logo

09 Mayıs 2012

“Her şeyi tartışmalıyız, konuşmalıyız ve bundan da çekinmemeliyiz”

“Her şeyi tartışmalıyız, konuşmalıyız ve bundan da çekinmemeliyiz”

 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, başkanlık sistemi tartışmalarıyla ilgili, ”Demokrasinin bir tartışma rejimi olduğunu kavramamız öğrenmemiz lazım. Her şeyi tartışmalıyız, konuşmalıyız ve bundan da çekinmemeliyiz. Nihayetinde bunun kararını kim verir? Halkımız. Şu anda bir yeni anayasa yapılacak, yapılmasına çalışıyoruz. Bu yeni anayasa çalışmaları içerisinde başkanlık veya yarı başkanlık o da tartışılır” dedi.

Erdoğan, İtalya ziyareti dönüşünde Esenboğa Havalimanı’nda soruları cevaplandırdı.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’in ABD gezisine ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, ziyaretin davet üzerine gerçekleştiğini söyledi. Bu yıl aynı zamanda Şikago’da NATO zirvesinin toplanacağını hatırlatan Erdoğan, ”Genelkurmay Başkanımızın ABD’ye bu ziyaretinden daha doğal, daha tabii bir şey olamaz” cevabını verdi.

Erdoğan, ”CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun TSK’ya yönelik sert eleştirileri oldu. Özellikle Genelkurmay Başkanına ‘Eleştiriye açık değilsen bu koltukta oturmayacaksın’ şeklinde… Bu konudaki değerlendirmenizi alabilir miyim?” sorusu üzerine ise şunları söyledi:

”Sayın Kılıçdaroğlu, siyasetin edebi yanını, adap yönünü hala anlayamadı. Önce eleştiri ve hakaret kelimelerini iyi öğrenmesi lazım. Eleştiri nedir? hakaret nedir? Kılıçdaroğlu tabii sürekli hakaretle yatıp hakaretle kalktığı için bu tür hakaretlere de herkesin aynı şekilde katlanması gerektiğini ifade ediyor, iddia ediyor. Bir defa kimsenin kimseye hakaret yetkisi yoktur. Böyle bir hakkı da yoktur. Eleştiri yapabilirsin, bu eleştirileri zaten herkes her zaman yapıyor. Ama kalkıp da Türkiye’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başında bulunan Paşa ki bunun yani olayı sadece Genelkurmay Başkanı olarak değerlendirmek yanlış olur. Genelkurmay Başkanından al diğer paşalara, geçmişte ölmüş olan ki Gazi Mustafa Kemal’e kadar çünkü orada bir isim verilmiyor zaten, paşa deniliyor. Paşa denildiği zaman, oraya kadar bu dayanır, yaslanır. Orada yapılan benzetme talihsiz bir benzetmedir. Ama bu zat, ne yazık ki bütün kaleminden hep pislik akan bir zat olduğu için bu tür şeyleri yapıyor. Burada Sayın Kılıçdaroğlu, önce o makamlarda bulunan Silahlı Kuvvetlerimizin mensuplarına sahip çıkması gerekirken niye cevap verdi diyor, ne yapacaktı. Şu ana kadar bir yılı dolduruyor Genelkurmay Başkanımız. Ben bugüne kadar Genelkurmay Başkanımızın sitesinden birkaç cevap vardır ama bundan önce gün geçmiyordu hafta geçmiyordu ki cevaplar yoktu. O zaman Kılıçdaroğlu neredeydi?”

Ayrıca Erdoğan, ”O zaman hepsi sustular, neden? Bunun da cevabını vermeleri lazım. Bence şu anda paşaların bu işin hukuki yönünde de haklarını aramaları lazım. Bakın daha önce bir başka gazete, böyle bir hakaret, bu denli bir hakaret söz konusu değildi, böyle bir yazı orada yazılmıştı. Kalktılar bütün paşalar dava açtılar ve davayı da kazandılar. Ama burada hakaret var. Orada onbaşılık, generallik gibi bir şey söz konusuydu” diye konuştu.

Burada ”köpek” ile bir benzetmenin söz konusu olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

”Sayın Kılıçdaroğlu muhalefet etsin. Ben şu anda hem Başbakan sıfatıyla konuşuyorum hem AK Parti Genel Başkanı olarak konuşuyorum. Bu tür bir hakarete o makamın ve o makamda bulunanların eyvallah etmemeleri gerekir. Verilen cevap da aslında gayet kibar bir cevaptır. Kelimeler seçilmiştir, cümleler seçilmiştir. Ben de okudum o cevabı. Arkadaşlarımla da değerlendirmesini yaptım. Ama tamamıyla bu noktada, bu tür şeyler cevapsız kalmamalı diyorum. Ben aslında, Milli Savunma Bakanıma da söyledim. ‘Gerekirse görüşün siz de o cevabı verebilirsiniz’ dedim. Çünkü aynı zamanda oraya bağlı olduğu için onları da ilgilendirir. Yapılmış olan budur. Hakaret ve eleştiri aynı değil. Bunu daha iyi öğrenmeleri lazım.”

