logo

‘1000=2 Adaletiniz bu mu?’

KAYIPLAR HAFTASINDA MEHMET AĞAR’IN BİN OPERASYONA RAĞMEN 2 YIL CEZA ALMASI PROTESTO EDİLDİ

Kayıp yakınları 17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplarla Mücadele Haftası etkinliklerinin startını Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önünde verdi.

Adliye önünde oturma eylemi yapan kayıp yakınları, bu yılki etkinliklerini Mehmet Ağar’ın kendi ağzıyla bin operasyon yaptığını söylemesine rağmen sadece “çete kurmaktan” 2 yıl ceza almasını protesto ederek geçireceklerini söyledi. Kayıplar Haftası’nın sloganını 1000=2 olarak belirleyen kayıp yakınları, adliye önüne terazi getirerek, “Adaletin bu mu?” diye sordu. Terazinin bir kefesine, “1000 operasyon yaptım” yazısı ile kayıplarının fotoğrafları konulurken, diğer kefesine 2 yıl cezayı gösteren 2 ağırlık bırakıldı. Oturma eyleminde Rıdvan Karakoç, Cemil Kırbayır, Hasan Ocak, Yusuf Erişdi, Halil ve Kasım Alpsoy, Ahmet Kaya’nın yakınları konuşarak, Ağar’a verilen cezayı kınadı. Bunun bir ceza değil mükafat olduğuna dikkat çeken kayıp yakınları, adalet sarayını göstererek, “Bize reva gördüğünüz adalet bu mu?” diye sordu. Cemil Kırbayır’ın kardeşi Mikakil Kırbayır, devletin inşa ettiği görkemli saraylarda yakınlarını kaybettiklerini belirterek, “17 yıldır görünmeyen adaleti arıyoruz. Biz bu adaletin peşine düşerken bin operasyon yaptığı itirafına karşın Ağar, 2 yıl otel cezası aldı. Bunun anlamı ‘yaptıkların doğrudur, ama kamuoyu biliyor sen git 2 yıl istirahat et’ demektir. Terazi burada bin operasyona karşı 2 yıl” diye konuştu.

‘YAZIKLAR OLSUN’

Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç ise, “Avrupa’nın en büyük adalet sarayını yaptık diyerek övünüyorlar. Yazıklar olsun. Biz yine şanslıyız, çiçek koyabileceğimiz bir mezarımız var. Binlerce insan asit kuyularında, kalorifer kazanlarında yakıldı. Kurda kuşa yem edildi, kemikleri bile yok” diye konuştu.
Daha sonra İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon tarafından basın açıklaması yapıldı. Komisyon adına konuşan Maside Ocak, 17 yıldır Galatasaray Meydanı’nda Ağar’ın kayıpların faili olduğunu söylediklerini, ancak binlerce kişinin yaşamına 2 yıl biçildiğini söyledi. Adalet Bakanlığı ve yargının Ağar şahsında devlet adına cinayet işleyenlere “cezasızlık zırhınız devam ediyor” mesajı verdiğini belirten Ocak, “1000=2 denklemimiz ortadayken bu devasa binalar bizin için adaletsizlik üreten mekanizmanın mekanları olmaktan öteye gitmeyecek” dedi.

Ocak, 27 Mayıs’ta Ağar’ın konulduğu Aydın Yenipazar Cezaevi önünde olacaklarını söyledi.

‘KATİLLERİ KORUMANIN PEŞİNE DÜŞÜYORLAR’

ICAD üyeleri, Uluslararası Kayıplar Haftası nedeniyle Galatasaray Lisesi önünde basın açıklaması yaptı. Eyleme YAKAY-DER, ESP, İHD üyeleri de destek verdi. Grup adına açıklama yapan ICAD Türkiye Sözcüsü Ayşe Yılmaz, hafta sonu gazetelerde Hasan Ocak’ı ve Cumartesi Anneleri’ni hedef alan bir polis ajanının anlatımlarına yer verildiğini belirterek “Hasan Ocak’ın ailesi Ergenekon davasına defalarca müdahillik talebinde bulundu. Ancak Ocak ailesinin bu talebi her seferinde reddedildi. Buna karşın mahkeme, Hasan Ocak’la ilgili polisin yönlendirdiği ‘gizli tanık’ iftira ve yalanlarına başvuruyor. Hasan Ocak’ın katillerini yargılamak yerine, katilleri korumanın peşine düşen savcılıklara sesleniyoruz; bir kez daha dönüp aynaya bakın. Gerçek o aynadaki surettedir” diye konuştu.

