logo

Gazeteci Çocuk

gazeteci_cocuk_(the_paperboy)___turkce_altyazili_fragman_mpeg2video_11042013_1649_480p_wmp4

 

Yönetmen: Lee Daniels

Uyarlama: Pete Dexter

Konu: 1969 yılında Jack Jansen üniversiteden atılmış halde Florida’daki ailesinin yaşadığı Lately kasabasına geri döner. Babası W. W. Jansen kasabanın yerel gazetesi The Moat Country Times’ın sahibidir. Bu arada The Miami Time’da muhabirlik yapan Ward Jansen, Hillary Van Wetter davasını araştırmak üzere iş arkadaşı Yardley Acheman’la kasabaya gelir. Ancak Hillary davası ile ilgilenen bir tek kendileri değildir. Genç ve güzel bir kadın olan Charlotte Bless de Hillary’nin suçsuz olduğuna inanır ve onu temize çıkartmak için The Miami Times muhabirlerine güvenir. Ward ve Yardley iş hayatında yükselmek istediklerinden bu iddinın peşinden giderlerken, Ward’ın kardeşi Jack ise eve sıklıkla girip çıkan Charlotte’ye aşık olur. Bu olay üzerine gidildikçe işler karışır ve bu dörtlü beklenmedik olaylarla karşı karşıya kalır.

Oyuncular

Matthew McConaughey / Ward Jansen

Zac Efron / Jack Jansen

Nicole Kidman / Charlotte Bless

John Cusack / Hillary Van Wetter

Macy Gray / Anita

David Oyelowo / Yardley Acheman

Scott Glenn / W. W. Jansen

Ned Bellamy / Tyree Van Wetter

 

2012 Cannes Film Festivali Seçkisi olan filme karşı değişik eleştiriler mevcut.

“Adi, ağır, acımasız, eğlenceli…

Gördüğüm hiçbir şeye benzemiyor!” The Atlantic

“En yoğun hisleri ve onur kırıcı duyguları en derinine kadar ahlaksızca kurcalıyor” Time Magazine

Bunları görünce ister istemez merak ediyoruz ancak unutulmaması gerek diğer bir şey de filmin gösterime girdiği 2012 yılında gişede büyük bir hüsranla karşılaşması. Durumu toparlamak isteyen dağıtım şirketi bu yıl farklı ülkelerde filmi vizyona sokma planını hayata geçirdi. Birçok kişi böyle bir kategoriyi kabul etmese de, Gazeteci Çocuk festival filmi havasında kesinlikle! Gişe ya da eğlence için yapılmış olduğuna inanasım gelmiyor. Bu kadar yoğun, karmaşık  ve havada kalmışlık. Yönetmen Lee Daniels’i “Acı Bir Hayat Öyküsü” filmiyle akademi ödüllerinde en iyi uyarlama senaryo ödülü alışıyla hatırlıyoruz. Ayrıca Daniel’in LGBT konusunda ve siyahi olmanın yarattığı bir durum mu bilinmez ancak renk konusunda da ne kadar hassas olduğu ortada. Her filminde bu durumları kenarından kıyısından da olsa işlemiş. Türü gerilim olarak belirlenen bir filmde tek bir gerilim sahnesi olmaması da ayrı bir konu. Peki bu filmin türü ne? Suç? Gizem? Arada kalmışlığın diğer bir örneği..

Filmin gene yapısına baktığımızda çekimleri kimi zaman çok başarılı, kimi zaman anlamsız ve havada kalmış. Açılış sahnesi gerçekten farklı. Hikaye bize direk anlatılmaya başlanıyor. Aralarda gidişatı kesmeden devam ediyor bu durum. Kurgusundaki başarı etkileyici. Bazı yerlerdeki panaromik ya da detaycı çekimler diyelim, filme olan ilgiyi daha da arttırıyor. Karakterlerin birbirinden bağımsız tanıtılmasıyla birlikte nerede buluşacaklarını heyecanla bekliyoruz. Fakat bu heyecan karakterlerin tanışmasından sonra pek devam etmiyor. Hayaller ve gerçekler arasında gidip geliyoruz. Havada kalan sorularımız oluyor genellikle. Film ilerledikçe tam sıkıldık derken araya serpiştirilen ufak tefek olaylarla dikkatimizi yeniden topluyoruz ancak bu filmi tekrar en başındaki gibi konsantre olup beğenmemize yeterli olmuyor. Filmin gerilim olarak gösterilmesinin tek nedeni sanırım şiddet ve mide bulandırıcı detaylar bütünü.

Cinsellik bir sahnede abartısız ve masum gelirken bir diğer sahnede içinde şiddet barındıran iğrenç bir hale bürünebiliyor. Oyunculuklar için söylenecek pek bir şey yok, başarılılar. Çekimler, kurgu ve olaylar da öyle. Ancak bizi filme çeken ögeler olduğu kadar iten öglerde bulunuyor. Sıkıldığımız kadar, “hadi şimdi ne olacak” diye heyecanladığımız da oluyor. Değişik bir filmdi. Sorular kaldı mı? Kaldı. Tüylerimin ürperdiği yerler oldu mu? Oldu. Güldüğüm ya da içimin acıdığı yerler? Kesinlikle! Filmde denge var mı diye soracak olursam kendime, sanırım hayır cevabını alırım. Bu film için ne izleyin derim, ne de izlemeyin. Değişik alanlara yönelmiş, farklı bakış açıları bulunduran, değişik bir filmdi. Giden iki kişiden biri güzel bir tatla ayrılabilecekken salondan, yanındaki bir diğer kişi tatmin olmamış, aksine mutsuz ayrılabilir.

Sanıyorum ki 2012 yılında kendi ülkesinde yaşadığı hüsranı, 2013 yılında diğer tüm ülkelerde yaşayacak

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.