logo

11 Temmuz 2012

Kuzu postuna bürünmüş eski diktatör

Evime gelip biramı içen, yemeğimi yiyen ve yanlarındaki kadın yüzünden havalarından geçilmeyen şu allahın cezası devrimcilerin öğrenmeleri gereken şey şu: değişim içerden dışarıya doğru gerçekleşmeli. Sokaktaki adama yeni bir şapka verir gibi yeni bir rejim veremezsiniz. Karnını doyursanız, Dizzy Gillespie’nin tüm plaklarını hediye etseniz bile iki paralık alışkanlarından kolay vazgeçmeyecektir. Ortalıkta devrimin artık kaçınılmaz olduğunu haykıran bir sürü insan dolanıyor, ama bu kadar insanın bir hiç uğruna öldüklerini görmek istemem. Çoğu insanı öldürdüğüzünde hiçbir şey öldürmüyorsunuzdur gerçi. Ama birkaç iyi insan da gümbürtüye gidecektir. Ne geçecek elinize? Halkın üstünde olan yeni bir HÜKÜMET. Kuzu postuna bürünmüş eski diktatör. İdeoloji silah satışı üstüne kurulmuş.

Devrim sözcüğü kulağınıza hoş geliyor, değil mi? Ama hiç de öyle değildir, inanın bana. Devrimin ne olduğunu bilmek ister misiniz? kan, bağırsak ve delilik, yolunuza çıktığı için ölen çocuklar, dünyadan habersiz yavrular, yanınızdaki kaltağın, hatta karınızın gözünüzün önünde kasaturalanıp ırzına geçilmesidir, bir zamanlar miki fare filmlerine gülen erkeklerin birbirlerine işkence etmeleridir, böyle bir eyleme geçmeden önce eylemin ruhunun nerede olduğunu ve eylem bittiğinde nerede olacağını çok iyi düşünmek gerek. Dostoyevski’nin SUÇ ve CEZA’sına katılmıyorum, koşullar ne olursa olsun kimseyi öldürme meselesi, ama iyi düşünmek gerek, işin delirtici yanı tek bir mermi bile sıkmadan canlarımızı alıyor olmaları, para babalarının şişko oğulları Beverly Hills’de on dört yaşında kızların ırzlarına geçerken ben bir yerlerde asgari ücretle belimi kırıyordum, helada beş dakika fazla kaldığı için işten kovulan adamlar biliyorum, anlatmak istemediğim çok şey gördüm, ama bir şeyi öldürmeden önce yerine daha iyisini koyabileceğinden emin olmalısın, parklarda nefret palavraları sıkan siyasi fırsatçılardan daha iyi bir şeyler olmalı elinizde, bir şeyin bedelini ödemek canınıza okuyacaksa otuz altı aylık garantiden fazlasını arayın, devrime duyulan romantik özlemin dışında bir şey göremedim henüz, ne gerçek bir lider ne de şimdiye kadar her devrim sonrası gelen ihanetin önüne geçebilecek bir platform, şayet birini yok edeceksem o adamın yerine karbon kopyasının gelmesini istemem, tarihi bar helasında barbut oynayan ayyaşlar gibi harcadık, insan ırkından utanç duyuyorum, ama bu utanca katkıda bulunmanın da bir anlamı yok. Elimden gelirse utancı azaltmak isterim.

Vazgeçin demiyorum. İnsanlık ruhundan yanayım ben, ne demekse… Ama polis ortaya çıktığında sizi dualarınızla başbaşa bırakıp tabanları yağlayacak palavracılardan uzak durun. Parklarda avazları çıktığı kadar bağırarak sizi kahramanlığa çağıranlar mermiler vızıldamaya başladığında en önde kaçarlar, hayatta kalıp anılarını yazmak isterler.

Bir savaş varsa, ki ben olduğuna inanıyorum (Van Gogh’lar, Mahler’ler, Dizzy Gillespie’ler, Charley Parker’lar bu yüzden varlar) lütfen liderlerinizi dikkatli seçin, saflarınızda köşedeki benzin istasyonunu ateşe vermektense General Motors’a müdür olmayı yeğleyecekler var çünkü.

Pis Moruğun Notları-Charles Bukowski

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.