logo

ÖZGÜR RUHA NE OLDU?


Halil TÜRKDEN
halil.turkden@facebook.com

Joseph Heath ve Andrew Potter’in 2004 yılında çıkan İsyan Pazarlanıyor adlı kitabı Ayrıntı Yayınları aracılığıyla artık Türkçe’de.

 

Uyku tulumları, bira kasaları, sırt çantaları, şiirler, düşler, genel ahlak kurallarından kaçış, sanat, dağınıklık ve derinlik… Kimdir ve nedir bohem?  Peyami Safa’nın “mekan içinde sınır tanımadan enginleri kuşatmak için kabını çatlatmak isteyen ruhla vücut arasındaki savaşın destanı” diye tanımladığı bohem hangi devrin bohemiydi? Karşı kültürün en bilinen çıktılarından biri olan bohem bireyler, özgür ruh sahibi olan ve eğri bir hayata dahil olan kişiler miydi? O zaman kitabın önemli odak sorularından birine, “o özgür ruha sahip öfkeli bireyler şimdi neredeler ve ne yapıyorlar” sorusuna bakmak gerekir.

Karşı kültürler, muhalifi olunan kültürün özünü oluşturan değerlerin tam karşısında durur ve kapsamlı bir yargılamada bulunurlar. Kitabın en temel argümanlarından birisi, karşı kültür hareketlerinin bu aşamada sınıfta kaldığı ve hemen hemen hepsinin toplumu anlama aşamasında sorunlarının olduğudur. Böyle bir durumda, karşı kültür denen şeyin sisteme ve veya egemen kültürün odağındaki değerlere nasıl bir tehdit oluşturacağı soru işaretidir.

Bu soru işareti üzerine yazarlar karşı kültür çıktılarının birçoğunu ele alıp çeşitli örneklerle hem okuyucunun işini kolaylaştırıyor hem de argümanlarını daha sistemli bir şekilde ortaya koyuyorlar. Bunlardan sadece bir tanesinde 60’ların hippi kuşağının 80’lerde Amerikan tarihindeki gösterişçi tüketimin en önemli çıkışına önderlik ettiğini görüyoruz. Yazarların bu yöndeki daha açık örneklerinden birinde, kitle kültürüne karşı muhalif duruşunu sembolize etmek isteyen hippilerin VW kaplumbağa araçlarla yola çıktığını görüyoruz. Bu yolun devamında bir kuşak araçtan iner ve onların yerine araca binen kuşak artık yola Ford Explorer ile devam etmek ister. Soru işaretleri, polemikler, göndermeler ve karşı kültürün kapitalizm düzlemindeki sürtünme kuvveti işte burada artmaya başlar. Yaygın söylentinin ve örneklerin işaret ettiğinin aksine hippiler ruhunu satmamıştır. Ardından gelen yuppi düşüncesi de aynı çizgidedir. Kitabın aslında okuyucuya en önemli mesajlarından biri de budur. Kapitalizm dediğimiz şeyin en saf ve işlenmemiş hali karşı kültürde görülebilir. Karşı kültürün gereği olarak yolcu ve araç değişmiştir.

Birçok Marksist kuramcı, isyanın nasıl bir satışa dahil olduğu ve sol kesimin de kapitalizmden açıkça hoşlandığı tespitine varmamak adına, Gramsci’nin kültürel hegemonya tartışmalarına yer vererek her türlü kapitalizm sevgisini ve yakınlaşmasını yanlış bilinç üretimine bağlamışlardır. Gramsci’nin hegemonya kavramı, Marksist kuramcıların ve yeni girişimlerin hayatta kalabilmeleri için çok önemli bir role sahiptir. Kısacası, Gramsci tam zamanında imdata yetişmiştir fakat Heath ve Power’ın da sıklıkla dile getirdiği gibi, kapitalizmin sanıldığından çok daha çetin çeviz olduğu unutulmamalıdır.

Gramsci havasının yoğun hissedildiği iki isim, Hardt ve Negri’nin yine Ayrıntı Yayınları aracılığıyla çevrilen İmparatorluk kitabında da belirtildiği gibi, karşı kültürel bir hareketin bütünselleştirici bir role sahip olduğu görülebilir. İsyan Pazarlanıyor’un bu bütünselleştiricilik hakkında çektiği durum fotoğrafları ise çok da yabancı değil. Bugünün dünyasında dışarısının kalmadığını ama bunun sömürüyü ortadan kaldırmadığını ve tam tersine sömürünün artık her yerde olabileceğini görebiliriz.

 

Heath ve Power kitabın ilk bölümünde Karşı Kültürün Doğuşu, Freud California’ya Gider, Normallik, Kendimden Nefret Ediyorum ve Satın Almak İstiyorum, Aşırı İsyan başlıklarıyla Marcuse, Freud, Baudrillard ve Guy De Bord gibi birçok kaynağa uğruyor.

