logo

10 Ağustos 2013

“Kadın kardeşlerimizi AKP’ye rağmen yaşatacağız”


admin
medyainfo@gmail.com
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu temsilcilerinden Nurseli Gözüaçık’ın temmuz ayı kadın cinayetlerini değerlendirdiği yazısı:

Temmuz ayını geride bıraktık ve bu ayda da kadın cinayetlerinin acı gerçekliğiyle bir kez daha yüzleştik. Temmuz ayında 18 kadın kardeşimiz, erkekler tarafından yaşamdan koparıldı.

kcdp_6.8.2013_d97b0ac5-b7d4-43c6-b115-90982fb649e5

AKP hükümeti Gezi direnişi boyunca meydanlarda halka karşı sürdürdüğü saldırılarla toplumsal şiddeti doğurdu ve kadın cinayetlerinin temmuz ayında artışına sebep oldu. Yaklaşık iki aylık bir süreç boyunca her sokağı, meydanı tutarak her türlü demokratik eylemin önünü kesen AKP hükümeti, sırf muhalefet ettiği için halka karşı şiddetini de artırarak sürdürdü. Gezi direnişi boyunca 5 genci katleden, onlarca kişinin kör kalmasına sebep olan ve hala hastanelerde uyanması beklenenlerin sorumlusu olan AKP hükümeti, hiçbir hesap vermeksizin antidemokratik uygulamalarına devam ediyor.

Türkiye’de kadın cinayetlerinin temel sebeplerinden birisi kadınların devlet tarafından korunmaması. Gezi direnişi sürecinde on binlerce polisi halka saldırtmak için seferber eden AKP, bir kadın kardeşimizi korumaktan dahi geri duruyor. Temmuz ayı içinde öldürülen Muhterem Göçmen kardeşimiz karakola giderek korunma talep ettiğinde polislerden “Bütün polisler Gezi’de” cevabını almıştı. Yine Manavgat’ta öldürülen Zübeyde Ediz kardeşimiz her gün karakola gitmiş ama polisler Zübeyde’yi korumamıştı. 17 Temmuz’da Türkiye’nin 4 ayrı ilinden 4 kadın kardeşimizin öldürüldüğü haberini aldık. İşte, bunun sorumlusu şiddeti meşrulaştıran ve kadınları korumayan AKP hükümetidir.

Temmuz ayında işlenen kadın cinayetlerine baktığımızda katillerin tespit edilememesi, yakalanamaması ve öldürülen kadınların ölümlerinin şüpheli olarak kayıtlara geçiyor olması kolluk kuvvetlerinin kadın cinayetlerini takip süreçlerinin yetersiz olduğunun kanıtı oluyor. AKP, kadınları koruyamadığı gibi kadın katillerinin peşine düşmekten de geri duruyor. Soruyorum, meydanlarda on binlerce polisle halkını katledecek kudreti kendinde gören Başbakan Erdoğan, kadınların katillerini mi yakalayamıyor ? Eylem görüntülerini tek tek izleyip direnişçileri tespit ederek evlerine baskın yaptıran Başbakan Erdoğan, kadın katillerini mi tespit edemiyor ? Ülkede başlayan ayaklanmayı bastırmak ve iktidar koltuğunu korumak adına elindeki tüm gücü halka karşı kullanan hükümet, elbette ki isterse kadın cinayetlerini durdurmak için her türlü önlemi alabilir, kadınları koruyabilir.

