logo

Başka bir boylamda çok tanıdık bir masal


Halil TÜRKDEN
halil.turkden@facebook.com

Daniel Alarcon’un ilk romanı “Kayıp Kentin Radyosu”, kapak tasarımından çevirisine kadar harikulade bir özenle, Ayrıntı Yayınları mutfağından geçerek Türkçe’ye kazandırıldı. Alarcon, ağır yaraları olan bir toplumun yitik belleğinin ve kayıp bir aşkın çıkmaz sokaklarında varoluşun hikâyesini anlatıyor. Hep olduğu gibi, dünyanın her şeyden uzak bir köşesinde yine savaş var. Amerika kıtasının güneyinde, bilinmeyen bir ülkede, tanımlanamaz bir zaman diliminde ve kayıp gerillaların izinde sürüp giden bir masal…

Yeniden yazılan bir tarihin gölgesinde yitirilen karakterlere maskeler üretiyor Alarcon. Okuyucuyla ilk tanıştırılan ana karakter Norma, savaşla beraber çıkmaz sokakları da artan bu şehrin kaldırımlarına bir mikrofon uzaklığından anlam yüklemeye çalışıyor.

Bu pazar Kayıp Kentin Radyosu’nda… Cangıldan bir çocuk geliyor… An­lattığı hikâyeye inanamayacaksınız… Yüreğinize dokunacak… Yaşlar getire­cek gözlerinizden… Neşe ve umut verecek size…

Mikrofondaki isim, Güney Amerika’nın uzak bir ülkesinde en popüler radyo programını hazırlayan ve sunan bir kadın, Norma’dır ve onun kaybettiği aşkının peşine düşüşü alışılmışın çok dışındadır. Yıllar öncesinde hayatının aşkı Rey’i kaybetmiştir ve Rey bu coğrafyanın kaybettiği isimlerden sadece biridir. Norma, Kayıp Kentin Radyosu aracılığıyla dağdaki Kızılderililer ve yoksul köylülerden gelen kayıp listelerini okuyor; bunların içinden şanslı olanlar da sevdiklerine kavuşuyordur. Norma, bir bakıma, acısından sesini çıkaramayan bir yığının sesi oluyor. Alarcon’un sessiz yığını, birçok sebeptendir ki Jean Baudrillard’ın “Sessiz Yığınlar” dediği topluluğu hatırlatır. Baudrillard’ın ifadesiyle, temsil edilemeyen ve belli bir yerden sonra düşsel bir gönderen haline gelen bu topluluk, Alarcon’un romanında Norma adlı bu radyo programcısı ve sevgili sayesinde yeni bir anlama kavuşur.

Norma, savaşın sessizleştirdiği ve kırıp geçtiği her kesimin sesi olmayı başarıyor. Bu program aracılığıyla arayıştan vazgeçmeyen birçok insan sesini duyurmakla kalmıyor, yıllar önce kaybettiği yakınlarına da yeniden sarılabilme imkânı buluyor. Bu kavuşmalar, programı ülkenin en güvenilir ve en fazla takip edilir odak noktası haline getirdi. Norma’nın güvenilirliği ve itibarı, sevdiklerine kavuşanlar ve kavuşma ümidi içinde olanlar için tartışılmazdı. Norma’nın Kayıp Kentin Radyosu’nda asıl aradığı kişi ve onunla olan ilişkisi, kitabın özellikle ilk dört bölümünde aheste aheste anlatılıyor Alarcon tarafından. Güney Amerika’nın bu en güvenilir sesi zaman geçtikçe insanlara yaptığı bu iyiliğin sevdiği adamı aramanın başka bir yolu olabileceğini de keşfeder.

Yazarın anlatımında sık sık başvurduğu geçmişe dönüşler, sadece bu ilişkinin değil; savaşın çırılçıplak ortada bıraktığı yaşamların ve iç savaşın enkazını sindirmeye çalışan bu kayıp Güney Amerika şehrinin de doyurucu bir portresini çiziyor.

O pazar, Kayıp Kentin Radyosu’nun çok özel bir konuğu vardı. Programın en sadık takipçilerinden olan 1797 Köyü’nün sakinleri tarafından eline sıkıştırılan bir kayıp listesiyle öğretmeni Manau tarafından radyonun kapısına bırakılan 11 yaşındaki Victor, yitik bir aşka dair mühim bir ipucuna sahiptir. Rey’i kaybettikten sonra yıllarca yalnız yaşayan Norma için davetsiz gibi gelen bu sürpriz misafir, hikâyeyi bambaşka bir yoldaşlığa götürüyor. 11 yaşındaki Victor’un kâbusları, yıllar önce Rey’in korku dolu uyanışlarına çok benzemektedir.

