logo

Gazete ODTÜ çok yakında

ODTÜ’de üniversiteliler üniversite ve ülke gündeminden haberlerin, yazıların ve duyuruların yer aldığı bir gazete çıkarıyorlar

7BABF9A93447AA810F7C
Üniversitelilerin gazetesi Gazete ODTÜ çok yakında baskıdan çıkacak. Gazete ODTÜ ekibi de çıkardıkları gazeteyle ilgili bir yazı kaleme aldılar.

Gazete ODTÜ ekibinin “Yola Çıkarken” adlı yazısı:

“Elinizde tutmakta olduğunuz bu kağıt topluluğu, adından da anlaşılacağı gibi bir “gazete”. Fakat ülkemizdeki standart gazete profiline pek benzemiyor. Bu gazetenin, çeşitli alanlarda milyarlarca dolarlık yatırımları olan, iktidarı rahatsız edecek hamleler yapmaktan ölesiye korkan bir patronu yok. Sırça köşklerden, lüks ciplerden inmeyen, başbakanlı-cumhurbaşkanlı kahvaltılarda boy gösteren, oradan da halka akıl vermeye kalkan “sosyetik” yazarları yok. Kendilerine ne servis edilirse onu sunan, iktidar “leb” demeden “Çorum!” diye atlayan şakşakçı muhabirleri, güçlünün yanında yer almayı gazetecilik zanneden, yalan söylemekten zerre gocunmayan editörleri yok. Ankara’nın doğusuna geçmeden Kürt sorununu çözmeye kalkan veya yurtdışından ülkenin nabzını tuttuğunu iddia eden gazetecileri yok. Sayfalarca, aslında kimsenin ihtiyacı olmayan ürünleri rengarenk ilanlarla pazarlamaya kalkan reklamları yok. Arka sayfa güzeli, üçüncü sayfa cinayetleri yok. Doğru zamanda, doğru yerde bulunmaktan başka meziyeti olmayan bir avuç zibidinin yatak odalarında neler döndüğünü teşhir etmeyi habercilik başarısı olarak sunan mensupları ise hiç yok.

Neyi var peki? Bu gazetenin yerelliği var en başta.

ODTÜ’lülere ODTÜ’den geliyor bu gazete. Ciplere değil, fahiş fiyatlara satılan EGO bandrollerinden almadığı için her allahın günü küçük Melih’ler ile birbirine giren yazarları var. Hayatını iktidar yandaşlığına değil, aydın sorumluluğunun gereklerini yerine getirmeye adamış editörleri, okulunu ve ülkesini gericiliğin karanlığına teslim etmeyi reddeden idealistleri, sosyetik olmayı geçtim, yazdığı yazının altına ismini yazarken bile bunun kolektif emeğe saygısızlık olup olmadığını sorgulayan köşe yazarları var. Parası neyse verip redaktörlük yaptırdığı çalışanları değil, gecesini gündüzüne katıp, belki de pek çok imla ve yazım hatasını gözden kaçıran editörleri, redaktörleri var. “Kalem kılıçtan keskindir” lafını şiar edinse de, gerektiğinde hem kaleme, hem de gözünü kırpmadan kılıca sarılabilecek kişiler var bu gazetede. Gericiliğe karşı ilericilik, din sömürüsüne karşı bilim, polis şiddetine karşı direniş, faşizme karşı halkların kardeşliği, sosyal adaletsizliğe karşı eşitlik talebi var. Dezenformasyon ve yalana karşı gerçekler var.

