logo

Medya Kulübü, Ankara Siyaset ve Medya Gezisini Tamamladı

Medya Kulübü, siyasi partilerin medya çalışma ortamlarını ve medya takip olanaklarını ile çalışmalarını yerinde görmek ve çalışma ortamına yakından tanık olmak için 14-15 Mart 2013 tarihlerinde Ankara’daydı.

DSC_0153

Ankara Medya ve Siyaset Teknik Gezisi kapsamında Medya Külübü, AKP-BDP-CHP-DP-MHP-TRT-AA gibi siyasi partileri ve haber kanalı ile haber ajansına ziyarette bulundu.

Programa ilk olarak Demokrat Parti ile başlayan Medya Kulübü’nü, DP Basın Propaganda İşleri Başkanı Cem KARAKEÇİLİ ağırladı. TBMM’de sandalyesi bulunmayan partinin medya ile nasıl ilişkiler kurduklarına dair bilgi edinen kulüp üyeleri, Demokrat Parti’nin medya takip merkezi ve nasıl işlediği hakkında bilgi aldı.

demokrat

Cem Karakeçili’nin anektodları;

*Recep Tayyip Erdoğan, çekirdekten yetişmiş bir siyasetçidir.

* Erdoğan’ın ilk işi kendisine muhalefet olacak medyayı kontrol altına almak olmuştur. Örnek Uzan Medya.

*CHP’nin medya politikası yanlış. Erdoğan bunu iyi biliyor. CHP’ye ne kadar laf atarsa o kadar prim alıyor ki CHP Muhaliflik yapamıyor.

*Baykal daha iyi bir muhalifti.

*Kürt meselesi ile ülkenin bölünebileceğini düşünen insanlar var ve MHP’ye oy veriyorlar. MHP muhalif yapmıyor bir yerde konumlanmış kürt hareketini kullanıyor. Barış gelince MHP barajı bile geçemeyecektir.

 mhp

Medya Kulübü’nün ikinci durağı Milliyetçi Hareket Partisi Oldu. MHP’de Genel Sekreter Yardımcısı ve Protokol İşleri Sorumlusu Recep DUMANLI karşıladı. İlk olarak MHP’nin tarihini anlatan Dumanlı, ardından medyayı eleştirdi. Daha sonra Kulüp üyeleri MHP’nin yayın organı olan ALPTÜRK Tv hakkında bilgi aldı.

Recep Dumanlı’nın anektodları;

*İktidar Medya ile birlikte hareket eder yada medyayı kendi tarafına alır. Örnek Sabah Gazetesi

* MHP diğer partiler gibi yazılı basında kendini göstermeye çalışıyor. Görsel olarak BengüTürk Tv’yi kullanıyoruz. Ayrıca internetten yayın yapan AlpTürk Tv’yi kullanıyoruz.

*Türkiye’de kürt sorunu yoktur. Türk ve kürt kardeşliği çözülebilecektir.

 chp

MHP’nin ardından CHP’ye giden Medya Kulübü’nü iletişim, Tanıtım ve Medya ile İlişkiler Sorumlusu aynı zamanda Genel Başkan Yardımcısı Mv. Gürsel TEKİN karşıladı. Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin Medya kulübü üyeleri ile medya dünyasını ve güncel sorunları değerlendirdi ve soru cevap kısmı gerçekleşti. Ardından üyeler, CHP Medya Takip Merkezini gezdi ve bilgi edindi.

Gürsel Tekin’nin anektodları;

*Basın da, medya da ette koktu, tuzda koktu

*Basın, toplumun göremediklerini topluma yansıtan bir ayna görevidir. Türkiye böyle mi? Hasan Pulur’un yazısına tahammül edemeyecek bir iktidarla karşı karşıyayız.