 

İkinci bölümde, Üniformalar ve Birörneklik, Statü Peşinde Koşmaktan Trend Avcılığına, Cocacolonization, Teşekkürler Hindistan, Uzay Gemisi Dünya başlıklarıyla moda ve karşı kültürel girişimcilik, okul üniformaları, yanlış anlaşılma yolundaki markalar, burjuva ve bohem değerlerin çatışması, itibar, Amerikanlaştırma, küreselleşme, negatif dışsallıklar ve imparatorluk gibi birçok anahtar kavram günümüz örnekleriyle analiz ediliyor.

 

İsyan Pazarlanıyor’u bu alandaki mevcut literatürden farklı kılacak en önemli noktalardan birinin sonuç bölümünde sunulan bir çözümlemede saklı olduğunu düşünüyorum. Bu çözümleme insanlara daha gerçekçi bir öneride bulunup, kaçınılmaz olanla mümkün olanı nasıl içselleştirebileceğini gösteriyor. Toplumuna ve kültürüne her daim farklı bir delikten baktığımız ve pek de iyi anlaşamadığımız kitleye karşı ne yapabileceğimizin ve dillerden düşmeyen isyanın nasıl satıldığının cevabının bu çözümlemede saklı olduğunu söylemek gerekir.

Yazarların mevcut literatüre en önemli katkılarından biri de, konformizmin ana akım medyanın ve kitle iletişim araçlarının bir ürünü olmadığıdır. Medyanın rolünün olmadığı bir ortamda konformizmin nasıl bu kadar ebedi hale geldiği ise Thomas Hobbes, Freud ve Rousseau gibi isimlerin çalışmalarındaki konformizmin yeniden üretimi üzerine alıntılarla cevaplanıyor.

Kitabın öne sürdüğü argümanlar ne kadar özgün olsa da, mevcut oluşumlar hakkındaki yargılar oldukça polemik yaratacak nitelikte.

Etiketler: » » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ONLAR HEP GÜLÜYOR

    08 Ağustos 2017 İnsan, Köşe Yazıları, Manşet

    Bir mücadele düşünün; kavganın güzelliğinde, güzellik kattılar kendilerine. Semih- Esra Özakça çifti ve Nuriye hocamız. Onurlu bir kavganın üç direngen insanı. Talimatlarla yapılan bir işte ‘’Adalet’’ aranır mı? diye haykırıyor Semih abi, eşine yazdığı mektubunda. Türkülerin ne güzel, sesin ne güzel deyişi hiç mi acıtmadı vicdan’ınızı ?  Ya eşyalarını dolaba yerleştirirken Esra’sının polarını bulması ve kendi kokusu sinmesin diye üşüse de giyememesi ya da doyasıya koklayamaması, hiç mi ürpertmedi içinizi ? Ömrüm kendine dirençli ve inanç...
  • Kitap Film Uyarlaması 6: The Sound and the Fury

    08 Ağustos 2017 Edebiyat, Kitapkurdu vs Sinefil, Köşe Yazıları, Manşet, Sinema

    Kitap: The Sound and the Fury - William Faulkner (1929) Film: The Sound and the Fury - Martin Ritt (1959) The Sound and the Fury - James Franco (2014) Faulkner'ın başyapıtı sayılan The Sound and the Fury'nin ve bilinçakışı tekniğiyle yazılan diğer bilimum romanın sinemaya uyarlanmasının her zaman içim imkansız olduğunu düşünürüm. The Sound and the Fury konusu itibariyle çok da ahım şahım bir şey olmasa da yazım stili açısından takdire şayan. Kitap ilk olarak zihinsel engelli Benjy'nin gözünden anlatılarak başlar, ardından bunalımla...
  • Altay için yeni bir sezon yeni bir heyecan

    07 Ağustos 2017 Güncel, Köşe Yazıları, Manşet, Spor

    2017-2018 SEZONU ALTAY VE DİĞERLERİ Geçen sene zor bir yıl oldu bizim için önce sapır sapır hoca değişikliği sonra gelen 20 maçlık yenilmezlik serisi ve sezon sonunda gelen play-off şampiyonluğu yine bizleri heyecanlandıran ve yeniden hayal kurmamızı sağlayan bir sürece itti. Evet geçen sene zor bir süreçti. Yeni bir yönetim yeni bir oluşum start verdi, Türkiye’ nin her yerinde spor okulları projesi, alttan gelen takıma birkaç dokunuş ve zamanında ödenen paralar ile ivme kazandı takım, belki zor bir yıldı ama yüzümüzün akı ile şampiyonl...
  • Cinsel Devrim

    02 Ağustos 2017 Araştırma, İnsan, Kadın, Köşe Yazıları, Manşet

    Cinsel Devrim; feminist hareket içerisinde yer alan 60'lı ve 80'li yılları kapsayan ve o yıllar arasında gerçekleştirilmiş olan bir hareket. Bu devrim sadece kadınları değil eşcinselleri de kapsar. Avrupa ( İsveç) ve Amerika ( San Fransisco) bu hareketin ilk adımlarının atıldığı ve kısa zamanda tüm dünyaya yayılmasında öncülük eden iki şehir olarak tarihe geçti. 68 kuşağı ya da 68 ruhunun gerçekleştirmiş olduğu bir harekette 68 ruhu, toplumdaki bütün adaletsizlikleri ve eşitsizlikleri reddetti. Kadınların cinsel anlamda da özgür olmaları gerekt...