Peki biz bu gazeteyi niye yaptık? İş güç eksikliği mi çekiyoruz? Pek çok iktidar sahibi insanın arasının iyi olmadığı bir okuldur bizimkisi. Ya arka kapıdan sessiz sedasız gelirler, ya da hiç gelmemeyi tercih ederler. Zira, kurulduğu günden bu yana, üniversitede ve memlekette yanlış giden şeylere sesini çıkarmak konusunda hiç tereddüt etmemiştir bu okulun özneleri. SSCB’ye yönelmiş bir silah şeklinde inşa edilmiş bir kampüsü, o kampüsü inşa eden emperyalistlere ve işbirlikçilere karşı çevirebilmiş bir okuldur bu. Yalnız öğrencileri de değil hocaları, işçileri, mezunları hep beraber itiraz ederler bir avuç insanın koca bir halka zulmetmesine. Yalıtılmış alanlar yaratmak isteyenlere inat, yalnız okuluna değil, bütün bir ülkeye, hatta yeri geldiğinde bütün dünyaya sahip çıkmanın sorumluluğunu bilmektir çünkü ODTÜ’lü olmak. Marjinal, hiçbir şeyden memnun olmayan ve bu memnuniyetsizlik halinden zevk alan gençler şeklinde yaftalarlar o yüzden de bizleri. Kimi zaman uzaya fırlatılan bir uyduyu protesto ettiğimizi öğreniriz bir televizyon kanalından, kimi zaman da bir başbakanın ağzından ellerimizde molotof kokteylleriyle ortalığı yakıp yağmaladığımızı. Kimi zaman bizler “terörist” diye suçlanırız, kimi zaman da hocalarımız. Pek kimseyi ikna edemeseler de bizleri suçlamaya devam ederler sahip oldukları tüm olanakları kullanarak. Bu saldırılara bizler en iyi bildiğimiz yolu kullanarak, üreterek yanıt veririz. “Düşünebiliyor musunuz, amfide film gösteriyorlar, tiyatrolar, konserler düzenliyorlar” diyenlere, sanata “ucube” olarak bakanlara cevabımızı tiyatro ve film festivalleriyle, üniversite şenlikleriyle veririz. Bilimi bir avuç patronun emrine amade etmeye çalışanlara, kendi dindar-kindar neslini yaratmak için bilimsel gerçekleri yok sayarak bilimdışı konuları ders kitaplarımıza sokmaya çalışanlara cevabımızı, halk için bilimi savunarak düzenlediğimiz panellerle, sempozyumlarla veririz.

Okumakta olduğunuz gazete de tıpkı diğerleri gibi ODTÜ’nün bir başka üretimidir. Gazete ODTÜ, biz ODTÜ’lülerin ortak çabasıyla ortaya çıkmış, tüm ODTÜ’yü kapsama ve tüm bileşenleriyle ODTÜ’ye ait olma iddiasındaki bir yayın faaliyetidir. Ayda bir çıkarmayı planladığımız bu gazetede kültür-sanattan bilime, politikadan teknolojiye pek çok farklı konuya dair yazı bulmanız mümkün olacak (diye umuyoruz tabii, yoksa ülkenin güncel politik ortamında, gazetenin sonraki sayılarının, çeşitli yüksek güvenlikli infaz kurumlarından, “görülmüştür” damgası eşliğinde çıkması da mümkündür). Her alanda sözümüzü söyleyebilmenin ve birbirimizle paylaşabilmenin yolunu açacak olan bu araçla, ODTÜ’ye yöneltilen saldırılara karşı üniversitenin sesini, bir de bu yolla duyurabilecek olma ümidi ve amacıyla çıktık yola. Bu ilk nüshamızda ise, biyoçeşitlilikten Cengiz Bozkurt’a, direnişten edebiyata, okuldaki ve şehirdeki etkinliklerden Melih Gökçek’e, sahne sanatları ve sanatkarlarından uydulara, pek çok değişik alanda ve konuda yazılar, röportajlar, dosyalar, makaleler, bildiriler ve bilumum çeşitli yazılı materyalle karşılaşacaksınız. Kim bilir, belki “bu ney la” diyerek bir kenara fırlatacak, belki zorla eşinize dostunuza okutmaya çalışırken onlarla papaz olacak, belki de bizlerle birlikte bu “çılgın proce”nin bir parçası olmak isteyeceksiniz. O halde lafı fazla uzatmadan, sürçülisan ettiysek affola diyelim ve sahneyi yazarlarımıza terk edelim. Hayde bre..”

Gazete ODTÜ’nün facebook sayfası için tıklayınız.

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.