Acısı derin olanlar matematiği sevmez. O nedenledir ki enlem ve boylam farkını bir kenara koyarak, yazarın bize gösterdiği derdin neresinden tutabileceğimize dikkatlice bakmak gerek. Amerika kıtasının kuzey veya orta kesimlerinde yaşayan biri için farkındalık yaratabileceği gibi rahatsızlık da uyandırabilecek bir roman. Öyle ki, kıtanın güneyindeki gerçeğin yıllara meydan okuyan bir masalından söz ediyoruz. Ölümle ve özgürlükle dans eden bir toplumun şehrinde dolaşıyoruz. Böylesine bir savaştan ve varoluş mücadelesinden kendini soyutlayamayacak önemli bir çoğunluk var kıtada ve ötesinde.

Daniel Alarcon’un “Kayıp Kentin Radyosu” adlı romanı yanı başımızdaki gerçeklerin soğukluğuyla yüzleşmemizi sağlayabilir. Faili meçhulleri, gözaltında kaybedilenleri ve akıbeti bilinmeyenleri bol olan bir coğrafya olarak Türkiye’deki okurlar açısından maalesef bu masal hiç de yabancı gelmeyecektir.

 

Etiketler: » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ONLAR HEP GÜLÜYOR

    08 Ağustos 2017 İnsan, Köşe Yazıları, Manşet

    Bir mücadele düşünün; kavganın güzelliğinde, güzellik kattılar kendilerine. Semih- Esra Özakça çifti ve Nuriye hocamız. Onurlu bir kavganın üç direngen insanı. Talimatlarla yapılan bir işte ‘’Adalet’’ aranır mı? diye haykırıyor Semih abi, eşine yazdığı mektubunda. Türkülerin ne güzel, sesin ne güzel deyişi hiç mi acıtmadı vicdan’ınızı ?  Ya eşyalarını dolaba yerleştirirken Esra’sının polarını bulması ve kendi kokusu sinmesin diye üşüse de giyememesi ya da doyasıya koklayamaması, hiç mi ürpertmedi içinizi ? Ömrüm kendine dirençli ve inanç...
  • Kitap Film Uyarlaması 6: The Sound and the Fury

    08 Ağustos 2017 Edebiyat, Kitapkurdu vs Sinefil, Köşe Yazıları, Manşet, Sinema

    Kitap: The Sound and the Fury - William Faulkner (1929) Film: The Sound and the Fury - Martin Ritt (1959) The Sound and the Fury - James Franco (2014) Faulkner'ın başyapıtı sayılan The Sound and the Fury'nin ve bilinçakışı tekniğiyle yazılan diğer bilimum romanın sinemaya uyarlanmasının her zaman içim imkansız olduğunu düşünürüm. The Sound and the Fury konusu itibariyle çok da ahım şahım bir şey olmasa da yazım stili açısından takdire şayan. Kitap ilk olarak zihinsel engelli Benjy'nin gözünden anlatılarak başlar, ardından bunalımla...
  • Altay için yeni bir sezon yeni bir heyecan

    07 Ağustos 2017 Güncel, Köşe Yazıları, Manşet, Spor

    2017-2018 SEZONU ALTAY VE DİĞERLERİ Geçen sene zor bir yıl oldu bizim için önce sapır sapır hoca değişikliği sonra gelen 20 maçlık yenilmezlik serisi ve sezon sonunda gelen play-off şampiyonluğu yine bizleri heyecanlandıran ve yeniden hayal kurmamızı sağlayan bir sürece itti. Evet geçen sene zor bir süreçti. Yeni bir yönetim yeni bir oluşum start verdi, Türkiye’ nin her yerinde spor okulları projesi, alttan gelen takıma birkaç dokunuş ve zamanında ödenen paralar ile ivme kazandı takım, belki zor bir yıldı ama yüzümüzün akı ile şampiyonl...
  • Cinsel Devrim

    02 Ağustos 2017 Araştırma, İnsan, Kadın, Köşe Yazıları, Manşet

    Cinsel Devrim; feminist hareket içerisinde yer alan 60'lı ve 80'li yılları kapsayan ve o yıllar arasında gerçekleştirilmiş olan bir hareket. Bu devrim sadece kadınları değil eşcinselleri de kapsar. Avrupa ( İsveç) ve Amerika ( San Fransisco) bu hareketin ilk adımlarının atıldığı ve kısa zamanda tüm dünyaya yayılmasında öncülük eden iki şehir olarak tarihe geçti. 68 kuşağı ya da 68 ruhunun gerçekleştirmiş olduğu bir harekette 68 ruhu, toplumdaki bütün adaletsizlikleri ve eşitsizlikleri reddetti. Kadınların cinsel anlamda da özgür olmaları gerekt...