logo

Bir samimiyet, iki kelime sohbet yeter


Funda ÖZTÜRK
funda_hill@hotmail.com

310042_10151377165584723_50954053_n

‘ Ne demiş Sokrat yada Aristo, aslında tam bilemiyorum… Çok şey biliyorum ama hiçbirşey bilmiyorum ’   

Orjinali ‘Bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdir ’ olan ve Socrates tarafından söylenen bu sözün o şekli Beşiktaş’taki Kadıköy iskelesi yakınlarında kendine ait eski kartpostalları, dergileri ve kitapları satan amcaya ait. Kendisi de sattığı şeyler kadar yaşlanmış fakat bu durumu kabul etmiyor. Mesela yaşını sorduğumda ‘ benim yaşım yok ‘ diyerek cevap vermişti. Gözleri de en az yaşını inkar edecek kadar genç ve neşeyle bakıyor.

Görsel

Önünden geçip gitmek üzereydim ki yanında duranlar ilgimi çekti ve geri döndüm . O ana kadar uyumakla uyumamak arasında gidip gelen bir ruh halindeyken , biz konuşmaya başlayınca amca  birden canlanıverdi.

Büyük ihtimalle Amca’nın istediği şey, umursandığını hissederek biraz sohbet etmekti belki de sattıkları kitaplardan alıp almayacağımdan çok bana bir şeyler anlatma derdindeydi. Beklediği ilgiyi gördüğü an, bu şeker amcadan neler çıktı inanamazsınız. Edebiyat tutkusu ve konuşmayı seven kişiliği her halinden belli, hayat biraz yormuş tabii bu da belli. Ama ‘hayat her şeye rağmen çok güzel ’ dediğimde, ‘aslında acıları da çok kızım ’ derken bile gözleri gülen biri.

Geçenlerde biri ona kaba konuşarak, ‘amca bunlar ne yaaa’ diye sormuş. Anladıgım kadarıyla, daha doğrusu amcanın birkaç kez tekrarlayarak sitem ettiği kadarıyla, çok kaba ve  çok saygısızmış ve buna çok bozulmuş. E tabi, kibarlık ve insanlık parayla satılan bir şey değil. Amcanın aradığı ise kibarlık ve hassasiyet, yani aslında aradığı şey birazcık ‘edebiyat’. Öyle ki, konuşabildiği birini bulmuşken aklına gelen her şeyi söylemek,hiçbir düşüncesini atlamamak istercesine hızlı konuştu, bazen takip etmekte zorladım diyebilirim.

‘Sen gelene kadar burada kendi halime dalmış uyuklayarak bekliyordum bak şimdi konuşuyoruz ne güzel. kızım işte hayat böyle, sen gelirsin beni hayata döndürürsün biri gelir seni hayata döndürür,bu bir hep döngü,anlıyor musun ?’

Demem o ki; yolunuz düşerde Beşiktaş sahilinde bu amcaya rastlarsanız , iki çift muhabbet edin olur mu ?  Hem belki aldığınız zagor ve  conan çizgi romanlarının arasından çıkan hiç tanımadığınız bir düğün fotoğrafı ve arkasında yazan not, beni gülümsettiği gibi sizi de gülümesetebilir.

Adsız

NOTLAR;

 Bu amcanın ismi mi ne ? Bilmiyorum ve yazıyı yazarken bunun eksikliğini fazlasıyla hissettim. Nasıl olmuşta o kadar muhabbetimizin arasında ismini öğrenmeyi unutmuşum bilemiyorum.Onu görürseniz ismini benim için öğrenebilir misiniz ?

530674_10151377169739723_962868650_n

Görsel

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Mükemmel Bir Seyahat – 1950’lerde Bisikletle Dünya Turu

    24 Temmuz 2017 Araştırma, İnsan, Kadın, Köşe Yazıları, Manşet

    CycleSeven internet sitesinden Hilary Searle, 1950'lerde bisikletle dünya turu yapmış olan maceracı Louise Sutherland'ın bisiklet turu hakkında yazdı. Louise Sutherland, 1949 yılına kadar Londra'da çalışan Yeni Zelandalı bir hemşiredir. Bir kilise kermesinden 2.10£ ödeyerek bir bisiklet satın alır. Çalıştığı hastanede kendisine minnettar olan hastalarından biri “tekerin neşeyle dönsün” diyerek Louise için bir bisiklet römorku yapar. Louise, bu römorkla birlikte dünya turuna çıkmaya ve yolun bittiği son noktaya kadar gitmeye heveslenir. P...
  • Erkek fantazilerinin domine ettiği, Eril Kafalı Film Escape From Tomorrow (2013)

    22 Temmuz 2017 Köşe Yazıları, Manşet, Sinema, Video

    Gerçekten artık erkek fantazilerinin domine ettiği, eril kafalı filmler izlemekten bıktım. Evet her filmin içinde maruz kaldığımız minor eril bil dil olabiliyor, fakat bu biraz dozunu kaçırmış. Disneyland'da gizli kameralar kullanılarak çekilmiş bir film olması bu filmi takdir edilmesi gereken bir film yapmıyor. Öncelikle rahatsız edici eril kafasını ve baş karakterini düzeltmesi gereken bir hikaye yazmalıydı. Daha sonra ne guerillalık yapmak istiyorsan yapabilirsin. ...
  • KARAGÖL’E TIRMANIYORUM

    20 Temmuz 2017 Doğa, Köşe Yazıları, Manşet

    Zamanın behrinde, Tantalos adında kıyak bir kral varmış. M.Ö 8. yüzyılda yaşadığı ve Frigya kralı olduğu öne sürülen Tantalos, tanrıların sofrasına oturabilen tek kral. Fakat ne olduysa Tantalos, tanrıların bu hoşgörüsünü kötüye kullanır ve bunun sonucunda büyük bir cezaya çarptırılır. Efsaneye göre; Tantalos, Zeus tarafından Spil Dağının bir yarığından aşağı atılır ve düştüğü yer bir göle dönüşür. Berrak ve serin suların çenesine kadar geldiği bu gölde açlığa susuzluğa ve en kötüsü ölümsüzlüğe mahkum edilir. O zamanlar Tantalis olarak adlandır...
  • BİÇİM Mİ İŞLEV Mİ? HEPSİ? HİÇBİRİ..

    19 Temmuz 2017 Doğa, Köşe Yazıları, Manşet

    Guggenheim Müzesi Bilbao- Mimar: Frank Gehry.1997. Dekonstrüktiv mimari örneği. İlk bakıldığında gemiye benzetilse de aslında yukardan bakıldığında çiçek formu olduğu anlaşılmaktadır. Mimaride dekonstrüktivizm ya da yapısal analiz, 80'li yılların sonlarında doğdu. Parçalanma fikri onun karakteristik özelliğidir. Aynı zamanda, yapının yüzeyi ve genel görünüşü de manipüle edilir. Nesneye, iskeletini rahatsız etmesi ve yerinden oynatması beklenen eğrisel şekiller hakimdir. Binanın yapısı, kontrollü bir kaos duygusu ve öngörülemezliği uyandı...