logo

Herkes tarafını seçsin artık


Yavuz KARA
yavuz_kafsinkaf@hotmail.com

Herkes tarafını seçsin artık

Futbolun sadece futbol olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz ama bu gerçekten kaçabildiğimiz yere kadar kaçıyoruz. Futbola o kadar sığ bakıyoruz ki onun 90 dakikalık bir oyun olmadığı gerçeğine kendimizi de inandırıyoruz. Halbuki futbol istenilen her türlü kılıfa sokulabilen bir spor. Bazen ülkeyi böler, bazen bütünleştirir, bazen de savaşa sebep olur.1970’de Meksika’da yapılacak olan Dünya Kupası’na hazırlanan Honduras ve El Salvador eleme maçında karşı karşıya geldikten sonra ortalık karıştı. Maçtan sonra başlayan ve 100 saat süren savaş binlerce insanın ölümüne yol açtı. 1990 yılında Yugoslavya’da en büyük bölünmeyi sağlayan şey futboldu. Zaten gergin olan ortamda Dinamo Zagrep – Kızılyıldız maçı ipleri tamamen kopardı. Daha yeni, gözümüzün önünde Arap Baharı çıktı ortaya. Bahar süresince, Mısır’da o kadar kargaşaya rağmen en büyük toplu katliam bir futbol maçı sırasında yaşandı. El Ahli ile El Masri arasında oynanan o maç 79 kişinin ölümüne sebep oldu.

Futbolun gücü ortadayken, bu gücü kullanmak isteyenlerin çok fazla olması da normal bir durum. Türkiye’de siyasetçiler tarafından kullanılan futbolu şu linkte yazmıştım: http://iletisim.ieu.edu.tr/universler/Univers_Nisan-2012.pdf (Sayfa 15)

Şimdi daraltıp 3 Temmuz 2011 günü başlayıp, bugüne kadar devam eden Şike Davası ile devam etmek istiyorum. 3 Temmuz Pazar günü Türk Futbolunun önde isimleri sabah saatlerinde gözaltına alındı. O günden sonra Ergenekon’dan, Balyoz’dan, Darbe Günlüğü haberlerinden hatırladığımız Rasim Ozan Kütahyalı, Mehmet Baransu gibi gazeteciler yanlarına birkaç kişiyi daha alarak tüm eksenlerini futbola kaydırdı.

https://plus.google.com/photos/105489858533326559878/albums/5638798843130628849?banner=pwa  4 Temmuz günü atılan başlıklara bakılınca bütün gazetelerin daha o günden, bugünün kararını verdiklerini net bir şekilde görüyoruz. İşin en garip yanı ise Özel Yetkili Savcılar tarafından açılan her soruşturmaya muhalefet olan, işin içinde Taraf Gazetesi varsa kesin bir şey vardır diyen kesimler o gün sus pus olup, bu manşetlerin aynısından attılar. Burada da futbolun gücünü görüyoruz elbette. Yüzbinlerce takipçisi olan bu insanlar futbol söz konusu olunca yorum yapmaktan hep kaçtılar. Hatta Oda TV davasını, Ergenekon’u, Balyoz’u an be an Twitter’dan anlatan bu insanlar toplumun neredeyse tamamının takip ettiği bu davada tek kelam etmediler. Çünkü futbolun gücünü kullanmak isteyenlerin karşısında, bu güce karşı kaybetmeyi göze alamadılar

Uzun tutukluluk sürelerine her fırsatta karşı olduklarını dile getiren muhalefet milletvekilleri de bu konuya hep mesafeli kaldı. Her grup toplantısında tutuklu vekilleri için konuşan Genel Başkanlar bu konuda taraf olamadı.

Gerçi herkes haklı işte. Aziz Yıldırım lehine veya aleyhine söyleyeceği en ufak söz kitleleri karşısına almasına neden olur. Her gazete “Aziz Yıldırım 100 yıl ceza alacak” manşeti atarken, sizin gazeteniz “Aziz Yıldırım’a ceza yok” manşetini atarsa o gazete bakkalın rafında çürümeye mahkum olur. Twitter’da sizi 1 milyon kişi ciddiye alırken, futbolla alakalı tek lafınız bu sayıyı yarı yarıya düşürebilir.

