logo

Aptallıkların tarihi / Aptal insanın tarihi


Halil TÜRKDEN
halil.turkden@facebook.com

HARLAN Ellison’a bakılırsa evrende hidrojenle birlikte en fazla bulunabilen element olan aptallıkla ilgili bir kitaptır. Charlie Camphell’in kaleme aldığı Günah KeçisiAyrıntı Yayınları’nın özellikle Baudrillard, Kierkegaard ve Barnes çevirileriyle nam salan Lacivert Kitaplar Dizisi kapsamında okuyucularla buluştu.
Müşterek bir ihtiyacın ve aptallığın karşılığı olarak günah keçisi ilan etmek, insanoğlunun anlamlandıramadığı ve cezalandıramadığı felaketler sonrasında görülen bir davranış kalıbıdır. Bu noktada, yazarın günah keçisi ve elektrik sigortası arasındaki teşbihine bakmak gerekir. Elektrik devresi normalden fazla bir yükleme sonucunda sigortanın sistemsel veya fiziksel bir felaketi önlemek için devreye girmesine neden olur. Sigorta atar ve yenilenir. Sistem herhangi bir sorundan korunmuştur fakat sorun onarılmaz. Bu sorunlu sistem gelecek sefere karşılaşılabilecek bir soruna kadar sigorta -günah keçisi- hariç hiç kimse için problem teşkil etmez. Günah keçisi, bu özelliğiyle hikâyenin düzen sağlayıcı ve işleri yoluna sokma işlevi gören karakteridir.
İnsan yaşamının ve inançlarının kusursuzluğuna giden yolda anlamlandırılamayan her açıklamanın bir günah keçisine gereksinimi olmuştur. Bu bazen hayvanlar, bazen heykeller, bazen kadınlar, bazen çocuklar ve bazen de doğa olmuştur. Suçlamak ve suçlanmak, tarih boyunca siyasetin belki de en can alıcı noktalarından biri olmuştur. İktidarlar sorumlulukları ölçüsünde belli bir suçlama mekanizmasının içinde kendilerine yer etmişlerdir. Bu, bazen komünizm gibi bir harekete karşı gösterilen dalgalı bir suçlama şeklinde; çoğu zaman da darağacında son bulan bireysel hesaplaşmalarla uygulanmıştır.

CHAPLİN, NAZIM’IN ROBESON’U VE BRECHT…

Günah Keçisi, Elia Kazan’ın 1954 yapımı, Oscar ödüllü filmi Rıhtımlar Üzerinde’yi akıllara getiriyor. Camphell’in günah keçisi yansımalarından birini Kazan’ın bu sorgulama niteliğindeki filminde görebiliriz. Filmde Amerika’daki McCarthizm dönemine denk gelen komünizm düşmanlığının kitapta portrelenen tüm günah keçilerinden çok da farklı olduğunu düşünmüyorum. Senatör McCarthy’nin ilan ettiği ve sorgulamalarıyla çok şey kaybettirdiği günah keçilerinin başında bir sinema dehası Charlie Chaplin, Nazım Hikmet’in her daim “Türkülerimizden korkuyorlar Robeson” diyerek selam durduğu şarkıcı Paul Robeson ve Bertolt Brecht gibi isimler de bulunuyor.
Modern dünyanın çıkmaz sokaklarında aldatıcı ferahlıklar vadeden günah keçisi ilan etmek eylemi bu kitabı okuduktan sonra etiketlemelerin ve yargılamaların temelindeki vicdani ve özcü yaklaşımlar üzerinde de düşünmemize neden olacaktır. Yazarın kitap boyunca sorduğu ve cevaplamaya çalıştığı “Günah keçilerini suçlamayacağız da kimi suçlayacağız?” sorusunu okuyucuya okuma öncesi ve sonrasında sağlıklı bir analiz çerçevesinde düşünmesi için tavsiye ediyorum. En başa dönersek, düşünebilme yetisiyle doğanın en zeki yaratığı olarak öne çıkardığımız insanın sözde iradesini ve gücünü başkalarını suçlayarak, “Başkalarının suçlarının tarihi” üzerinden inşa ettiği görülmektedir. Bu nedenle, kitap, insanoğlunun aptallıklarının ve zaaflıklarının tarihi olarak değerlendirilebilir.