Soru Cevap Kısmı

Soru- Bundan önce Demokrat Partiye gittiğimizde orada şöyle bir şey söylendi CHP’yle ilgili. CHP içinde çok fazla farklılıklar barındıran bir parti. Mesela Genel Başkan bir açıklama yapıyor daha sonra işte her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Bu yüzden CHP asla başarıya ulaşamayacak ve muhalefette başarısız olacak dendi. Buna katılıyor musunuz? İlla bir itaat mi lazım?

Gürsel TEKİN- Biran onun dediklerini doğru varsayalım. O da muhalefet partisidir o büyüsün. Yani biz mi engeliz onların büyümesine? Şöyle bir alışkanlık oldu. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde muhalefette de, iktidarda da mutlak ve mutlak farklı sesler kendilerini ifade eder. Türk siyaseti buna çok alışık olmadığı için bunu bir kavgaymış, sanki bir farklılıkmış bir bölünmeymiş gibi kabul ediyorlar. Bir alışkanlık haline getirdiler. Tayyip hepimizi alıştırdı. Herkes siyasi partileri AKP gibi olsun istiyor. Bir komutan ve asker edası içerisinde. Nasıl biz kendimizi ifade edeceğiz? Demokrasiyi nasıl geliştireceğiz? Eğer siyasi partilerde birbirine tahammül olamayacaksa vatandaşa nasıl tahammül edeceğiz? İngiltere’de parlamentoda iktidar milletvekillerinin iktidarı nasıl acımasızca eleştirdiklerini göreceksiniz önümüzdeki günlerde. Almanya’da göreceksiniz. Böyle bir şey olabilir mi? Mesela önümüzde çok canlı, çok ciddi yasalar geçti. İnanın milletvekillerinin %90’ı o yasaların içini bile bilmiyor. Çünkü talimatla parti genel merkezlerinden talimat geliyor kullanacaksınız. Yani her gelen karar doğru olabilir mi? İçinde rahatsız olan milletvekilleri kendilerini ifade etmeyecek mi? Örneğin kentsel dönüşüm yasası çıktı. Binlerce yurttaş mağdur olacak. Soruyorum AKP’li milletvekillerine haklısın diyor. Bana söyleme kardeşim haklısın. Niye red oyu vermedin? Şimdi bu itaatçı sağ gelenekte böyledir maalesef. O anlayış bu AKP’yi doğurdu. Size işte o farklı düşünceler olmaz bunlar şeydir diyenler bu duruma getirdi. Hep böyle lider şeyi olmuştur. İşte rahmetlik Özal. Özal öldü parti bitti gitti. Sayın Demirel gitti parti bitti. Böyle olur mu? CHP’de böyle olur mu? CHP kim giderse gitsin CHP her zaman ayakta olacak. Farklılıklar, farklı düşünceler siyasi partilerin zenginlikleridir. Bu böyle bölünme, bir şey gibi görülmesi, bir itaatçı ve sağcı bir kafadır.

Soru- Peki halka yeteri kadar inebildiğinizi düşünüyor musunuz? Yani onları yeteri kadar inandırabildiğinizi? Size güvenebileceklerini onlara aşılayabiliyor musunuz?