Bu durumda ya devrin adamı olup, futbolun gücünü ele geçirmeye çalışanların yanında olursunuz ya da sessiz kalıp, futbolun gücünü karşınıza almadan yaşamınızı sürdürürsünüz.

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Oshiete! Galko-chan / おしえて!ギャル子ちゃん (2016)

    25 Haziran 2017 Anime - Manga, Köşe Yazıları, Manşet, Sinema

    Aynı isimli mangadan uyarlanan ve Please Tell Me! Galko-chan olarak çevrilen anime serisi, yaklaşık 8 dakikalık 12 bölümden oluşuyor. Animenin ilerleyişi, lise dönemindeki üç arkadaşı temeline oturtarak, ergenlik döneminde yöneltilen soruları eğlenceli bir şekilde cevaplandırmak. Animenin temel çatısı Japon alt kültürünün zıt kolları olan gyaru (tiki kız gibi algılayabiliriz) ve otaku (geek olarak düşünebiliriz) iki karakterin arkadaşlığının etrafında şekillenmesi. Galko gyaru karakterimiz ve onun en yakın arkadaşı Otako ise otaku karakter...
  • ve kuşlar, kendi göğünde vuruldu

    23 Haziran 2017 Köşe Yazıları, Manşet

    İnsan nasıl gider, inan hiç öğrenemedim. Ben hiç giden olamadım. Hep kaldım. Bir çıkış yolu aradım. Vardı bir çözümü elbet. Öylece durup sahte, yapay bahaneler üretip sonra hiç yaşanmamış gibi terkedemezdim. Dibine kadar mücadele etmeyi seçerdim. Bir güzelliğe yeniden kavuşmayı umar, suların durulmasını herşeyin normale dönmesini beklerdim. Ama asla kimseyi yarı yolda bırakmazdım. Bende yoktu o. Devasa amblemli kıyafetleri giyemiyorum. Toplumun değer yargısıyla, insanları giydiklerine göre değer verilmesinden nefret ediyorum. Her şey kara...
  • Anlatan Eller : “Neden duyan ve sağır toplum iletişim halinde olmasın?”

    21 Haziran 2017 Emek, Engel, İnsan, Manşet, Röportaj, Video

    Sokaklar yalnızca duyan, gören insanların değil. Bu konuda yanılgıya düşüyoruz çoğu zaman. Bu ülkede yaşayan milyonlarca görme engelli, işitme engelli, bedensel engelli var. En büyük sorun ise engelli insanları toplumun içine dahil etmek konusunda başarısız, sokakları engelli insanlara uygun hale getirip paylaşma konusunda ise beceriksiz oluşumuz.   Herhangi bir engeli olan insanlar ile ortak noktada buluşmanın, bir şeyleri paylaşmanın yollarını aramanın önemli olduğunu düşünüyoruz. Bunu göz önünde bulundurarak duyan insanları işaret ...
  • Adil On The Road 4: Eski Bir Dost Hakkında

    20 Haziran 2017 Eğlence, Köşe Yazıları, Manşet

    Belirli bir yaştan sonra alışkanlıkların değişmesi hiç kolay olmuyor insanın hayatında. Özellikle bu alışkanlıklar, siz farkında bile olmadan bağımlılığa dönüşmüşse. Otuz yıllık hayatımın son on senesinde, bu on senenin içindeki son yedi senenin neredeyse her gününde ‘dost’ olarak gördüğüm bir ‘düşman’ ile yaşamıştım. Evet, eski dosttan düşman olmaz belki ama bahse konu olan ‘dost’ bağımlılık seviyesine gelmişse, bir yerde ona ‘dur’ demem gerekiyordu. Fakat beceremiyordum. Zaten yapı olarak çok müsait olduğum ‘boş vermişlik’ tavrımı fazl...