logo

02 Ağustos 2012

Linç edilmek istenen işçiler anlattı

Ayazağa’da bir inşaat firmasında çalışıp işçi kampında kalan işçiler, mahalle halkıyla yaşadıklarını gazetemize bir mektupla anlattı. İşçiler, olayların bir kadına laf atılması sonrası gerçekleştiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını söyledi. Daha önceleri de, kendilerine saldırıların olduğunu aktaran işçiler, bunu yaratanın ülkedeki ayrımcı politikalar olduğunu dile getirdi.

İşçilerin gönderdiği mektup şöyle;

AYAZAĞA İŞÇİ KAMPI

Ayazağa Mahallesi’ni tanımayanlar için mahalleyi anlatmak lazım sanırım. Mahalleye iki yoldan ulaşmak mümkün. Bu yollardan bir tanesi Kağıthane yönünden diğeri ise Maslak yönünden gelir. Tarif ettiğimiz iki yol da Ayazağa Deresi’nin yanında birleşir. Zorlu Center inşaatında çalışan  biz işçilerin kaldığı konteyner kent genel olarak baktığımızda zaten yeteri kadar halktan soyutlanmış, dört bir yanı metrelerce yükseklikte oluklu saçlarla kapatılmış, tek bir giriş çıkışı bulunan gayet ötekileştirilmiş bir yerdir. Ayrıca bunun yanında Ayazağa Mahallesi ile kamp alanını  keskin çizgi ile ayıran bir de Ayazağa Deresi bulunmaktadır.  İşçiler Ayazağa’ya ulaşmak için tek yol olan köprüyü geçtikten sonra, Atatürk Caddesi’nden 200 metre yürümek zorunda. Yani semtle bizlerin kaldığı yeri Ayazağa Deresi ayırıyor.
Kamp alanında ortalama 1800 kişinin kaldığı biliniyor.  Bizler mesaileri dışında kalan zamanı hem kamp alanı içindeki kafeteryada hem de çevredeki kahvehane, kafeterya, çay bahçesi gibi sosyal mekanlarda geçirmekteyiz. Semt sakinleri de bunu bilir bizleri görür.. İşçiler akşam saatlerinde kalabalık gruplar halinde mahalleye gelip alışveriş yapıyor ya da dolaşıyor”  cümlesi orada yaşayan halkta kime sorsanız söyleyeceği şeydir. Bizlerin orada olması hem ekonomik hem de yeni iş kapıları demektir böyle de olmuştur. Son üç yılda   kamp alanı çevresinde lokantaların, kahvehanelerin, kafelerin sayısı da artmıştır.

Kamp alanı dahilinde 3 öğün yemek dışında temel ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek hiçbir şey bulunmamaktadır. İhtiyaçlarımızı karşılamak için semt merkezine gitmek zorunda kalıyoruz. Ama Ayazağa’da yaşayan halk bu durumu hem kullanıp hem de hiç insanca olmayan tavırlarla bizleri dışlamaktadırlar. Daha birkaç ay önce parkta oturan iki işçi arkadaşla Ayazağa’lı gençler arasında kavga çıkıyor. İşçiler 3 kişiyi yaralıyor. Semtte o günden beri sürekli bir gerginlik hakim. Önceki gece yapılan saldırıların benzerleri fakat daha küçük şekilde olanları son 2 aydır belli aralıklarla devam ediyordu. En son önceki gece yaşanan saldırı yine bir kadına laf attılar söylentisi ile başlayıp hem halkın galeyana gelmesi ile hem de polisin olay karşısında takındığı tutumla bizim haklarımıza karşı saldırıdır. Yaşanan olaylardan sonra ilçe emniyet müdürünün yaptığı açıklama ise tamamen içler acısıdır. Yapılan açıklamada biz işçilerin artık burada barındırılmayacağı ve biran önce kamp alanının boşaltılması gerektiği söylendi.

İlk olarak yapılan bu saldırılarda kendini korumaya çalışılan işçiler ana firma tarafından suçlu ilan edilip iş akitleri feshedilmiştir. Bununla birlikte yapılan toplantılarda ana firmanın aldığı kararlar kamp alanının boşaltılacağı, taşeron firmaların bünyelerindeki personelin barınma ihtiyaçlarını karşılamaları gerektiği, görüntülerden de teşhis edilerek olaya karışan kim varsa hepsinin işten çıkarılması gerektiği söylenmiştir.
Gün içinde halkın yine yaparız, onları burada barındırmayacağız artık gibi söylemleri kampta kalan hepimizin tedirginliğini arttırdı. Polis ekipleri ve çevik kuvvet kamp alanı boşaltılana kadar kampın güvenliği için alanda beklemektedir. Fakat bir gün önce bize gaz bombaları ile saldıran, üzerlerimize zırhlı araç süren polisin şimdi nasıl güvenliğimiz sağlayacağı da şüphe uyandırdı.

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.