logo

21 Temmuz 2012

Allar Yakışırken Eller Bakışırken!


admin
medyainfo@gmail.com

“Hayat; siyah-beyaz fotoğrafın hakim olduğu dönemlerde daha sadeydi, kolaydı. İnsanlar daha saygılıydı. Fotoğrafın renklenmesine inat, hayat karardı, zorlaştı sanki.”

“Ayyyyy içim karardı evladım! Üç gündür üzerine geçirdiğin her şey siyah. Yüzün güleç, giysin kara. Yok mu şöyle mor, turuncu, yeşil bluzun? Mavi pantolonun? Şimdi mevsim yaz. Siyah güneşi çeker. Daha yaşın genç. Bak 70’mi geçtim ben. Taziyeye giderken, giyerim karaları sadece. Her kadının siyah bir döpiyesi, pantolonu olmalı;  gerektiğinde giyeceği. Ötesi yok…”

Remziye Teyze arkadaşımın annesi. Özü sözü birdir. Hayatın az kredi tanıdıklarından.  Eşi ve oğlunu kaybetti ardı ardına. Dünyanın borcu kaldı, üstüne. Fotoğrafçı kocasından kalan dükkanı işleterek, okutup everdi iki kızını. On yıl önce devretti dükkanı. “Tepeköy’de suretini almadığım insan yoktur” diye böbürlenir her daim.

“Fotoğraf çekerken ya siyah göynek giyerdim ya da siyah kolluk takardım;  enstantane-diyafram ayarını düzgün yapmak için. Ben siyah-beyaz fotoğraf devri insanıyım. Hayat; siyah-beyaz fotoğrafın hakim olduğu dönemlerde daha sadeydi, kolaydı. İnsanlar daha saygılıydı. Fotoğrafın renklenmesine inat, hayat karardı, zorlaştı sanki. Ben bunu bilir, bunu söylerim; insanın kendisi de, giysileri de renkli olmalı.”

Kahve sohbetimiz ‘neden siyah giyeriz‘ e dönmüş, bana da cevap hakkı doğmuştu.

“Siyah giyinmek; çok ekonomik bir kere. Altına, üstüne giydiğin şeyler tamamlıyor giysiyi. Düğün-derneğe, cenazeye, işe, çarşı-pazara uygun. Dolabını açtığında karar vermeni kolaylaştırıyor. Üzerine bir şal attığında, kolye takındığında, çanta-ayakkabıyla renklendirdiğinde, üzerine renkli-desenli yelek-ceket geçirdiğinde dönüşüveriyor. Zayıf göstermesi de cabası” deyince sözümü kesti.

“Boğazınıza hakim olun, önce. Ne sana, ne Şule’ye yakışmıyor şişmanlık. Az kısa gidin; ucuzluktan renkli giysiler alıverin, paranız yok sanki. Atıverin bu kararık şeyleri” deyince Şule kesti onun sözünü.

“Ayyyyyy anne siyah çok asil bence. Biz çalışan insanlarız. Sabah işe gittiğin giysiyle öğleden sonra toplantıya, cenazeye, nikaha gidersin. Akşam üzeri arkadaşınla buluşacak olursun. Her yere her daim uygun olmalı, sırtındaki. Sonra insanı olgun, usturuplu gösteriyor” diyen arkadaşımın sözünü de kızı Esra kesti.

“Duyan gören de seni çok meşgul biri zannedecek. ‘İçimizin karartısı giydiklerimize yansıyor’ desenize.  Kıvırtmayın hiç. Çevremdeki her yaştan anti-depresif kadının siyah giyinmelerinden bıktım. Hele ki akranlarıma iyice ifrit oluyorum. Bak şimdiden söylüyorum; düğünümde ikinize de siyah giymek yas-sah. Mümkün olsa davetiyeye not yazarım: ‘LSG:Lütfen Siyah Giymeyiniz’ diye. Şimdiden söylüyorum; vallahi almam salona. Zaten damadınız da şerrimden korkup beyaz smokin bakınmaya başladı.”

Duyduklarından mest olan Remziye Teyze “Esra; haftaya İzmir’e gidip bana mürdüm rengi döpiyes bakalım; dantelli filan şöyle. Boynuma da ucuzundan inci kolye. Ayakkabım var siyah,” deyince yanındaki anneannesini öpücüklere boğan torun ardından ekledi: “Böyle toruna, böyle a’nane yakışır. Değil mi Şuleciğim?”

“Remziye Teyze; siyah giymek takıntı aslında. Birazda bulaşıcı mı ne? Bir bak çalışan kadınlara; ceman siyahlar içinde” deyince celallendi.

“Pasaklılığınızdan, bence. Huysuz Virjin’i bilirsiniz. Programına konuk ettiği kadın sanatçıya ‘Ne bu pasaklı kadınlar gibi, siyahlar içindesin. Yok, matem rengine büründüğüne göre sevgilinden ayrıldın herhalde.’ demişti. Doğru söze ne denir.”