Yılmaz’ın ardından gözaltında kaybedilen Hüseyin Toraman’ın annesi Hatice Toraman konuştu. Anne Toraman, “20 yıldır oğlumun mezarı yoktur. 9 ay işkence ettiler. Polis, oğlumun aranmadığını söylüyor. Madem oğlum aranmıyordu neden gözaltına aldınız. Türkiye’de ne adalet var ne de insan hakları. Ne adaletli devlet! Ceplerini doldurmak için insan öldürür. İşte bizim adaletli devletimiz bu” diye konuştu.

KAYBETTİKLERİ YAKINLARINI ANLATTILAR

17-31 Mayıs Uluslararası Kayıplar Haftası’nda  aileler kaybettikleri yakınlarını anlattı. Yakınlarını Kaybedenlerle Dayanışma Derneği’nde  (YAKAY-DER) düzenlenen toplantıda aileler kaybettikleri yakınlarını anadillerinde ifade etti. İlk konuşmayı Kürt ve Alevi kökenli Şükrü Gök  yaptı. Hem Kürt hem de Alevi olmanın bir arada getirdiği zorluklara vurgu yapan Gök “Kürtlerin de, Alevilerin de, Ermenilerinde çok kanı döküldü. Artık bu savaş bitsin. Kardeş kanı dökülmesin” dedi.

‘EMİNE ERDOĞAN SÖZÜNÜ TUTSUN’

İki çocuğu da gerillaya katılıp yaşamını yitirmiş olan Döndü Ergin  “Kürt ve Türk çocukları ölmesin. Bu savaş artık bitsin. Barışın yolu açılsın” dedi. Emine Erdoğan’ın Roboski ziyaretine de değinen Ergin konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Emine Erdoğan Kürt annelerinin göz yaşları duracak demişti. Ama aradan üç ay geçti hâlâ Roboski katliamında çocuklarını kaybeden analar ağlıyor. Hâlâ Kürt anaları ağlıyor.”

Yıllardır oğlu Nezir Çakmak’ın cenazesini arayan Şekernaz Çakmak’ta Kürtçe yaptığı konuşmasında şöyle dedi: “Biz Kürtler hep inkar edildik. Yeter artık yıllardır ağlıyoruz,  yıllardır kayıplarımızı arıyoruz. Bu savaş nereye kadar devam edecek. Artık Türk, Kürt, Arap, Çerkes anaları ağlamasın”

‘KİMLİĞİMİZDEN ELLERİNİ ÇEKSİNLER’

Bir kızı Dersim’de yaşamını yitiren kendisi de 1994’te ki  köy boşaltmalarında İstanbul’a göç etmek zorunda kalan Cemile Ergin’de  Zazaca şunları söyledi: “Okumak için yatılı okula verildiğimde Türkçe bilmiyordum. Öğretmenin dediklerini anlamıyorum. Kendimi yabancı kimsesiz, hissediyordum. Her gece yorganın altında ağlıyordum. Zorla Türkçe öğrendik. Kendi kültürümüze yabancılaştırılmaya çalışıldık. Biz bu yabancılaştırmaya karşı mücadele verdik. Ama artık gözyaşları dökülmesin. Asker annesi de gerilla annesi de ağlamasın.”

Eşi ve  20 yakını gözlerinin önünde infaz edilen Kumri Bişkin’de yıllardır yaşanan bu zulmün son bulmasını talep ederek “ Yeter artık kimliğimizin üstünden ellerini çeksinler. Biz özgürce kendi dilimizde kendi kültürümüzde yaşamak istiyoruz” diye konuştu.

Kaynak: 

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.