logo

21 Haziran 2012

Ölen işçi, korunan patron!

  • İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YASA TASARISI TBMM’DE KABUL EDİLEREK YASALAŞTI

Türkiye, 10 yılda 10 bin ölümlü iş kazaları ile AB ülkeleri arasında birinci, dünyada ise üçüncü sırada yer alırken, işçilerin sağlığı ve güvenliğini öncelemesi gereken İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, sermayenin güvenliğini önceleyecek şekilde Meclisten çekti. BDP, Blok ve CHP Milletvekillerinin önergelerine rağmen yasanın adının bile “işçi sağlığı” olarak değiştirilmesi AKP’lilerin oyları ile reddedildi.

Meclis Genel Kurulu önceki günkü mesaisini, işçiden çok sermayenin güvenliğine önem veren İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın görüşülmesine ayırdı. Geç saatlere kadar süren görüşmenin ardından tasarı yasalaştı.

AKP’Lİ 10 YILDA 10 BİN İŞÇİ ÖLÜMÜ

Yasanın adının “işçi sağlığı” olarak değiştirilmesi yönünde önerge veren Blok Milletvekilleri adına konuşan, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Yürütme Kurulu Üyesi, İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, Türkiye’de AKP’li 10 yılda 10 bin işçinin öldüğü gerçekliğine dikkat çekti. AKP’nin bu sistemin devamı için çalıştığını belirten Tüzel, Tuzla tersanelerinde 151 işçinin ölümünü, Davutpaşa’da ve Ostim’deki patlamaları, Bursa ve  Balıkesir’deki maden kazalarını, Bursa’da tekstil fabrikasında bir yılbaşı gecesi üzerlerine kapı kapatıldığı için 5 kadın işçinin yanarak öldüğünü, İkitelli’de selde minibüsün içerisinde 8 kadın işçinin öldüğünü, Adana’da, Giresun’da, Erzurum’da barajda, gölette işçilerin öldüğünü, Maraş’ta 9 işçinin hâlâ toprak altında olduğunu ve Esenyurt’ta 11 işçinin çadırda yanarak yaşamını yitirdiğini örnekledi.

‘AKP BU SİSTEM İÇİN ÇALIŞIYOR’

Mecliste bu yasanın görüşmeleri sırasında kanalizasyon çalışmasında 1 işçinin hayatını kaybettiğini de hatırlatan Tüzel, “Bu cinayetlerin yaşanmasında işçi maliyetlerini düşürmek ve üretimin verimliliğini sağlamak adına kârlarından kısmayan, gerekli tedbirleri ve çalışma koşullarını sağlamayan kapitalistlerin sorumluluğu açıktır. On yılda on bin ölümün gösterdiği gerçeklik de AKP Hükümetinin bu sistem için çalıştığıdır” dedi.

ÜÇ PARTİ ADI DEĞİŞSİN DEDİ AMA…

Ölümler karşısında “İşin gereğidir, güzel öldüler” gibi ifadeler kullanan bakanları da eleştiren Tüzel, işçiyi değil, işi esas alan bir yasanın işçiyi korumasının mümkün olmadığını söyledi.

“Uçuş güvenliği ve yolcunun hayatı” diyen THY çalışanlarının grev haklarının ellerinden alınması yetmezmiş gibi 305’inin de işine son verildiğini belirten Tüzel, “Şimdi, bu acımasız koşullarda kaldırılan uçaklarda çalıştırılan havayolu emekçilerinin sağlığından ya da güvenliğinden nasıl söz edilebilecektir?” diye sordu.

İşçilerin, ILO’ya ya da AB’ye hoşluk olsun diye göstermelik yasalar istemediğini vurgulayan Tüzel, yapılması gerekenlerin şöyle sıraladı: “Sadece sonucunu konuşuyoruz yani ölümleri, sakatlanmaları ve yaralanmaları. Aslında bütün bir üretim ve hizmet sürecini, çalışma sürecini konuşmak ve bunu örgütlemek zorundayız, yani çalışma sürelerinden emeklilik yaşına kadar geçen bütün bir dönemi konuşmak zorundayız.” İşçiye, emekçiye yansımayan büyümeye de dikkat çeken Tüzel, “Bu illüzyona aldanmayacağız. Emeğin hakkını alacağı, insanca yaşamın gücümüz birleştireceğiz, alanlarda sağlığımıza, onurumuza sahip çıkacağız” dedi.

CHP ve MHP’liler de yasanın adının “çalışanların sağlığı” olarak değiştirilmesini önerdiler. Ancak bu önergeler AKP’lilerin oyları ile reddedildi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, “Çalışma hayatı bir bütün olarak ele alınmalı. Bütün unsurlarını içermeli. İş sağlığı ve güvenliği denildiğinde işçiyi de çalıştıranı da işyerini de içeren bir düzenleme” savunmasını yaptı.

EV EKSENLİ ÇALIŞAN KADINLAR GÜVENCESİZ

Ev eksenli çalışan kadınların da kapsama alınması önerisi üzerine konuşan BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, ev eksenli kadınların çok ciddi güvenlik sorunları ile karşı karşıya olduklarını, kayıt dışı çalıştırıldıklarını hatırlattı. Her yıl onlarca kadının bu işlerde yaşamını yitirdiğini, sakat kaldığını belirten Tuncel, hem ev eksenli çalışan kadınların, hem küçük atölyelerin kapsam dışına çıkarılmasının yanlışlığını dile getirdi. Tuncel, “Kapitalist bakış açısından bile çalışanı mutlu edemiyorsanız, üretimi geliştiremezsiniz” dedi.

MHP’li Ruhsar Demirel de tasarının adının değiştirilmesini, ev işlerinin de kapsama alınmasını istedi. Geçtiğimiz yıl ev işlerinde 51 kadının yaşamını yitirdiğini belirten Ruhsar Demirel, Türkiye’nin işçi ölümlerinde Cezayir ve El Salvador’dan sonra üçüncü sırada geldiğini söyledi.

GÖSTERMELİK BİR YASA

CHP’li Haluk Koç da tasarıyı eleştirerek, “Göstermelik bir yasa” dedi. Bu yasa ile sermayenin sağlığının güvence altına alındığını belirten Koç, “İllüzyon demokrasisi. Birbirimizi kandırmayalım” dedi.
CHP’li Süleyman Çelebi, bu yasanın görüşmesinde bile Meclisin işinde bir işçinin yaşamını yitirdiğini hatırlattı. Yasanın adını “sakat” olarak nitelendiren Çelebi, “Geleceğimiz karartılıyor, iş sağlığı dediğimizde işçi olmayacak, sermayenin çıkarlarını öne çıkaran bir yasa olacak” dedi.

CHP’li Musa Çam da  1973’te çıkarılan 1475 sayılı İş Yasası’nda ‘işçi sağlığı’ diye geçtiğini, ancak AKP’nin 2003’te bunu “iş” olarak değiştirdiğini hatırlattı. Çam bu yasada, AKP’nin işçiye, emekçiye bakışının, mantığının görüldüğünü belirtti.

Kaynak: 

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.