logo

19 Kasım 2012

9 Kasım değerlendirmesi: “Asıl mücadele şimdi başlıyor”

1996’dan beri gerçekleşen en büyük öğrenci mitingi olarak gösterilen 9 Kasım 2012 Öğrenci Buluşması’nı Öğrenci Kolektifleri değerlendirdi:

“9 Kasım değerlendirmesi: Asıl mücadele şimdi başlıyor

9 Kasım’da Ankara’da gerçekleştirilen ve binlerce öğrencinin katıldığı üniversite buluşması 1996’dan sonra gerçekleştirilen en büyük öğrenci eylemi olarak tarihe geçti. 9 Kasım protestosu, AKP’nin ülkedeki politikalarına ve üniversitelerde yakın dönemde hedeflediği neoliberal, gerici yeni dalgaya karşı üniversitelilerin bu dönemki ilk kitlesel, merkezi eylemi oldu. Eylemde AKP’nin yeni YÖK yasasına ve savaş politikalarına olan karşıtlık öne çıktı. Eylemdeki coşku, üniversitelere sahip çıkma kararlılığı, kitlesellik, eylemin politik içeriğindeki netlik ve önümüzdeki döneme dair geliştirilen söylemler 9 Kasım eyleminin gençliğin son eylemi olmayacağına işaret ediyor. 9 Kasım eylemi göstermektedir ki AKP’nin ülke ve üniversite politikasına karşı gençlik hareketi ciddi bir direniş potansiyeli taşımaktadır.

Binlerce üniversitelinin bir araya geldiği eylem gençlik hareketinin uzun yıllardır biriktirdiği enerjiyi ve son dönemde üniversitelilerde gittikçe artan AKP karşıtı öfkeyi yeniden ortaya çıkardı. Bu enerjinin politik içeriği AKP karşıtı siyasal çizgide izlenilmesi gereken doğru hattı yeniden hatırlattı. Öğrenci Kolektifleri sözcüsünün kürsüden yaptığı konuşmada “ Sahip çıkılacak bir cumhuriyetin değil yeniden kurulacak bir ülkenin, üniversitenin, halk iktidarının öncüsü olacağız” sözleri bu politik çizginin net ifadesi oldu. AKP’ye karşı mücadelenin, ancak neoliberalizmi, gericiliği ve AKP faşizmini durduracak bir mücadele hattı ile gerçek kılınabileceğini hatırlattı.
9 Kasım eylemi, aynı zamanda, gençlik mücadelesindeki eylem birlikteliği noktasında önemli bir örnek oldu. Kuşkusuz ki bu birlikteliğin temelinde doğru tutarlı politik hattın geliştirilebilmesi yatmaktadır. 6 Kasım YÖK protestoları uzun süredir, eylem içeriğinin sadece YÖK karşıtlığına indirgenmesi ve AKP’nin üniversite politikasının yadsınması nedeniyle çeşitlilik gösteriyor, birçok eylem gerçekleştiriliyordu. Öğrenci Kolektifleri, Gençlik Muhalefeti, TKP’li öğrenciler ve Genç-Sen’in çağrıcılığı ve “Üniversite kazanacak, AKP kaybedecek” iddiası ile örgütlenen eylem YÖK protestolarındaki doğru politik hattı ve iddiayı yeniden gösterebilmiştir.

Bu durumun demokratik öğrenci hareketi açısından olumlu bir işlev gördüğü rahatlıkla ifade edilebilir. Öyle ki 9 Kasım eylemi dışında, farklı politik içeriklerle örgütlenen diğer eylemlerin esamesi dahi okunmamıştır. Burada diğer eylemler hakkında zorunlu bir kısa parantez açmak yararlı olacaktır. Emek Gençliği çeşitli inisiyatifler (YÖK karşıtı inisiyatif vb.) kurarak yerellerde, politik içeriği soyut, iddiasız, etkisiz eylemler gerçekleştirdi. Eylemlerin doğal olarak başarısız olması sonucunda “Bu sefer birleşerek böldüler” başlığı ile açıklama yapan Emek Gençliği başarısızlığını kendi politik, pratik hattında aramak yerine binlerce üniversitelini katıldığı 9 Kasım eyleminde aradı. Eylem üzerinden yapılan tartışmalardan anlaşılacağı üzere demokratik öğrenci hareketinin ilerleyen süreci için yapıcı eleştiriler yapmak yerine Ankara eyleminde ortaya çıkan olumlu enerjinin zayıflatılmasının hedeflendiği görülmektedir. Lafı uzatmaya hiç gerek yok. YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya’nın 9 Kasım eylemini manipüle etmeye çalışması gençlik hareketi açısından hangi eylemin/hattın egemenleri rahatsız eden bir dinamiğe, politik içeriğe ve iddiaya sahip olduğunu göstermektir. Bizim önerimiz; Emek Gençliği başarısızlığını başka kulvarlarda arayarak gençlik hareketinde zayıflatıcı bir özne olmak yerine kendi pozisyonunu yeniden gözden geçirmelidir.