Gürsel TEKİN- Orada çok haklısın. Hemen şöyle bir şey söyleyeyim. Siyasi partiler iki şey üzerinde olur. Bir; örgütlü yapısı olur. Örneğin 80 öncesi. Mesela şöyle bir tartışma yoktu 80 öncesi. 80 öncesi halkçı CHP, halkçı Ecevit. Nedendi? Rahmetlik Ecevit’i çok yakinen tanırım yani öyle abartıldığı gibi değil. Sonuç itibariyle kolejlerde okumuştur, elit bir aileden gelen bir insandır. Ama öyle bir kamuoyuna yansıtıldı ki halkçı Ecevit. Sizin üniversite kaç öğrenci var? Kaç tanesi örgütlü? Taş çatlasın 500’dür. Zannetmiyorum 500 diyelim. 80 öncesi olsaydı 6500’ü de örgütlü olurdu. 6500’ü de mutlak ve mutlak örgütlü olurdu. Sadece üniversitelerde değil liselerde, hatta hatta ortaokullarda. 80 öncesi nüfusumuz 44 milyon çocuklar bilmeniz gerekiyor onu. 44 milyon. Örgütlü insan sayısı 10 milyon 800 bin. 10 milyon 800 bin örgütlü insan var. En ufak şeyde milyonlarca insan tepkisini gösteriyordu. ODTÜ’ye yapılan muamele 79, 78’de yapılmış olsaydı Türkiye’de bütün üniversiteler, bütün liseler ayağa kalkardı. Ama hepiniz seyirci kaldınız, üstünüze alınmayın. Hepiniz seyirci kaldınız. Bizim sorunumuz değil ODTÜ’nün sorunu gibi gördünüz. Bu neden kaynaklanıyor? Örgütsüz bir toplumdan kaynaklanıyor. Almanya’da 14 milyon nüfusu barındırıyoruz. 14 milyon 800 bin sendikalı işçi var. Türkiye’de sendikalı işçi ne kadar? 500 bin. 500 bin işçi var ama sembolik, sendika yok. Almanya Başbakanı şöyle bir cümle kullansa dese ki, sendikalar bana taşeronluğu önerdi dese ne olur? Hiçbir sendikadan ses çıktı mı? Hiç. Önce bu projenin sahipleri çok rahatsız oldukları örgütsüz bir toplum yaratmak zorundaydı. 24 Ocak kararları, bütün o şeylere baktığınızda çok kolay kolay hayata geçebilecek kararlar değildir. 12 Eylül tam da bunun için yapılmıştı. Bugün 12 Eylül’le hesaplaşacağım diyenlere baktığımızda 12 Eylül döneminde hiçbirinin mağduriyeti yoktur. Milyonlarca insan mağdur olmuştur. Kimi sürgüne tabi tutulmuştur, kimi yurtdışına kaçmıştır, kimi idamla bedelini ödemiştir ve aşama aşama geldiğimiz nokta bu.

Buradan sadece bu işte biraz önce bunları niye anlatıyorum diyeceksiniz ki ne ilişkisi var. Çok ilişkisi var. Sol partiler, sosyal demokrat partiler örgütlü yapılardan gücünü alır. İşçiden, gençlerden. 3,5 milyon sendikalı işçi diyorum. Emekten yana bir siyasi partiyiz. Onun için bütün bu sorunlarımızı biz anlatmasak da o dönemin gençleri, o dönemin işçileri, o dönemin öğretmenleri 500 bin TÖBDER’li öğretmen vardı çocuklar 500 bin. Bugün 500 bin TÖBDER’li öğretmen olsaydı acaba 4+4+4 ucubesi bir gece yarısı geçebilir miydi? Asla. Cesaret edip getiremezlerdi. Bu örgütsüz yapı dağılınca sadece bizim kendi imkanlarımızla, örgütsel yapımızla halkla bütünleşme konusunda ciddi bir eksiklik olduğunun farkındayız. İşte onları tamamlamaya çalışıyoruz.

Soru- Sonuçta korku imparatorluğu var, yani insanlar örgütlenmekten sonuçta hani çekinebilirler, korkabilirler. Onları yeteri kadar koruyabileceğinize inanıyor musunuz?

Gürsel TEKİN- Şimdi tabi bizim ana muhalefetiz. Sonuç itibariyle ana muhalefet olarak bizim görevlerimiz sınırlı. Devletin olanaklarını, devletin kurumlarını yöneten bir siyasal parti değiliz. Onu iktidar yönetiyor. Şu korku işini çok abartıyoruz yani çocuklar ne olursunuz. Bu bizim tarihimize de yakışan bir şey değildir.