10 yıllık iktidarlığı boyunca kadın düşmanı politikalarıyla kadınlara yönelik şiddetin, taciz, tecavüz ve kadın cinayetlerinin artmasına sebep olan AKP hükümeti sadece kadın bedeni üzerinden siyaset yapmasını biliyor. Devlet kanalında konuşan ve gündeme oturan Ömer Tuğrul İnançer’in “Hamile kadın sokakta gezmez, terbiyesizliktir” sözlerini hükümet duymazlıktan geldi ancak yine kadınlar birçok şehrin meydanlarında kadın bedeni üzerinden yapılan siyasete karşı çıktılar. Kadınların eğitimiyle, istihdamıyla, yaşam hakkıyla ilgilenmeyen, toplumsal yaşamda kadınların söz hakkının olmasını, kadınların siyasetin içinde olmasını istemeyen AKP hükümeti kadın bedeni üzerinden her türlü siyaseti yapma hakkını kendinde görüyor. Kadınların kürtaj hakkına saldıran AKP, kadınların iş gücüne katılım oranın %30 olmasını ilerleme olarak görüyor. Kadınları eve kapatmak amacıyla esnek çalışmayı uygulamaya sokmaya çalışıyor. Kadınlar çalışmak istediğinde, boşanmak istediğinde öldürülürken AKP’nin bu gerçeği görmezden gelerek politikalarını sürdürdüğünü acı bir şekilde görüyoruz.

Yine kadın bedeni üzerinden siyaset yaparak kadınlara “5 çocuk yap” diyen hükümete biz de kadınlar olarak soralım: Uşak’ta eşinden boşandığı için cezası kucağında bebeğini emzirirken öldürülmek olan Hatice Palta kardeşimizi neden korumadınız ?

Temmuz ayında kadınlara yönelik cinsel saldırılar da artış gösterdi. Bununla birlikte yine 2013 yılı içerisinde Adalet Bakanlığı verilerine göre cinsel suçlar %45 arttı. Sadece temmuz ayında 20 kadına tecavüz edildi, 19 kadına cinsel tacizde bulunuldu. İzmir’de Nurgül Erbaş kardeşimiz tecavüze direndiği için öldürüldü.

Temmuz ayındaki kadınlara yönelik saldırıları, kadın cinayetlerini, kendi eliyle artıran hükümet, halkına uyguladığı şiddete son vererek toplumun yarı nüfusunu oluşturan kadınların yaşam hakkını korumak zorundadır. Adalet Bakanı Sadullah Ergin cinsel suçlarla ilgili yeni düzenleme yapacaklarını açıklayarak; düzenlemeyle taciz, tecavüz gibi suçlarda cezaların %100 arttırılmasının öngörüldüğünü söyledi. Yıllardır mücadele yürüten kadın örgütlerinin kadınlara yönelik her türlü saldırıya karşı talebi olan caydırıcı cezaların verilecek olması olumlu bir adım olacak. Ancak aynı caydırıcı cezaların kadın cinayetleri için de verilmesi bir zorunluluk halidir. Bizler 2013 yılının ağustos ayına kadar tam 124 kadın kardeşimizi kaybettik. Kadınlar olarak, kadın kardeşlerimiz öldürülmeye devam ederken kadınları koruyacak yasaları çıkarmak ve kadın katillerine hak ettikleri ağır cezaları verdirmek için tüm yetkilileri görev başına çağırıyoruz.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak 3 yıldır yürüttüğümüz mücadelemizde kazanımlarla yolumuza devam ediyoruz. Kaybettiğimiz kadın kardeşlerimize adalet için kadın katillerine hak ettikleri ağır cezaları verdiriyoruz. Öldürülen kadın kardeşlerimizin aileleriyle mücadelemizi birleştirmeye ve ülkenin dört bir yanında mücadelemizi büyütmeye devam ediyoruz.

