logo

Çok boyut, çok çalışma


admin
medyainfo@gmail.com
kcdp_24.4.2013_7792f42c-d10d-4184-b0e3-6d6031376186
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav’ın bu haftaki yazısını, sizlerle paylaşıyoruz.

Bu hafta çok olumlu bir durum olarak, Yargıtay Başkanı Ali Alkan “Kadına yönelik her türlü şiddete sıfır tolerans göstermekteyiz” diye açıklama yaptı.

Fatma Şahin de topluma yeni bir açıklama daha yapmak zorunda kaldı. Kadına yönelik şiddete karşı hukuk devletinde yapılması gereken çok şeyi yaptıklarını, “dünyanın en güçlü paketini” hazırladıklarını anlattı.

Yargının bu yüksek mertebeleri ve bakanlık ve zaman zaman başbakan, bu açıklamaları yapmak zorunda kalıyor. Çünkü; bütün kadın cinayetlerini, başından sonuna kadar her yönüyle sahiplenen, her gelişmeyi ve her açıklamayı takip eden, kadın kardeşlerimiz öldürülmesin diye devleti sürekli göreve çağıran bir mücadele var. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, tek bir kadının saçının teline zarar gelmeyeceği bir dünya kurmakta çok kararlı.

 

*

Nesnel olarak ise kadın cinayetleri devam ediyor. Mahiyeti de değişebiliyor; İzmir’de Pınar kardeşimiz, dövülerek ve eziyet görerek can verdi.

 

Öte yandan davalar ağır ceza kararıyla sonuçlanıyor, haklar kazanıyoruz. Daha da önemlisi; artık yaralı olarak ölümden kurtulan kadın kardeşlerimiz de var. Cenazeye başsağlığı vermeye değil, hastaneye geçmiş olsun demeye gitmek, kardeşlerimizin nefes alıyor olması çok önemli. Ölüm ve yaşam arasındaki fark bu. Bir sonraki aşamada, kadın kardeşlerimizin yaralanmalarını da önleyebiliriz.

 

*

Ortadaki açık ölüm kalım meselesi, herhalde en çok bu memleketin yargısını ve ilgili bakanlıkları ilgilendirmeliydi; işte bu nedenle de açıklama yapmak zorunda kalıyorlar.

 

Ama açıklama yetmiyor. Fatma Şahin’in söz ettiği süper paketten kadınlar için ölüm çıkmaya devam ediyor.

 

Bu paket “Koruma Kanunu” dur ve uygulanması için platform her gün bir başka ilde çarpışıyor, koruma altındaki kardeşleriyle hak arıyor, davalara giriyor, açıklama yapıyor, eylem yapıyor, eğitim yapıyor. Platform bu kadar çok şey yaparken, bütün imkânları elinde bulunduran ve sorumluluğu olanların daha fazla şey yapması gerekmez mi?

 

Yargıtay Başkanı iyi konuşuyor ama devamında “Bu sorun yargının tek başına çözeceği bir sorun değildir” diyor. Toplumu göreve çağırıyor ama toplum zaten sokakta “caydırıcı ceza istiyorum” diyor.

 

Fatma Şahin “tek boyutlu olan bir konu değil” diyor.

 

Sorunun çözümünde zorlandıkları itiraf ediyorlar adeta.

 

Şahin haklı, sorun çok boyutlu. O zaman demek ki Platform’un yaptığı gibi çok çalışmak lazım. Ayrıca hem insanın ölümüne göz yumamayız diyor hem de neredeyse Koruma Kanunu’nun erkeklere zarar vermediğini anlatmaya çalışıyor.

 

Elbette Türkiye’de erkek egemenliği bütün bu gelişmelere de ayak diriyor, onunla bakan da uğraşmak zorunda kalıyor ama her ikisi de çok fazla savunmacı kalıyorlar. Oysa başka zamanlarda yaptıkları gibi, elleri titremeden yetkilerini kullanmalılar.

 

Biz onları göreve çağırdıkça, onlar da başkalarını göreve çağırıyorlar. Tamam, başkaları da görev yapsın iyi güzel de, esas kuvvet kendilerinin elinde.

 

Yargıtay indirimle gelen dosyaları geri çevirecek ve ceza kanununda caydırıcı düzenleme yapacak güçte değil mi?

 

Bakanlık, kadınları korumak için ŞÖNİM’ler açmadı mı? Bu merkezleri doğru düzgün çalıştırmak elinde değil mi?