68’leri bir araştırdığınızda ya da 70’leri, 70’den sonra araştırdığınızda işkencelerde hayatını kaybedenler, idam sehpasına gülerek giden gencecik çocuklarımızı unutmamalıyız. Eğer bir Melih’e, bir Tayyip’e bunun twittinden, bunun baskısından korkacaksak o zaman yazıklar olsun bize. Korkmaması gerekenlerde sizlersiniz. Bu ülkenin aydınlarıdır. Mesela 12 Eylül dönemi şöyle bir karar çıkmıştı üniversitelerde. Bilim insanlarının bir kısmını hizaya getirmek istiyorlardı. Binlerce öğretim görevlisi buna tepki gösterdi. Hiç unutmam bütün bu baskıcı kararların yanında yeni bir kılık kıyafet ve şey kararı çıkardılar. Sakallarınızı keseceksiniz dedi. Emre Kongar şuanda Cumhuriyet yazarı. Sayın Kongar çıktı Evren’e meydan okudu. Çok özür diliyorum. Seninle yatmıyorum eşimle yatıyorum sakalımdan rahatsız olacaksa eşim rahatsız olacak dedi ve rest çekti istifa etti. O açıdan aydın olmak, bilim insanı olmak birazda sorumluluk ister. Böyle işte iktidar baskı yapacak aman sinelim, korkalım. Böyle bir şey yok. Bizde onlara o twitte binlerce insan cevap vermiş olsaydı bir daha o halt işlenmemiş olurdu. Ama yalnız bırakılıyoruz, örgütlü bir yapı değiliz. Onun için birinci önceliğimiz örgütlü olmak zorundayız çocuklar. 6500 kişilik bir üniversite 2000 kişi örgütlü değilse bu eksiği kendimizde arayacağız.

Soru- Çalışmalarınız var mı?

Gürsel TEKİN- Var. Ama sadece bizim çalışmalarımız yetmiyor. Sizlerde görev yapacaksınız.

Soru- Örgütlenme dediniz ya. Sayın Kılıçdaroğlu’da diyor gençlerden örgütlenmemiz lazım. Gençleri aktivite etmemiz lazım. Bana sorarsanız en büyük örgütlenme yerelden gelir. Mesela orada herkes daha iyi tanıyor. Ama yerelde şöyle bir sorun var ben kendim üç dönem seçime girdim CHP’de oradan biliyorum. Tamamen bir kadro sorunu ve akrabalaşma ve lokalleşme gibi bir durum var. Yerin adını söylememe gerek yok. Bir seçimde 4 senede 4 tane CHP ilçe başkanı değişiyor. Diğer bütün partiler aynı insanla duruyor. Bütün yönetim değişiyor, küsler, barışanlar, bilmem neler. Olan gençlere oluyor. Her seçim bir tane başkanı görüyoruz. Çalışılan emek bilmem ne hep yabana gidiyor. Yılsonu oluyor bir tane yemek verilir. Böyle zaten onları da çözmüş değiliz. Sürekli bir gençlere Sayın Başbakanımız aynısını söylüyor ama uygulanan politika tamamen tersi. Dediğiniz gibi binlerce insan cevaplasaydı Melih Gökçek’e cevap olarak. Peki Cumhuriyet Halk Partisinin altında gençlik kolları oluşumu var. Bir sürü örgütlenmesi var. Bunun farklı isimlerde var yanılmıyorsam gençlik komisyonu gibi. Hani oradaki insanlar yönlendirilebilirdi. Oradan da cevap atılabilirdi. Üniversite öğrencileri zaten orada bir görse dediği gibi arkadaşımızın zaten gerçekten bir tırsma var. İnsanlar artık sindirildi yani. Geriye durma var.