AKP hükümeti işte bu mücadeleden korkmalıdır. AKP, kürtaj hakkına yasaklama getirmeye çalıştığında, kadınların eğitim, işsizlik sorunlarına çözüm bulmadığında, esnek çalışmalarla kadınları eve kapatmak istediğinde, kadınlar tacize, tecavüze uğradığında ve kadınların yaşam hakkı ihlal edilerek öldürüldüğünde bizler her bir kadın kardeşimizin arkasında yüzler, binler hatta milyonlar olacağız. AKP, kadın düşmanı politikalarına son verene kadar, kadınların erkeklerle eşit olduğunu kabul edene kadar da kadınlar olarak sokaklarda, meydanlarda, iş sahalarında, üniversitelerde, adliye önlerinde, mahkeme salonlarında; üretimin yapıldığı, siyasetin konuşulduğu her alanda olmaya devam edeceğiz.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 

Nurseli Gözüaçık

Etiketler: » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Mükemmel Bir Seyahat – 1950’lerde Bisikletle Dünya Turu

    24 Temmuz 2017 Araştırma, İnsan, Kadın, Köşe Yazıları, Manşet

    CycleSeven internet sitesinden Hilary Searle, 1950'lerde bisikletle dünya turu yapmış olan maceracı Louise Sutherland'ın bisiklet turu hakkında yazdı. Louise Sutherland, 1949 yılına kadar Londra'da çalışan Yeni Zelandalı bir hemşiredir. Bir kilise kermesinden 2.10£ ödeyerek bir bisiklet satın alır. Çalıştığı hastanede kendisine minnettar olan hastalarından biri “tekerin neşeyle dönsün” diyerek Louise için bir bisiklet römorku yapar. Louise, bu römorkla birlikte dünya turuna çıkmaya ve yolun bittiği son noktaya kadar gitmeye heveslenir. P...
  • Erkek fantazilerinin domine ettiği, Eril Kafalı Film Escape From Tomorrow (2013)

    22 Temmuz 2017 Köşe Yazıları, Manşet, Sinema, Video

    Gerçekten artık erkek fantazilerinin domine ettiği, eril kafalı filmler izlemekten bıktım. Evet her filmin içinde maruz kaldığımız minor eril bil dil olabiliyor, fakat bu biraz dozunu kaçırmış. Disneyland'da gizli kameralar kullanılarak çekilmiş bir film olması bu filmi takdir edilmesi gereken bir film yapmıyor. Öncelikle rahatsız edici eril kafasını ve baş karakterini düzeltmesi gereken bir hikaye yazmalıydı. Daha sonra ne guerillalık yapmak istiyorsan yapabilirsin. ...
  • KARAGÖL’E TIRMANIYORUM

    20 Temmuz 2017 Doğa, Köşe Yazıları, Manşet

    Zamanın behrinde, Tantalos adında kıyak bir kral varmış. M.Ö 8. yüzyılda yaşadığı ve Frigya kralı olduğu öne sürülen Tantalos, tanrıların sofrasına oturabilen tek kral. Fakat ne olduysa Tantalos, tanrıların bu hoşgörüsünü kötüye kullanır ve bunun sonucunda büyük bir cezaya çarptırılır. Efsaneye göre; Tantalos, Zeus tarafından Spil Dağının bir yarığından aşağı atılır ve düştüğü yer bir göle dönüşür. Berrak ve serin suların çenesine kadar geldiği bu gölde açlığa susuzluğa ve en kötüsü ölümsüzlüğe mahkum edilir. O zamanlar Tantalis olarak adlandır...
  • BİÇİM Mİ İŞLEV Mİ? HEPSİ? HİÇBİRİ..

    19 Temmuz 2017 Doğa, Köşe Yazıları, Manşet

    Guggenheim Müzesi Bilbao- Mimar: Frank Gehry.1997. Dekonstrüktiv mimari örneği. İlk bakıldığında gemiye benzetilse de aslında yukardan bakıldığında çiçek formu olduğu anlaşılmaktadır. Mimaride dekonstrüktivizm ya da yapısal analiz, 80'li yılların sonlarında doğdu. Parçalanma fikri onun karakteristik özelliğidir. Aynı zamanda, yapının yüzeyi ve genel görünüşü de manipüle edilir. Nesneye, iskeletini rahatsız etmesi ve yerinden oynatması beklenen eğrisel şekiller hakimdir. Binanın yapısı, kontrollü bir kaos duygusu ve öngörülemezliği uyandı...