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Anlatan Eller : “Neden duyan ve sağır toplum iletişim halinde olmasın?”

    21 Haziran 2017 Emek, Engel, İnsan, Manşet, Röportaj, Video

    Sokaklar yalnızca duyan, gören insanların değil. Bu konuda yanılgıya düşüyoruz çoğu zaman. Bu ülkede yaşayan milyonlarca görme engelli, işitme engelli, bedensel engelli var. En büyük sorun ise engelli insanları toplumun içine dahil etmek konusunda başarısız, sokakları engelli insanlara uygun hale getirip paylaşma konusunda ise beceriksiz oluşumuz.   Herhangi bir engeli olan insanlar ile ortak noktada buluşmanın, bir şeyleri paylaşmanın yollarını aramanın önemli olduğunu düşünüyoruz. Bunu göz önünde bulundurarak duyan insanları işaret ...
  • Adil On The Road 4: Eski Bir Dost Hakkında

    20 Haziran 2017 Eğlence, Köşe Yazıları, Manşet

    Belirli bir yaştan sonra alışkanlıkların değişmesi hiç kolay olmuyor insanın hayatında. Özellikle bu alışkanlıklar, siz farkında bile olmadan bağımlılığa dönüşmüşse. Otuz yıllık hayatımın son on senesinde, bu on senenin içindeki son yedi senenin neredeyse her gününde ‘dost’ olarak gördüğüm bir ‘düşman’ ile yaşamıştım. Evet, eski dosttan düşman olmaz belki ama bahse konu olan ‘dost’ bağımlılık seviyesine gelmişse, bir yerde ona ‘dur’ demem gerekiyordu. Fakat beceremiyordum. Zaten yapı olarak çok müsait olduğum ‘boş vermişlik’ tavrımı fazl...
  • Yuri!!! on Ice / ユーリ!!! on ICE (2016)

    20 Haziran 2017 Anime - Manga, Köşe Yazıları, Manşet, Sinema

    Free! bittiğinden beri homoerotik anime konusunda eksiklikler çekiyordum ve en sevdiğim temalardan biri olan yaoi fanservice ile harmanlanmış Yuri on Ice ile karşılaştım. Elbette Free! ile yarışacak güzellikte değil fakat gayboy izleme ihtiyacımı karşılamaya yetti diyebilirim. Free gibi Yuri on Ice da bir spor animesi. Yuri isimli Japon buz patencinin yükseliş öyküsünü anlatıyor. Yuri son kayışında oldukça kötü bir sonuç alır ve hayal kırıklıklarıyla Japonya'ya geri döner. Dünya şampiyonu ve Yuri'nin büyük hayranı/aşkı olan rus patenci...
  • Klaus Kordon – Paule Glück: 20. Yüzyıldan Öyküler

    19 Haziran 2017 Edebiyat, Köşe Yazıları, Manşet

    Berlin’de, 1943 yılında doğmuş bu kitabın yazarı olan Klaus Kordon. “Doğmak için ne kadar kötü bir zaman ve yer.” diye düşünüyorum ilk okuduğum zaman. Huzursuz yıllar tüm dünya için. Uzunca bir süre birçok ülkenin birbiriyle savaşacağı ve sonunda milyonlarca kişinin öleceği İkinci Dünya Savaşı ve onun merkez üssü Berlin. Yazar, bir nakliye firmasında işçi olarak başlamış hayatına. Ardından dış ticaret uzmanı olarak Afrika ve Asya’ya gitmiş. Bugün ise serbest yazar olarak Berlin’de yaşıyormuş. Kitabın en arka sayfasında yazılmış olanlara göre...