logo

Enzo Traverso – savaş alanı olarak tarih

“Bugünü kurtarmak  

Walter Benjamin

Zorbalıkların Tarihi

Kesintisiz ve duraksamadan bir asır çalışan bir saat, 9 Kasım 1989 tarihinde Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla derin bir yokluğa gömülür. Bu saatin gömülmesi demek, söz konusu tarihi “bugünün tarihi” olmaktan çıkarıyor ve “bellek” devreye giriyordu.  Tarih-yazımı dinamiklerini yenilemek, metotlarının kullanışlığını gözden geçirmek ve egemen olduğu sınırları yeniden çizmek durumunda kalıyordu. Zira, 20. yüzyılın belleği ve tarihi yüzleşmek zorundadır ve bu yüzleşme için İtalyan siyaset profesörü ve tarihçi Enzo Traverso kolları sıvamıştır.

Michel Foucault, Giorgio Agamben, François Furet, Arno J. Mayer, George L. Mosse, Zeev Sternhell, Emilio Gentile, Martin Broszat, Saul Friedlander ve bugün en çok okunan tarihçilerin başında gelen, yakın zamanda kaybettiğimiz Eric Hobsbawm… Enzo Traverso, Ayrıntı Yayınları aracılığıyla okuyucuyla buluşan Savaş Alanı Olarak Tarih kitabında bu önemli tarihçileri konuşturuyor.

Tarih alanında hatırı sayılır seminerler ve derlemelere referanslarla sık sık başvuran Traverso, tarih-yazımsal tartışmaların nasıl bir dönüşüme uğradığı üzerine hem ders kitabı seviyesinde bir fotoğraf çekiyor; hem de tarih-yazımı için yeni tartışmalara ve argümanlara yol gösterecek düzeyde bir eleştirellikle 20. yüzyılı zorbalıkların, savaşların, totaliter dilin ve soykırımların çağı kabul ediyor. İşte böyle bir dönemde gelişen ve dönüşen bir tarih-yazımını irdeleyen Traverso, bugünün tarihine daha eleştirel bir gözle nasıl bakılacağının da reçetesini veriyor.

Kitabın ilk bölümü, geçtiğimiz 2012 yılının Ekim ayında yitirdiğimiz ve “Devrim Çağı-Sermaye Çağı-İmparatorluklar Çağı-Aşırılıklar Çağı” dörtlemesiyle 20. yüzyılın en önemli tarihçisi olarak nam salan bir isme, Eric Hobsbawm’a ayrılıyor.

İkinci bölümde, “1989 Sonrasında 1789 ve 1917” başlığıyla söz konusu devrimlerin tarihselleştirilmesi bağlamında eleştirileri; dördüncü bölümde de Nazizmin tarihselleştirilmesi yönündeki anlaşmazlıkları malzemesi 20. Yüzyıl olan tarihçiler arasındaki “tarihselleştirme” tartışmaları ve eleştirileri olarak okuyoruz. Yine bu tarihselleştirme tartışmalarının önemli bir örneği olarak, yüzyılın son çeyreğindeki faşizm yazımlarına ayrılan bölümü ele alabiliriz. Kitabın önemli bölümlerinden biri de, Şoah ekseninde soykırımların karşılaştırılmasını tartışıldığı bölümdür.

Derlenmiş makalelerden oluşan kitabın geçmişe dair soykırımları, faşist rejimleri ve devrimleri tarihsellikleri bağlamında tartışırken; bugüne dair sorunlara ve zorbalıklara çözüm üretebilmek adına bugünün kavramlarından biri olan ve Agamben’in yine Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan “Kutsal İnsan” adlı kitabında daha kapsamlı bir biçimde anlaşılabileceğini düşündüğüm “biyoiktidar” kavramının Foucault ve Agamben tarafından tarih-yazımı ekseninde tartışıldığını görebiliriz.

Traverso’nun kitapta tarihsel karşılaştırmayı sorguladığı bir bölümde Yahudi sürgününün ve Kara Atlantik’in Edward Said’in gezgin teori kavramıyla ele alındığını görebiliriz. Eserin son bölümünde, 20. yüzyılın tarih-yazımında karşımıza çıkabilecek iki önemli perdenin, bellek ve söz konusu tarihin ilişkilendirilmeye çalışıldığını görebiliriz.

Walter Benjamin insanlık tarihinde daha önce hiç denenmemiş olanın, tarihte hiç adı geçmemiş veya gücü elinde bulundurmamış olanın, hiç kulak verilmemiş olanın ve kaybedenin yanında olmuştur. Kısacası tarihin öznesi değil; nesnesi olanın yanında olmuştur. Tarihselleşememiş ve tarih-yazımının çok dışında kalmış bu nesneyi hiç bırakmaz Benjamin ve ekler: “Düşman kazanmaya devam ederse ölüler bile payını alacak bundan”. Geçmiş, bugün kaleme alınan her tarih-yazımında yeniden inşa edilir veya kurtarılır. Bu yüzdendir ki, tarih-yazımı görkemli bir iktidar aracı olmasının yanı sıra hiçbir zaman “tarafsız” olma imkânı bulamamıştır. Hangi tarih iktidarın dizinin dibinde yazılmamıştır ki?

Enzo Traverso’nun “Savaş Alanı Olarak Tarih, 20. Yüzyılın Zorbalıklarını Yorumlamak” adlı kitabı, bu tarih-yazımının nasıl bir sorgulamadan geçmesi gerektiğine, hangi iktidar mekanizmalarının himayesinde gerçekleştiğine, hangi tarihselleştirmenin ne kadar doğru olduğuna, mevcut karşılaştırmalara ve bu yüzyıldaki önemli kırılma noktalarına ışık tutuyor.

Halil Türkden/ Varlık Dergisi

Etiketler: » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.