Şöyle bir durum var yani. Madem Cumhuriyet Halk Partisinde bir sürü genç oluyor. Benim anladığım kadarıyla korku duyuyorsunuz. Aynı şekilde yönetimde olanların oğulları var, kızları var. Seçim zamanı bir kere seçim ofisine gelmediler. Seçim kazanılır belediye başkanı olur. Otur bakalım sen Ali’nin, Mehmet’in oğlusun geç bakalım belediyede işe. Çalışan adamlar, babası partide olmayan adamlar teşekkürler görüşürüz. Böyle bir…

Gürsel TEKİN- Çok haklısın. Şimdi biraz önce anlattım. Bu niye böyle oluyor? Birincisi şu; bu siyasi partiler yasası sağ partilere uyan bir kalıp. Çünkü sonuç itibariyle bir askeri hiyerarşi şeyi içerisinde. Diyor ki kardeşim sen il başkanısın senin görevin bu. Hiç bana itiraz edemezsin. Sen ilçe başkanısın senin görevin bu. Sen belediye başkanısın çerçeven bu. Sen bakansın hatta Başbakan unutmayın gerekirse bakanların kulağından tutar alır atarım demişti.

Şimdi sol partilerde ne oluyor? Sol partiler tam tersine tabandan tavana gelmesi gerekiyor. Şimdi bunun bir tek yolu var. Eğer bu yasayı değiştirebilirsek mesela Almanya’da sosyal demokrat partilerde yarış vardır, kavga yoktur. Ya da İngiltere’de yarış vardır kendi aralarında. Kiminle yarışıyor? Kim daha çok millete gidiyorsa. Çünkü milletten geliyor. Orada vekiller ya da belediye başkanları Ankara’nın genel merkezilerine ya da Londra’nın genel merkezlerine gelerek seçilmiyorlar. Onlar kendi mahallelerinde aşama aşama millet tarafından seçildiği için o açıdan parti içerisindeki kavga da çok fazla olmuyor çünkü onun bütün istikameti millete doğru.

Buradan ne oluyor bizdeki durum? Çok da haklısın, en öneli sıkıntılardan bir tanesi. Sürekli atama mekanizması ya da üyelik sistemi bizdeki üyelik sistemi de çok tartışılır bir sistem. Mesela ben il başkanı oluyorum. İl başkanı olduğumda ne kadar yakınım, çevrem varsa üyeliğini yapıyorum. O zaman bu sistem içerisinde bir başkasının benimle yarışma olanağı kalmıyor. Çünkü yakın çevrem, dostum, bir de 12.madde diye bir şey çıkarmışız. 12. Maddenin görevi, işlevi kamu da görev yapan yani örneğin devletin kurumlarında görev yapıyor ama siyasete girmek istiyor. Siyasete girmesi için kullanılması gereken olanaklardır. Bu yılda 15 kişi için kullanılabilir ama çok şükür biz yılda 150 bin kişi için kullandığımız için onu da dejenere etmişiz. Çok haklısın onun mutlaka düzelmesi gerekiyor.

Soru- CHP örgütlü toplumdan yana dediniz ama 1980 öncesinde öğrenci liderlerinden Deniz Gezmiş’lerin asılmasına CHP Milletvekilleride onay vermişti hatta bunun Nihat Erim öldürülmüştü. Sizce CHP Değişti mi?

Gürsel TEKİN- Şimdi bütün bu idamlara baktığımızda bunlar hep konuşulur, tartışılır, Menderes dönemi dahil olmak üzere CHP hep idamların karşısında olmuştur. Ama CHP içinde farklı düşünenler olmuştur. Onlar daha farklı tavırlar almış olabilir. Bunlarda olmuş. Hiç kimse bu idamların mimarı olan sağı eleştirmez. Genelde CHP. CHP’den 3 kişi parmağını kaldırmış. Lanet olsun 3 kişiye. Ama partinin kurumsal kimliklerini partinin genel başkanları temsil eder. Rahmetli İsmet İnönü’nün göstermiş olduğu çabaları unutmayalım. Ecevit’in darbe dönemindeki göstermiş olduğu o çabaları hiçbirimiz unutmayalım.