Konuyu değiştirme umuduyla “Şimdi fal zamanı” diyerek ben kestim sözünü. Nazlanmadan Şule’nin fincanını aldı eline. Evirip çevirdi, cık cık çekti.

“Valla bu kadar olur; falında bile siyah giymiş benim akılsız kızım. Şu şişman, kafasında taç olan şey sensin vallahi. Adını Kemaliye koymalıymışım; olgun görünmek için siyah giymene gerek kalmasın diye. Sen kendinden bile bir şeyler saklıyorsun sanki. Sıkıntın var paylaşmıyorsun, kimseyle. Evladım; dert etme şu düğün işini bu kadar. Olduğu yere kadar. Yettiği kadarıyla her şey. Kısmet de, sağlık olsun de ve inan. Bak taç var kafanda… Rüyada siyah giyinmek mal almak diye tabir edilir. Ben de öyle yorayım. Şule seni ikna edecek o televizyonu almağa; galiba…”

Çalan kapı zili sonrası Esra’nın “Hoş geldiniz!” diyen sesini duyunca kahve fincanlarını toparlamaya başladım. Remziye Teyze konuyu son cümleyle bağladı: “Allar yakışırken eller bakışırken evladım!”

   ŞADİYE DÖNÜMCÜ /Bianet

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ONLAR HEP GÜLÜYOR

    08 Ağustos 2017 İnsan, Köşe Yazıları, Manşet

    Bir mücadele düşünün; kavganın güzelliğinde, güzellik kattılar kendilerine. Semih- Esra Özakça çifti ve Nuriye hocamız. Onurlu bir kavganın üç direngen insanı. Talimatlarla yapılan bir işte ‘’Adalet’’ aranır mı? diye haykırıyor Semih abi, eşine yazdığı mektubunda. Türkülerin ne güzel, sesin ne güzel deyişi hiç mi acıtmadı vicdan’ınızı ?  Ya eşyalarını dolaba yerleştirirken Esra’sının polarını bulması ve kendi kokusu sinmesin diye üşüse de giyememesi ya da doyasıya koklayamaması, hiç mi ürpertmedi içinizi ? Ömrüm kendine dirençli ve inanç...
  • Kitap Film Uyarlaması 6: The Sound and the Fury

    08 Ağustos 2017 Edebiyat, Kitapkurdu vs Sinefil, Köşe Yazıları, Manşet, Sinema

    Kitap: The Sound and the Fury - William Faulkner (1929) Film: The Sound and the Fury - Martin Ritt (1959) The Sound and the Fury - James Franco (2014) Faulkner'ın başyapıtı sayılan The Sound and the Fury'nin ve bilinçakışı tekniğiyle yazılan diğer bilimum romanın sinemaya uyarlanmasının her zaman içim imkansız olduğunu düşünürüm. The Sound and the Fury konusu itibariyle çok da ahım şahım bir şey olmasa da yazım stili açısından takdire şayan. Kitap ilk olarak zihinsel engelli Benjy'nin gözünden anlatılarak başlar, ardından bunalımla...
  • Altay için yeni bir sezon yeni bir heyecan

    07 Ağustos 2017 Güncel, Köşe Yazıları, Manşet, Spor

    2017-2018 SEZONU ALTAY VE DİĞERLERİ Geçen sene zor bir yıl oldu bizim için önce sapır sapır hoca değişikliği sonra gelen 20 maçlık yenilmezlik serisi ve sezon sonunda gelen play-off şampiyonluğu yine bizleri heyecanlandıran ve yeniden hayal kurmamızı sağlayan bir sürece itti. Evet geçen sene zor bir süreçti. Yeni bir yönetim yeni bir oluşum start verdi, Türkiye’ nin her yerinde spor okulları projesi, alttan gelen takıma birkaç dokunuş ve zamanında ödenen paralar ile ivme kazandı takım, belki zor bir yıldı ama yüzümüzün akı ile şampiyonl...
  • Cinsel Devrim

    02 Ağustos 2017 Araştırma, İnsan, Kadın, Köşe Yazıları, Manşet

    Cinsel Devrim; feminist hareket içerisinde yer alan 60'lı ve 80'li yılları kapsayan ve o yıllar arasında gerçekleştirilmiş olan bir hareket. Bu devrim sadece kadınları değil eşcinselleri de kapsar. Avrupa ( İsveç) ve Amerika ( San Fransisco) bu hareketin ilk adımlarının atıldığı ve kısa zamanda tüm dünyaya yayılmasında öncülük eden iki şehir olarak tarihe geçti. 68 kuşağı ya da 68 ruhunun gerçekleştirmiş olduğu bir harekette 68 ruhu, toplumdaki bütün adaletsizlikleri ve eşitsizlikleri reddetti. Kadınların cinsel anlamda da özgür olmaları gerekt...