logo

Ahmet Şık’tan Odatv davasına ilişkin önemli iddialar

Ahmet Şık, dün piyasaya çıkan kitabı ‘Pusu/Devletin Yeni Sahipleri’nde Odatv davasına dayanak olan belgenin sahte olduğunu bilirkişi görüşüyle ortaya koyuyor.

Odatv davası nedeniyle Silivri Cezaevi’nde hapis yattıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan gazeteci Ahmet Şık, ‘Pusu/Devletin Yeni Sahipleri’ adlı kitabı çıktı.

Postacı Yayınevi’nden çıkan 358 sayfalık kitabın önsözünü gazeteci-yazar Umur Talu kaleme aldı.

Kitapta Odatv davasındaki hukuksuzluklara, dava dosyasındaki klasörlerde delil olarak sunulan haberlerin incelemesine ve birçok ünlü gazetecinin yazılarına yer veren Şık, kendisiyle ilgili önemli bir detayı da açıkladı.

Şık, hakkındaki suçlamalara dayanak olan bilgisayarında bulunan bir belgenin polis baskınından kısa bir süre oluşturulduğunu öne sürüyor.

Bilirkişi raporlarına dayandırdığı bu iddiasını ise şöyle anlatıyor:

“İddianamede oluşturulma tarihi ve zamanı belirtilen belgelerden biri de adımın geçtiği ‘Sabri Uzun’ isimli dokümandı. İddianamede 20.12.2010/11.29 olarak yazsa da bilirkişi tutanaklarında ‘Sabri Uzun’ belgesinin 20.12.2010/12.29’da oluşturulduğu belirtiliyor. Belgeye son erişim tarihi de 20.12.2010/12.35 olarak belirtilmiş. Biz iddianameyi doğru kabul ederek ve bizzat savcının yazdıklarından yola çıkarak iddianamenin önemli delillerinden birinin nasıl çürüdüğünü de aktaralım. Şahsıma yönelik suçlamalarında en önemli delil kabul edilen ‘Sabri Uzun’ isimli belge iddianameye göre 20.10.2010 saat 11.29’da ‘Soner’ isimli kullanıcı tarafından oluşturulmuş. Aynı belge Boğaziçi Üniversitesi’nin raporunda ise aynı tarihte, 20.12.2010’da ancak saat 09.46’da oluşturulmuş ve aynı tarih, saat ve dakikada silinmiş görünüyor. İddianamede üniversite raporu ile ilgili polis bilirkişisi ne demişti hatırlayalım: ‘Bu programa güvenilmez. Bahsettiği zaman dilimi de o belgeye son erişim tarihini gösterir.’ Bu yorumu kabul edersek ortaya çıkan tablo şu oluyor: ‘Polisin incelemesine göre 20.12.2010 saat 11.29’da oluşturulan belge aynı bilgisayarda oluşturulmadan 1 saat 43 dakika önce kullanılmış. Yani polisin tespit ettiği oluşturma saatinden 103 dakika önce birisi belgeyi açmış, okumuş ya da her ne yaptıysa yapmış. Polise bakarsanız olmayan bir belge o kadar zaman önce kullanılmış.’ Şimdi benim savcılara sorduğum soruyu savcılar da polis bilirkişisine sormalı: Bu nasıl iş? Olmayan belgeye nasıl erişim sağlanmış?..”

HANEFİ AVCI’NIN SAVCILIKTA ‘KAYBOLAN’ KAYITLARI
Şık, eski emniyet müdürü ve halen Silivri’de tutuklu olan Hanefi Avcı’nın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği ve soruşturma sırasında bir türlü ortaya çıkmayan “cemaatin polisteki fişleme kayıtlarına” da yeni kitabında yer verdi.

Ankara Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’nde görevli çok sayıda polisin fişlendiğini gösteren ve 2007 yılında düzenlendiği öne sürülen belgelerde, binlerce polisin kimlik bilgileri ve sicil numaraları, görev yerleri, bağlı bulundukları birim ve nereden atandığına kadar bilgiler bulunuyor.

Belgelerde, “fişleme yapılan polislerin, cemaatle ilişkisinin 1’den 5’e kadar derecelendirildiği” görülüyor. Şık kitabında, belgeler için “İşte peşinde olduğum belgelerden birisi de Hanefi Avcı’nın elinde olan ve yargı makamlarına teslim edildikten sonra ‘yok’ denilen, ardından var olduğu söylenip adli emanete kaldırıldığı öne sürülen bu fişleme kayıtlarıydı. Muhtemelen benim peşimde olanların da yayımlanmasını istemedikleri belge. Zaten bu yüzden tıpkı Odatv davasının diğer mağdurları gibi bir komployla tutuklanmam yetmediği gibi toplatma kararı verilen üzerinde çalıştığım kitap imha edilmeye de çalışıldı. İşte o kitapta yer alması istenmeyen belge şimdi karşınızda” diye yazıyor…

KOZİNOĞLU’NUN TELEFONLARI 9 AY DİNLENMİŞ
Şık’ın kitabında Silivri’de hapis yatarken yaşamını yitiren eski MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’yla ilgili de çok önemli bir belge yer alıyor.

Belgeye göre, Kozinoğlu’nun telefonları dört mahkeme kararıyla 9 ay boyunca dinleniyor. İstanbul Emniyeti’nin beşinci kez dinleme talebi ise o tarihte Ergenekon ile Odatv soruşturmalarını yürüten ve aralarında Zekeriya Öz’ün de bulunduğu dört özel yetkili savcı tarafından reddediliyor.

Dört savcının imzasını taşıyan belgede reddedilme gerekçesi, “polisin talep yazısında ekli telefon görüşme tapelerinde yasadışı terör örgütü faaliyeti olarak nitelendirilebilecek bir bulguya rastlanmadığı” olarak açıklanıyor.

Buna karşın 14 ay sonra ret kararında imzası olan dört savcıdan biri olan Zekeriya Öz, “Terör örgütü faaliyeti yok” dediği “telefon kayıtlarını tutuklamaların gerekçeleri arasında gösteriyor” ve söz konusu konuşma içeriklerinden Kozinoğlu’na sorular yöneltiyor. Şık, kitabında soruşturma makamlarını zor durumda bırakacak olan bu evrakın Odatv dosyasına konulmadığını ve gizlendiğini kaleme alıyor.

Kaynak: 

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.