9 Kasım’da gösterilen birlikteliğin demokratik öğrenci hareketi açısından ortaya çıkardığı enerji önemli olmakla birlikte eylemin örgütlenme aşamasını kısaca eleştiri süzgecinden geçirmek yararlı olacaktır. Eylem, kitlesellik noktasında son yılların en büyük öğrenci buluşması olarak kaydedilse de daha geniş bir kitleye ulaşılabilirdi. Bu bağlamda, eylemin örgütlenme sürecinde büyük öğrenci buluşması havasının tüm ülke çapında yaratılamamış olması önemli bir etkendir. Ülke gündeminin baş döndüren yoğunluğu bu havanın yaratılmasında olumsuz bir işlev görse de hazırlık sürecinde bu havayı yaratabilmek için çeşitli yöntemlerin geliştirilmesi, en azından zorlanması gerekirdi. Üniversitenin topyekün olarak AKP’ye meydan okuduğu bir tablo verilemedi. Bu noktada üniversite çalışanları, akademisyenler gibi diğer üniversite bileşenlerinin ortak bir hedefle harekete geçirilmesi için daha fazla çaba harcanabilirdi. Son olarak hazırlık sürecinde üniversitelilerin eyleme katılımını sağlayacak/kolaylaştıracak araçların zenginleştirilmesi daha geniş bir üniversiteli kitlesine ulaşabilme noktasında önemli bir işlev görebilirdi. Geleceğe dair kenara not ettiğimiz bu örnekler elbette ki çoğaltılabilir. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen 9 Kasım eylemi kitleselliği ve kamuoyundaki etkisiyle üniversite muhalefetinin gücünü ve var olandan daha fazlasını yapabilme potansiyelini göstermiştir.

Üniversitelilerin, AKP’nin her alandaki saldırı oyunlarını bozma hedefi ve iddiası ile sokakları doldurduğu eylem demokratik öğrenci hareketinin geleceği açısından umut vermiştir. Kitleselliği ile dikkat çeken eylem “Yeni YÖK Yasası” ile yükseköğretimin piyasaya ve gericiliğe daha fazla açılmasını hedefleyen dönüşüme karşı üniversitelilerin ilk yanıtı, uyarısı olmuştur. YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya’nın 9 Kasım eylemi hakkında yaptığı ‘Barışçıl eylemler oldu saygı duyuyorum, öğrenciler ara rejimlerin ürünü olan YÖK’e karşı çıkıyorlar, eleştirdikleri YÖK bugün yok artık’ açıklaması boşuna değildir. YÖK Başkanı da görüyor ki YÖK Yasasına karşı üniversitelerden ciddi bir muhalefet odağı gelişecek. Gökhan Çetinsaya bu muhalefeti zayıflatmak için eylemlerin içeriğine müdahale etmeye çalışmaktadır. 9 Kasım Ankara eylemi dosta da düşmana da kendisini gösterebilmiştir. Toplumsal muhalefet, üniversitenin AKP karşısında direncini koruduğu, yeni bir atılıma hazırlandığını görürken YÖK başkanı yeni dönüşüm karşısında oluşmaya başlayan muhalefeti şimdiden zayıflatma yöntemlerine başvurmuştur.

Üniversite muhalefetinin Gökhan Çetinsaya’nın bu tür manipüle oyunlarına karşı yanıtı hızlı olabilmelidir. Öğrenci Kolektifleri’nin KTÜ’de Gökhan Çetinsaya’yı protesto etmesi, yine Boğaziçi Üniversitesi’nde YÖK yasa tasarısı tartışmalarına katılan Gökhan Çetinsaya’ya yönelik yumurtalı protestosu, aynı gün Mersin Üniversitesi’ne yasa taslağını anlatmak için gelen YÖK başkanvekilinin yumurtalanması gibi çeşitli eylemleri 9 Kasım eylemi ile yakalanan ivmenin devam ettirilmesi noktasından önemli örnekler olmuştur. Bu örneklerin çoğaltılması gençlik hareketinin yasa karşısındaki mücadelesinde olumlu bir işlev görecektir. Öte yandan YÖK yasasının üniversitelerde ısrarlı bir biçimde gündem yapılması gerekmektedir. Yasanın toplum ve üniversite için zararlı olduğu tüm üniversiteye anlatılmalı, üniversitelilerin yasa karşısındaki tepkilerini açığa çıkartacak araçlar geliştirilmeli/zenginleştirilebilmelidir.  Elbette ki bunların yanında sermayenin ve siyasi iktidarın üniversitelerde ideolojik yenilgisini de hedefleyen bir hattın geliştirilmesi gerekmektedir.

Ankara sokaklarının binlerce üniversiteli tarafından inletilmesi ve siyasi iktidara duyulan öfke AKP’nin üniversite siyasetinin başarısızlığa mahkûm olduğunu şimdiden gösterdi. Gençlik hareketinin önünde üniversitelerin üzerine karabasan gibi çökecek olan Yeni YÖK yasası durmaktadır. 9 Kasım eylemi YÖK yasasına karşı mücadelenin fiili başlangıcını simgelemektedir. 9 Kasımda açığa çıkartılan enerjinin üniversite kampüslerine, fakültelere, yurtlara amfilere taşınarak üniversitelerin topyekün bir şekilde YÖK yasasına karşı harekete geçirilmesi gerekmektedir. 9 Kasım eylemi üniversite muhalefeti açısından sadece bir uğrak noktasıdır. 9 Kasım’da Ankara sokaklarında vücut bulan “AKP kaybedecek, üniversite kazanacak” iddiası, basit bir iddia düzeyinde kalmamalı AKP kaybetmeli üniversite kazanmalıdır.

Öğrenci Kolektifleri”

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.