Ama sağ iktidarların liderleri direk bu işlerin tarafları olmuşlar. Siyasi partilerde CHP tek partili dönem dahil olmak üzere partinin içinde hep kanatlar olmuştur. İşte adına sağ kanat denmiştir, sol kanat, gelenekçi, yenilikçi kanatlar olmuştur. Bunlar olabilir. Ama idam konusunda Denizlerin dahil, Menderes’in dahil CHP kurumsal olarak hep karşısında olmuştur.

 bdp

CHP’nin ardından BDP’ye giden Kulüp üyelerini Filiz Koçali’ye vekaleten BDP Sosyal Medya Sorumlusu Cevat AKENGİN karşıladı. Üyeler, ana akım medya ve alternatif medya hakkında bilgi topladılar.

Cevat Akengin’in anektodları;

*Partimize dönük ciddi bir medya ambargosu mevcut.

*Kürt sorununa dair bilinmezliklerde basının önemi var.

*Kamuoyuna 100yıllık sorunu anlatmakta sorun yaşıyoruz.

*Türkiye’de bir çok sorunlar ilgili önergelerimiz mevcut. İşçi, emekçi, lgbt hakları vs…

*Ana akım medya söylemlerimizi olduğu gibi yayınlamamakta. Söylemlerimizden kısa notlarla kendi istediklerini iletiyorlar, çarpıtıyorlar.

*BDP ile ilgili bilgileri sadece TRT3 den öğrenebiliyorsunuz. Buda bir kısıtlamadır.

*Sosyal Medya bizim için önemli bir iletişim ağı. Alternatif medya sayesinde kitlelere ulaşabiliyoruz ana akımın ambargosu yüzünden.

 

akpp

 

 

Siyasi partiler kısmında son durak olarak AKP Genel Merkezi’ne giden Medya Kulübünü Gaziantep Milletvekili ve AKP Sosyal Medya sorumlusu Ali ŞAHİN  karşıladı. İktidar partisinin medya ile ilişkileri ve medya takip merkezi hakkında bilgi edinen üyeler ardından Mv.Ali Şahin ile sohbet gerçekleştirdi.

Ali Şahin’in anektodları;

*Medya ilişkileri mayın tarlasında yürümek gibidir. Medya ile ilişkileri günü gününe takip etmek gerekir. Sosyal ağlar bu noktada önemlidir aynı zamanda medya takip merkezleride.

*2011 yılından beri Medya takip sistemimiz var. 48 kanalı 24 saat kayıt altına alıyoruz ve arşivliyoruz.

*Sosyal medya ile ilgili bir birimimiz mevcut.  Sosyal Medya bir propaganda mecrasıdır.

*M.Ali Birand’ın 28 şubat belgeseli izlenmeli. Baskı nediri bu belgesel açıklamaktadır.

*Kimse dokunulmaz değildir. Medyada siyasi partilerde, kimse hukukun üstünde değildir.

*Milletvekili dokunulmazlığı sadece Türkiye’de değil bir çok ülkede de bulunmakta.

*Milletvekili dokunulmazlığı olmasa meclis çalışamaz.

aa

trt

Ankara Medya ve Siyaset Teknik gezisinin ikinci gününde ilk olarak Anıtkabir’i ziyaret eden Kulüp ardından TRT ve Anadolu Ajansı hakkında bilgi edinip çalışma ortamlarına şahitlik etti. TRT Kurumsal Tanıtım, Protokol ve Müze Müdürü Nurten ERDEM ve  AA Kurumsal İletişim Direktörü Nevzat Demirkol ile görüşen üyeler teknik gezilerini tamamlamış oldu.

Ayrıca TRT Stüdyolarında bir de program sunan kulüp üyelerinin videosunu aynı linkten ilerleyen saatlerde takip edebilirsiniz.

Etiketler: » » » » » » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.