logo

27 Haziran 2012

“Futbolumuzun uluslararası itibarı için aralıksız çalışıyorum”

UEFA 1.Asbaşkanı ve TFF Onursal Başkanı Şenes Erzik, “Dün olduğu gibi bugün ve yarın da, Türk futbolunun uluslararası alanda çağı yakalaması için her türlü gayreti göstermeye devam edeceğim” dedi.

Ayrıca Şenes Erzik, “Bu yıl benim futbol yöneticiliğindeki tam 40’ıncı yılım. Bu süre içerisinde farklı kurumlarda değişik görevler üstlendim. Kulüp idareciliği, federasyon yöneticiliği, uluslararası temsiller, komite başkanları ve niceleri. Tabi ki bu süre içerisinde, birçok ilki yaşamanın mutluluğunun yanı sıra sayısız üzüntü, kırgınlık ve yorgunluk ile de yüzleştim.

“3 Temmuz süreci çok üzdü”

Ancak bu üzüntülerimin içinde biri var ki, beni manen en çok yıpratanı oldu. 3 Temmuz 2011 günü başlayan süreç, sadece bu salonda olanları değil futbolun içindeki tüm kimlikleri hatta bütün Türkiye’yi etkiledi. Aradan yaklaşık 1 sene geçmesine rağmen, etkileri; en azından artçıları geçtiğimiz hafta sonuna kadar da sürdü.

Bu süreçten; ay yıldıza gönül vermiş, futbolumuza hizmet etmiş biri olarak ve her şeyden önce bir futbolsever olarak ben de fazlasıyla etkilendim. Ancak hepinizin bildiği gibi benim bir de uluslararası görevlerim bulunuyor.

Bu 1 yılda neler denmedi ki, konumumu sorgulayan ne yorumlar yapılmadı ki…

Ama ben bunların hepsini “Bu da geçer. Doğrubildiğimden şaşmayayım yeter” sabrı ile dinledim, not ettim ama hep içime attım. Sürecin tamamlanmasını bekledim.

Artık final noktasına geldiğimiz bu günlerde, kendi teamülerimin de dışına çıkarak, bir genel kurulda konuşmak ve içinden geldiğim sizlerle dertleşmek ihtiyacı duydum.

Belki hiçbirimiz artık o günlere geri dönmek istemiyor, ancak 3 Temmuz tarihini hatırladığımızda, durumun ne kadar kaotik ve de içinde çıkılmaz bir noktada olduğunu belirtmek gerekiyor.

“İstanbul tarihe geçti”

Bir yanda, son 20 yılda önemli bir ivme kazanan Türk futbolunun karanlığa dönebilme ihtimali, diğer yandan ev sahiplikleri ile UEFA ve FIFA nezdinde haklı bir şöhrete kavuşan Türkiye’nin durumunun sorgulanma riski…
Sürecin ilk evrelerinde; UEFA’da “acaba Türkiye 2012’deki ev sahipliklerini yapabilecek mi” endişesi oluşmuştu.

Başta Başbakanımız olmak üzere hem Sayın Aydınlar yönetiminin hem de mevcut başkan Sayın Yıldırım Demirören ve yönetiminin dirayetli çalışmaları sayesinde, 34 yıl aradan sonra yine İstanbul’da UEFA Kongresi yaparak dünya ve Avrupa futbolunu kusursuzca ağırladık.

1 hafta sonra başlayacak U19 Avrupa Kadınlar Şampiyonası’nı da tamamladık.Şimdi sırada; FIFA U20 Dünya Kupası’nı düzenlemek ve en önemli gözbebeğimiz olan 2020 Avrupa Şampiyonası ev sahipliğini kazanmak var.
Bu işlerde benim de bir nebze tuzum olduysa ne mutlu. Dediğim gibi; Ben kendimi değil, işin beni anlatmasını tercih ederim.

UEFA Kongresi için İstanbul’a gelen Başkan Platini’nin, basın toplantısında; “Şenes Erzik’i hakikaten çok takdir ederim. Hem insani olarak hem de çalışmaları, fikirleri için. Çok büyük katkıları olmuş bir kişidir. Çok iyi bir denge tutturuyor” cümlelerinin ülkemiz için önemli bir referans olduğunu düşünüyorum.

Ki bu referans sayesinde; İstanbulumuz 4 yıl içinde önce Şampiyonlar Ligi Finali’ne, 2009’da da tarihin son UEFA Kupası Finali’ne ev sahipliği yaparak tarihe geçti.

“UEFA’ya maillerle şikayet etmenin hiçbir anlamı yok”

Artık; karamsar olmanın, olumsuzlukları konuşmanın zamanı değil. Hizmet için elini taşın altına sokanları eleştirmenin zamanı ise hiç değil. Birbirimizi UEFA’ya şikayet etmekten, hiçbiri anlamı olmayan binlerce faks ve mektup yazmaktan vazgeçmek gerekiyor. Çünkü artık bu çabalar, sadece futbolumuzun değil ülke itibarımızın da aleyhine işliyor.

Şimdi geleceğe bakma zamanı

Türkiye Futbol Federasyonu Başkan ve Yönetim Kurulu, idarecileri, tüm profesyonel liglerden kulüpleri, saha içindeki, saha dışındaki ile sportif, idari ve mali açıdan uluslararası standartlara erişmek için var gücümüzle çalışmak gerekiyor.

“Cüneyt Çakır hepimizi gururlandırdı”

Cüneyt Çakır’ın tarihi başarısı tüm Türk halkı gibi beni de gururlandırıyor. Bundan zevk duymamız, keyif almamız lazım. Yeni nesilere örnek olacağını ümit ediyorum.

“Finansal fair-play’i ciddiye almalıyız”

Bundan tam 16 yıl önce ilk havuz sistemini kuran bir federasyon başkanı olarak sizlerin karşısında bulunuyorum. Büyük mücadelelerle, vizyoner bakış açısıyla 40-45 milyon dolar karşılığında havuzu oluşturduk. Artık rakamlar çok büyük. Neredeyse 10 katına çıktı. Önemli olan, Türk futbolunun çok önemli bir gelir kaynağının üst düzeye yükselmesi.

Yıllarca UEFA Kulüp Lisans Komitesi’nin Başkanlığını yapmış bir yönetici olarak sizlere; UEFA mali kriterlerini,uygulanmaya başlanılacak ‘finansal fair play’i bir kez daha hatırlatmak isterim.
Tüm kulüplerimiz giderlerini gelirlerinden fazla yapmamalı.

“Yeni yöneticiler için hazırlık yapalım”

Sözlerime son verirken, şu ana kadar aldığım tüm görevlerde, şahsıma destek veren futbol ailesinin tüm üyelerine sonsuz şükranlarımı sunuyorum.Dün olduğu gibi bugün ve yarın da, Türk futbolunun uluslararası alanda çağı yakalaması için her türlü gayreti göstermeye devam edeceğim.

Sizlerden bir ricam var; 2013’te sonlanacak FIFA ve 2015’te sona erecek UEFA görevlerim için hazırlık yapmanız. O görevler için bir ülke kontenjanımız yok. Bir an evvel bu onurlu görevi yapacak genç arkadaşları bulup çıkaralım, hazırlıkları yapalım. Bu görevlerin önemini herkesin bir kez daha anladığını düşünüyorum.”

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.