logo

06 Kasım 2012

Psikoloji öğrencilerinden açlık grevleri için açıklama

Açlık grevlerinin 55. gününde Uludağ Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrencilerinden açıklama geldi

Ölüm değil, çözüm istiyoruz diyen psikoloji öğrencileri “bilimin ilkeleri ve mesleki sorumluluklarımız gereğince; açlık grevindeki tutsakların haklı taleplerinin yerine getirilmesini, ölümlerin durdurulması için başta AKP hükümeti olmak üzere tüm sorumluların harekete geçmesini istiyoruz dedi. İşte psikoloji öğrencilerinin açıklaması:

“Türkiye genelinde 60’tan fazla hapishanede 600’ün üzerinde tutsağın sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevleri 55. günü geçmiş durumda. 10 bin tutsak daha 5 Kasım’da açlık grevine gireceğini duyurdu. 12 Eylül’den beri devam eden açlık grevleri artık kritik eşiği aşmış, ölümün sınırına dayanmıştır. Tutsaklarda ölümlerin habercisi belirtiler görülmeye başlanmıştır. Aşırı kilo kaybı, nefes almakta zorlanma, mide bulantısı, mideden gelen kanama, titreme, halsizlik ve unutkanlık gibi belirtilerden sonra bazı tutsakların kol ve bacaklarında erimeler görülmüş, konuşma ve okuma işlevlerinde bozukluklar gözlenmiştir. Bu aşamadan sonra ölüm haberlerini almak an meselesidir.

Tüm bunlar yaşanırken Başbakan Tayyip Erdoğan, “Aç kalan falan yok. Yiyip içiyorlar.” sözlerine bir yenisini daha ekleyerek “Açlık grevi yok. Şov yapıyorlar” diye açıklama yaptı. Başbakan bu tutumuyla sürece kayıtsız kalmakla dahi yetinmiyor ölümleri körüklüyor. Hiçbir adım atılmaz ve grev devam ederse yüzlerce insanın yaşamını yitireceği ortadayken iktidar hala tutsakların sesine kulak vermiyor. Eğer böyle devam ederse yaşananlar bilinçli şekilde işlenen bir cinayete dönüşecektir.

Yıllardır süren savaş, ölümler, acılar, gözyaşı yetmedi mi?
AKP hükümeti Kürt halkının taleplerini şiddet, inkar, tutuklama, hapishane ve tecrit politikalarıyla “çözmeye” çalışıyor. Tarihin bize gösterdiklerinden biliyoruz ki bu politikalar ölümden başka bir şey getirmeyecektir. Yakında insanlar bir bir ölüme gidecek, sessizliğe gömülecek. Bir an önce inkarın değil çözümün yolu izlenmeli ölümlere dur denmelidir.

Açlık grevlerinde meydana gelecek ölümler yıllardır yaşanan acıları daha da büyütecektir. Yaşar Kemal’in dediği gibi “Bir insanın açlıktan ölümünü izlemek acıların en büyüğüdür.” Biz, daha fazla acıya daha fazla düşmanlığa değil; toplumsal dayanışmaya, yeniden kardeşleşmeye ihtiyaç duyuyoruz. Ölümlerin durdurulması ve huzur ortamının inşaa edilebilmesi için cezaevlerinden yükselen çığlığa kulak verilmelidir. Onlarca insan ölümün eşiğindeyken hiç kimsenin kulağını tıkamak, gözlerini kapamak ve sessiz kalmak gibi bir tercihi olamaz. Aksi takdirde yaşanacak sakatlanmaların ve ölümlerin sorumlusu AKP iktidarı gibi inkar eden, sessiz kalan herkes olacaktır.

Bizler Psikoloji Bölümü’nde okuyan öğrencileriz. Yıllardır derslerimizden şunları da öğrendik:

Tecrit, psikolojik ve bedensel tahribatları itibariyle “işkence” olarak kabul edilmektedir. Psikoloji biliminin ilkeleri gereğince hiçbir şart-koşul kabul edilmeksizin tecrit vb. tüm işkenceler yasaklanmalıdır. Anadilin önüne koyulan engeller bilimin ve toplumsal dayanışmanın önüne koyulan engellerdir. Sonradan öğrenilen bir dilde eğitim gören bireylerde ilkokuldan itibaren öğrenme güçlükleri görülmektedir ve bu durum başarısızlığa yol açmaktadır. Ayrıca bu engeller anadili yasaklı bireylerin toplumdan dışlanmasına da sebebiyet vermektedir.

Bizler Uludağ Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğrencileri olarak, bilimin ilkeleri ve mesleki sorumluluklarımız gereğince;

Açlık grevindeki tutsakların haklı taleplerinin yerine getirilmesini, ölümlerin durdurulması için başta hükümet olmak üzere tüm sorumluların harekete geçmesini istiyoruz.

Geleceğin psikologları olarak ülkemizde acı, gözyaşı, ölüm istemiyoruz.

Barışın hüküm sürdüğü, kardeşliğin ülkesinde; birlikte, eşit ve özgür yaşamayı istiyoruz.”

Uludağ Üniversitesi Dayanışmayı Savunan Psikoloji Öğrencileri

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.