 

*

Platform temsilcileri, her gün bir ilimizde hayatta kalmaya çalışan bir kardeşimizin koruma hakkı için çalışıp didinirken, bu merkezleri tam içinden görüyorlar. ŞÖNİM’ler kadınları korumak için çok yetersiz. Bunları yeterli hale getirmek kimin sorumluluğunda peki?

 

Toplum bu hizmetler, haklar için yeterince vergi veriyor. Hele ki kadınların, çalışmasalar mutfakta iş yapsalar bile, akan suya bile ödedikleri vergiler, onları ölümden de korumalıdır elbette.

 

Yani bu hafta açıklama yapan etkili ve yetkililer, önce kendi görevlerini tam olarak yapsalar, emin olun durum yarıya yarıya değişecektir.

 

Bunun anlamı, çok sayıda kadın kardeşimizin hayatının kurtulması demektir.

 

Ve Platformun onurlu mücadelesi, onları da görevini onurlu yapan hale getirecektir, bunun da kıymetini bilsinler.

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ONLAR HEP GÜLÜYOR

    08 Ağustos 2017 İnsan, Köşe Yazıları, Manşet

    Bir mücadele düşünün; kavganın güzelliğinde, güzellik kattılar kendilerine. Semih- Esra Özakça çifti ve Nuriye hocamız. Onurlu bir kavganın üç direngen insanı. Talimatlarla yapılan bir işte ‘’Adalet’’ aranır mı? diye haykırıyor Semih abi, eşine yazdığı mektubunda. Türkülerin ne güzel, sesin ne güzel deyişi hiç mi acıtmadı vicdan’ınızı ?  Ya eşyalarını dolaba yerleştirirken Esra’sının polarını bulması ve kendi kokusu sinmesin diye üşüse de giyememesi ya da doyasıya koklayamaması, hiç mi ürpertmedi içinizi ? Ömrüm kendine dirençli ve inanç...
  • Kitap Film Uyarlaması 6: The Sound and the Fury

    08 Ağustos 2017 Edebiyat, Kitapkurdu vs Sinefil, Köşe Yazıları, Manşet, Sinema

    Kitap: The Sound and the Fury - William Faulkner (1929) Film: The Sound and the Fury - Martin Ritt (1959) The Sound and the Fury - James Franco (2014) Faulkner'ın başyapıtı sayılan The Sound and the Fury'nin ve bilinçakışı tekniğiyle yazılan diğer bilimum romanın sinemaya uyarlanmasının her zaman içim imkansız olduğunu düşünürüm. The Sound and the Fury konusu itibariyle çok da ahım şahım bir şey olmasa da yazım stili açısından takdire şayan. Kitap ilk olarak zihinsel engelli Benjy'nin gözünden anlatılarak başlar, ardından bunalımla...
  • Altay için yeni bir sezon yeni bir heyecan

    07 Ağustos 2017 Güncel, Köşe Yazıları, Manşet, Spor

    2017-2018 SEZONU ALTAY VE DİĞERLERİ Geçen sene zor bir yıl oldu bizim için önce sapır sapır hoca değişikliği sonra gelen 20 maçlık yenilmezlik serisi ve sezon sonunda gelen play-off şampiyonluğu yine bizleri heyecanlandıran ve yeniden hayal kurmamızı sağlayan bir sürece itti. Evet geçen sene zor bir süreçti. Yeni bir yönetim yeni bir oluşum start verdi, Türkiye’ nin her yerinde spor okulları projesi, alttan gelen takıma birkaç dokunuş ve zamanında ödenen paralar ile ivme kazandı takım, belki zor bir yıldı ama yüzümüzün akı ile şampiyonl...
  • Cinsel Devrim

    02 Ağustos 2017 Araştırma, İnsan, Kadın, Köşe Yazıları, Manşet

    Cinsel Devrim; feminist hareket içerisinde yer alan 60'lı ve 80'li yılları kapsayan ve o yıllar arasında gerçekleştirilmiş olan bir hareket. Bu devrim sadece kadınları değil eşcinselleri de kapsar. Avrupa ( İsveç) ve Amerika ( San Fransisco) bu hareketin ilk adımlarının atıldığı ve kısa zamanda tüm dünyaya yayılmasında öncülük eden iki şehir olarak tarihe geçti. 68 kuşağı ya da 68 ruhunun gerçekleştirmiş olduğu bir harekette 68 ruhu, toplumdaki bütün adaletsizlikleri ve eşitsizlikleri reddetti. Kadınların cinsel anlamda da özgür olmaları gerekt...