logo

03 Kasım 2012

AKP’nin devlet olma serüveni

AKP’nin siyaset sahnesine girişi, 28 Şubat 1997 tarihle MGK kararlarında ifadesini bulan müdahale ile Necmettin Erbakan’ın liderliğinderi Refahyol iktidarının devrilmesiyle oldu. Erbakan’ı iktidardan düşürme kampanyasının en etkin aktörlerinden biri olan medya organları, Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğindeki AKP’yi “yenilikçiler” olarak öne çıkardı.
14 Ağustos 2001 tarihinde kurulan AKP, 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan seçimlerde en yüksek oyu alarak (geçerli oyların %34,63’ü) Abdullah Gül başkanlığında 58. hükümeti kurdu. Siyaset yasağı nedeniyle kabine ve TBMM”de yer alamayan genel başkan Erdoğan’ın bu yasağı, CHP’nin de desteklediği bir anayasa değişikliği ile kaldırıldı. Erdoğan, 8 Mart 2003 tarihinde Siirt’te yapılan yenileme seçimlerinde milletvekili seçilerek meclise girdi. Bunun üzerine Gül başkanlığındaki 58. Hükümetin 11 Mart 2003 tarihindeki istifasının ardından Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’den hükümeti kurma görevini alan Erdoğan, 15 Mart 2003’te 59. Cumhuriyet Hükümeti’ni kurdu.

CUMHURİYET MİTİNGLERİ

AKP’nin yükselişi TSK dahil olmak üzere “laiklik” konusunda duyarlılığı ile bilinen çevrelerde rahatsızlık yarattı. Bu endişenin de etkisiyle 2007 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Erdoğan veya başka bir Millî Görüş kökenli siyasetçinin olası cumhurbaşkanı adaylığına karşı ülkenin birçok ilinde ‘Cumhuriyet mitingleri’ düzenlendi. Bu mitingleri katılanlar içinde ‘yaşam biçiminin’ tehlike altında olduğu endişesiyle hareket edenler olsa da, daha sonra da belgeleriyle ortaya çıktığı gibi, darbe tezgahı içindeki kesimlerde bu mitinglerin organizasyonun da etkili oldu.
Ardından seçime giden AKP, 22 Temmuz 2007 seçimlerinde  %46,7 oy oranı ile yani oylarını artırarak tek başına iktidar oldu. Bu tablo üzerine, bu mitinglerle yapılan zorlamanın “mağdur” konumuna soktuğu AKP’yi güçlendirdiği yorumları yapıldı.

ERGENEKON İLE ‘YOL TEMİZLİĞİ’

Bu sürecin ardından da Başbakan Erdoğan ve kurmayları için, siyasal bir “yol temizliği” dönemi başladı. Ergenekon davası süreci, Türkiye’de ilk kez aralarında kuvvet komutanlarının da bulunduğu isimlerin tutuklandığı bir dönemi başlattı. Balyoz ve davası ile de devam eden bu süreçte eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ da cezazevine konuldu.
Gündeme geldiği süreçte, darbelerden çok çekilmiş olan Türkiye’de önemli bir kesimin ve çok sayıda aydının desteğini arkasına alan Ergenekon davası süreci, bir süre sonra AKP Hükümeti’nin muhalifleri “temizleme” adına önünü açtığı bir “torba dava” olarak anılmaya başlandı. Ahmet Şık ve Nedim Şener gibi gazetecilerin de, kamuoyunu hiçbir biçimde ikna etmeyecek şekilde Ergenekon davasına dahil edilmeleriyle, bu davaya verilen destek yerini, endişelere ve soru işaretlerine bıraktı. Bu süreçle birlikte AKP, orduya da sözünü geçirmiş bir parti olarak artık çok büyük oranda devlet oldu.  Giderek “tek adamlık” konumunu pekiştiren Başbakan Erdoğan, Ankara’daki Cumhuriyet kutlamalarında polise barikatı kaldırma talimatını kimin verdiği tartışmasının ardından Cumhurbaşkanı Gül’e görevini hatırlattı ve “çift başlılık” diye tanımladığı bu durumun da Başkanlık sistemi ile aşılabileceğini savundu.

 

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.