosyal medyayı eleştiren bu programın anlık, saatlik haber güncellemelerinden rahatsız olmaları da tabi ki doğal. Sosyal medyada gazetecilik kimliği veya paylaşımcı unsuru artık arka planda kaldı, sosyal medyanın en güzel tarafı eleştiri hakkınızı anında kullana bilme hakkına sahip olmanızdır. Sayın Barlas haberi veya bir durumu yazan kişinin artık bir şey yazmaması konusunda eleştirisine katılmıyorum çünkü haber veya konu hakkında yapılan karşı yoruma cevap sadece yorum değil aynı zamanda bilgilendirme içerdiği için ve bir diyalog barındırdığı için çok daha etkindir. Karşılıklı diyaloğun bu ikiliyi neden rahatsız ettiğini anlamak hele ki gazeteci olduğunu söyleyen ve çok sesliliğe inanan birisinin bunu uygun bulmamasını anlamak gerçekten zor. Kendi sitelerinde ki bir konu için yapılan yorumu ki yorumun hakaret içermediğini eleştiri olduğunu kendisi dile getirerek sildiğini üzülerek belirten Sayın Barlas bunu yaparak, bir sesi yok saydığını, bir düşünceyi engellediğini düşünmedi mi? Gazetecilik etiğinden dem vururken böylesi bir düşünce hapsine neden olmayı içlerine nasıl sindirdiler. Programdaki değerli diğer yorumcu Sayın Mukbil sosyal medyada ki diyaloğun yanlış olduğunu söyleyip, sonrasında düşünce özgürlüğü adına herkesin saçmalama hakkının bile olması gerektiğini savunması kendisi ile ters düştüğünü göstermektedir. Sosyal medya artık önüne geçilemez bir bağımlılık yaratmıştır, bu nedenle ben ve takipçilerim, saçmalama haklarımızı kullanmak istiyoruz, diyalogdan korkanlar diyaloğunun kavga getireceğini düşünenler çağı nasıl yakalayıp özgür ifade hakkının artık tartışılır olmaktan çıkması gerektiğini savunurlar ki.

 

İhsan Tolga Serin / YENİ ÇİZGİ GAZETESİ 21.09.2013

Etiketler: » » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.