logo

Seni senden daha iyi tanıyan bir Google var

Seni senden daha iyi tanıyan bir Google var

28 Kasım 2010’da dünya siyasi tarihi için önemli bir gelişme yaşandı. Wikileaks adlı bir internet sitesi uzun zamandır internette kimi belgeler yayınlıyor ve önemli güç odaklarına karşı gerilla mücadelesi veriyordu.  Wikileaks, 28 Kasım 2010’da, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın iç yazışma belgelerini dünyaya duyurdu ve bu sadece Wikileaks aktivistleri için bir dönüm noktası değildi. Zamanla, internet aktivistlerinin sayısı çoğaldı ve hareket çok merkezli olmaya başladı. Elbette, güçlü bir düşmanla yapılan her savaşta olduğu gibi karşılık gecikmedi. Başta ABD olmak üzere önemli bir kitle Wikileaks’e saldırmaya başladı ve genel yayın yönetmeni Julian Assange’la beraberindekiler önemli suçlamalarla karşılaştılar. Savaş düzeni değişti, düşman çok farklı bir savunma mekanizması geliştirdi ve Yeni Dünya Düzeni yenilendi. Kısacası, kaybedecek kıymetli bir bilgisi ve gücü olan ayağını denk almaya başladı bu düzende. Özgür Uçkan ve Cemil Ertem’in Wikileaks adlı kitabı, Watergate’den Arap Baharı’na kadar olan süreçte merak edilen soruları cevaplayarak bu yeni düzeni çözümlüyorlar.

Metis Kitap mutfağından Şubat 2013’te çıkan Şifrepunk, bu düzene ışık tutmaktan ziyade onu sorgulayan, “yarın ne yapmalıyız” sorusuyla çatışan ve yaşananların mağdurlarından olan dört aktivistin deneyimlerini aktaran bir eser olarak karşımıza çıkıyor. Julian Assange yönetimindeki bu tartışmada internet aktivistleri Andy Müller-Maguhn, Jacop Appelbaum ve Jérémie Zimmerman şifre yazımıyla çıkılan yolda siyasetten, özgürlüklerimizden, teknolojiden, sansürden ve gelecekten söz ediyor ve gelinen noktayı sorgulayarak yeni bir yol haritası çıkarıyorlar. Avrupa Dijital Hakları’nın (EDRI) kurucularından biri olan Andy Muller-Maguhn, herkesin yararına açık bir internet sistemi olan Tor Projesinin destekçileri ve araştırmacıları arasında yer alan Applebaum, “La Quadrature du Net” isimli online özgürlüklerin savunucusu bir grubun kurucularından olan Zimmerman ve başroldeki isim olan Assange; tüm dünyadaki devlet yöneticilerine korku dolu anlar yaşatan Wikileaks hadisesinin ardından kitap boyunca tartışılan gözetim ve sansür mekanizmalarının hemen hemen hepsiyle bireysel olarak da savaşmak zorunda kalmışlardır. Dolayısıyla, kitap, bu dört aktivistin sisteme dair çözümlemelerinin yanı sıra bireysel deneyimleri ve hislerini de anlayabilmemize olanak sağlayacaktır.

Bir zamanlar uçsuz bucaksız bir özgürlük ülkesi gibi gelen internet kullanıcısına bir özgürlük ütopyası vadediyordu. Şimdiyse, özne ve iktidar doğası gereği yeniden bir distopyanın tam ortasına doğru kulaç atıyoruz. Hem de Orwell’in “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört”ünden daha acımasız ve karşı saldırısının tahmini zor bir distopya. Şifrepunk, bu distopyaya doğru olan dönüşümü de ele alıyor, atılması gereken adımları öneriyor ve iktidarın bu distopyadaki geleceğini de tartışıyor.
Post-Wikileaks devri olarak adlandırmayı doğru bulduğum bu süreçteki “neden” ve “nasıl” sorularının cevaplarını ararken aslında iki tarafın da kendi silahıyla yara aldığını farkediyorum.  Tahrir Meydanı’na çıkan kalabalığın örgütlenme sürecindeki ilk adımı olan Facebook, bir süre sonra bu kimlikleri ifşa mekanizmasına dönüştü. Şifrepunk, bu internet ve özgürlük ütopyasından distopyaya doğru olan gidişatı sessiz ve sedasız bir dönüşüm olarak niteliyor. Zaten iktidarların bu sessiz ve derinden ilerleyen karşı saldırısının, yani dönüşümün farkında olanların “küresel gözetim endüstrileri”nde istihdam edilerek aktivistler tarafından kapılmasına izin verilmiyor.
Belki de totaliterlik tarih boyunca ilk defa bu kadar bütüncül ve güçlü bir yapıda. Çünkü savaşın meydanı artık sokak değil ve zannedildiğinin aksine dünyanın önemli güçleri bu online meydanda daha çabuk hareket edebiliyorlar.  Bu gücü ve çabukluğu nasıl mı elde ettiler? Gündelik hayatta dünya hafızasına savurduğumuz ve bir bumerang misali bize dönen bilginin bizimle nasıl bir ilişkiye girdiğini öğrenmek için tabloya daha uzaktan, yani daha bağlamsal bakmak gerekiyor.

Assange ve arkadaşlarından çözüm önerisi

Şifrepunk kitabı boyunca çözümleme ve önerilerde bulunan bu dört internet aktivistinin altını çizdiği en önemli noktalardan biri “şimdi ne yapacağız” sorusunu da cevaplamalarıdır.  Bahsi geçen bu dört internet aktivisti de düşmanla tanışmış, yüzleşmiş ve bu düşmanın yaptırımlarına mağdur bırakılmıştır. Tehlikeyi algılama perspektifine sahip bu aktivistler sıkıntılı bir tablo çizmelerinin hemen ardından bu düşmana karşı geliştirdikleri yeni çözüm önerisini paylaşıyorlar. Kitaba adını veren ve bu dört aktivistin çıkış yolu olarak gördüğü Şifrepunk -şifre yazımı- hakkında Assange önemli argümanlar sunuyor.

“Evren şifrelemeye inanıyor. Bilgiyi şifrelemek şifreyi çözmekten daha kolay. Bu tuhaf özelliği yeni bir dünyanın yasalarını oluşturmak için kullanabileceğimizi gördük. Bize ait olan uzamı, şifreyazım perdesinin ardında tahkim edebilirdik. Maddi gerçekliği kontrol altında tutanların giremeyeceği yeni diyarlar yaratabilirdik, çünkü peşimizden oralara kadar gelebilmek için sonsuz beceriye ihtiyaçları olacaktı.”

Halil Türkden – Kadir Has Üniversitesi İletişim Bilimleri Yüksek Lisans Bursiyeri

halil.turkden@khas.edu.tr

Etiketler: » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.