logo

Sarışın olamanın tonları


Tuğçe GÖRGÜLÜ
tugcegorgulu_93@hotmail.com

                   Sarışın olamanın tonları

Ülkemizdeki esmer insan katsayısının yüksek olması nedeniyle  sarışın olma isteği oldukca fazladır. Bu yüzden etrafımızda bir sürü sarı saçlı bayanları görebilirsiniz. Kimisi doğal kimisi boya… Zaten ‘İnsan kendinde olmayanı istermiş’ ya hani  bu laf o kadar dogru ki:)

a

 

 

Peki sarışın olmak için hangi tonu boyatmalısınız ?

Tonlara geçmeden önce 1. Kural eğer esmerseniz ve sarışın olmak istiyorsanız kaşlarınızı boyatmayı unutmayın lütfen. Bu durum çok itici bir görünüme sebep oluyor çünkü.

b

 

 

 

 

 

Yanda  görüldüğü gibi  sarışınlığın bir soğuk yüzü birde sıcak yüzü var.

Sıcak  sarı mı yoksa soğuk sarı mı yakışır bu sizin ten renginizle dogru orantılıdır:)

 

sot1

Sıcak tonlular genellikle kestane, kahverengi ve siyah saç rengine, ela ve kahverengi göz rengine sahiptirler. Ciltleri sarı alt tonlu buğday rengidir ve vücutlarında yüzeye çıkmış damarlarının rengi yeşil tonlarında gözükmektedir. Hemen kolunuzun içini çevirip bakın görünen damarlarınız yeşilimsi ise siz sıcak tonlu bir kadınsınız demektir!

 

        Soğuk tonluların ise genellikle gözleri açık renktir, ciltleri pembe alt      tonludur. Bu kişiler doğuştan sarışın veya kumral olabilirler. Açık renk bir cilde sahiptirler ve kollarının içerisinde görebilecekleri yüzeye yakın damarları mavi renktedir.

 

 

ömh

 

sari_sac_rengi_tonlari

 

sot2

 

 

 

 

 

 

 

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Mükemmel Bir Seyahat – 1950’lerde Bisikletle Dünya Turu

    24 Temmuz 2017 Araştırma, İnsan, Kadın, Köşe Yazıları, Manşet

    CycleSeven internet sitesinden Hilary Searle, 1950'lerde bisikletle dünya turu yapmış olan maceracı Louise Sutherland'ın bisiklet turu hakkında yazdı. Louise Sutherland, 1949 yılına kadar Londra'da çalışan Yeni Zelandalı bir hemşiredir. Bir kilise kermesinden 2.10£ ödeyerek bir bisiklet satın alır. Çalıştığı hastanede kendisine minnettar olan hastalarından biri “tekerin neşeyle dönsün” diyerek Louise için bir bisiklet römorku yapar. Louise, bu römorkla birlikte dünya turuna çıkmaya ve yolun bittiği son noktaya kadar gitmeye heveslenir. P...
  • Erkek fantazilerinin domine ettiği, Eril Kafalı Film Escape From Tomorrow (2013)

    22 Temmuz 2017 Köşe Yazıları, Manşet, Sinema, Video

    Gerçekten artık erkek fantazilerinin domine ettiği, eril kafalı filmler izlemekten bıktım. Evet her filmin içinde maruz kaldığımız minor eril bil dil olabiliyor, fakat bu biraz dozunu kaçırmış. Disneyland'da gizli kameralar kullanılarak çekilmiş bir film olması bu filmi takdir edilmesi gereken bir film yapmıyor. Öncelikle rahatsız edici eril kafasını ve baş karakterini düzeltmesi gereken bir hikaye yazmalıydı. Daha sonra ne guerillalık yapmak istiyorsan yapabilirsin. ...
  • KARAGÖL’E TIRMANIYORUM

    20 Temmuz 2017 Doğa, Köşe Yazıları, Manşet

    Zamanın behrinde, Tantalos adında kıyak bir kral varmış. M.Ö 8. yüzyılda yaşadığı ve Frigya kralı olduğu öne sürülen Tantalos, tanrıların sofrasına oturabilen tek kral. Fakat ne olduysa Tantalos, tanrıların bu hoşgörüsünü kötüye kullanır ve bunun sonucunda büyük bir cezaya çarptırılır. Efsaneye göre; Tantalos, Zeus tarafından Spil Dağının bir yarığından aşağı atılır ve düştüğü yer bir göle dönüşür. Berrak ve serin suların çenesine kadar geldiği bu gölde açlığa susuzluğa ve en kötüsü ölümsüzlüğe mahkum edilir. O zamanlar Tantalis olarak adlandır...
  • BİÇİM Mİ İŞLEV Mİ? HEPSİ? HİÇBİRİ..

    19 Temmuz 2017 Doğa, Köşe Yazıları, Manşet

    Guggenheim Müzesi Bilbao- Mimar: Frank Gehry.1997. Dekonstrüktiv mimari örneği. İlk bakıldığında gemiye benzetilse de aslında yukardan bakıldığında çiçek formu olduğu anlaşılmaktadır. Mimaride dekonstrüktivizm ya da yapısal analiz, 80'li yılların sonlarında doğdu. Parçalanma fikri onun karakteristik özelliğidir. Aynı zamanda, yapının yüzeyi ve genel görünüşü de manipüle edilir. Nesneye, iskeletini rahatsız etmesi ve yerinden oynatması beklenen eğrisel şekiller hakimdir. Binanın yapısı, kontrollü bir kaos duygusu ve öngörülemezliği uyandı...