BAŞKANLIK SİSTEMİ TARTIŞMALARI

Başbakan Erdoğan, ”Başkanlık sistemiyle ilgili muhalefet partilerinden çeşitli eleştiriler geldi. Bu eleştirilerden birisi MHP Genel Başkanı Bahçeli’den geldi. Bahçeli, ‘sosyal ortam içinde şu anda başkanlık sisteminin uygun olmadığını’ söyledi. Sizin bu konudaki değerlendirmeniz nedir?” sorusu üzerine, şu cevabı verdi:

”Bir defa bakın bu konuyla ilgili, demokrasinin bir tartışma rejimi olduğunu kavramamız öğrenmemiz lazım. Her şeyi tartışmalıyız, konuşmalıyız ve bundan da çekinmemeliyiz. Nihayetinde bunun kararını kim verir? Halkımız. Şu anda bir yeni anayasa yapılacak, yapılmasına çalışıyoruz. Bu yeni anayasa çalışmaları içerisinde başkanlık veya yarı başkanlık o da tartışılır. Yeni anayasada bu yerini alır veya almaz bu ayrı bir konu. Biz gayet rahatız.”

Muhalefet partilerini bu konudaki tutumları nedeniyle eleştiren Erdoğan, ”Olmazsa olmazımız diye bir şey söylemedik” ifadesini kullandı.

Bu konuda yazılma aşamasına gelindiğini anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

”Bu yazılma döneminde de bu çalışmalar yapılıyor. Bundan bu kadar ürkmeye, korkmaya gerek yok. Ama Sayın Bahçeli’den böyle bir açıklama geldiği zaman benim aklıma hemen merhum Alparslan Türkeş’in açıklaması geliyor. ‘Dokuz Işık’ eserinde bu konuyla ilgili açıklaması var. Ben şimdi Bahçeli’ye hem bunu hatırlatacağım hem de MHP’ye gönül vermiş tüm kardeşlerime hatırlatacağım, bu metni. Şu anda yanımda, okumamda fayda var. Şimdi başkanlıkla ilgili kısım aynen şöyle; ‘Milliyetçi Hareket, tek başkan, tek meclis sistemini savunur. Çağımız kuvvetli, adil ve hızlı icra çağıdır. Türk milleti dünya imparatorlukları kurduğu devirlerde kuvvetli, adil ve hızlı icra sistemini uygulamıştır. Kuvvetli ve hızlı icra, icra gücünün tek elde toplanmasıyla mümkündür. Bunun için tarih ve töremize uygun olarak başkanlık sistemini savunuyoruz.’ Bak ben söylemiyorum, Alparslan Türkeş söylüyor. (İcrayı cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık olarak ikiye bölemeyiz. Her konuda bütünleşmeci olduğumuza göre, icranın başında da bütünleşmeci olmalıyız. Türk tarih felsefesi ve tarihinde icra organı hiçbir zaman bölünmemiş, yani tek bir başkan tarafından yürütülmüştür)”

SLOVENYA TEMASLARI

Erdoğan, Slovenya Başbakanı Jarez Jansa’nın davetine icabetle önce Slovenya’ya, ardından da Türkiye-İtalya hükümetlerarası ikinci zirvesini gerçekleştirmek üzere bu ülkeye gittiğini söyledi.

”Yakın dost ve müttefik” Slovenya’yı ziyaret etmekten memnuniyet duyduğunu vurgulayan Erdoğan, ziyareti sırasında mevkidaşı Jansa ile ikili ilişkileri tüm yönleriyle ele aldıklarını ve çok yararlı görüşmeler yaptıklarını kaydetti.

Erdoğan, mükemmel seviyede bulunan işbirliğini daha da geliştirmenin yollarını konuştuklarını ve karara bağladıklarını vurgulayarak, uluslararası mali krizin etkisiyle Slovenya ile ticaret hacminde bir azalma olduğunu, ancak 2011 yılında yeniden artış yaşandığını belirtti. Erdoğan, bu artışın iki ülkenin kapasitesini göstermese de bir istikrara kavuşması bakımından önemli olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

”Yaklaşık 1 milyar dolara ulaştı. Potansiyelin altında seyreden ticari ve ekonomik ilişkilerimizi siyasi ilişkilerimizin seviyesine ulaştırmak için neler yapılabileceğini aramızda konuştuk. Görüşmelerimizde Slovenya’nın Avrupa Birliği üyelik sürecinde ülkemize verdiği desteğin Türkiye AB ilişkilerine daha somut yansıması açısından birlikte neler yapabileceğimiz hususunda da görüş alışverişinde bulunduk. İki dost ve müttefik ülke olmamız hasabiyle Balkanlar başta olmak üzere ülkelerimizi yakından ilgilendiren güncel bölgesel gelişmeler ile uluslararası meseleleri de değerlendirdik. Görüşlerimizin büyük ölçüde örtüştüğünü müşahede ettik.”

Slovenya Cumhurbaşkanı Danilo Türk ve Ulusal Meclis Başkanı Meclis Başkanı Gregor Virant tarafından da kabul edildiğini belirten Erdoğan, ayrıca bu ülkenin önde gelen düşünce kuruluşu Uluslararası Ortadoğu ve Balkanlar Araştırma Enstitüsü (IFIMES) tarafından kendisine layık görülen ”Son on yılın dünya şahsiyeti” ödülünü aldığını anımsattı.

Erdoğan, ”Sonuç olarak ülkelerimiz arasındaki ilişkileri bölgesel ve uluslararası gelişmeleri gözden geçirme fırsatını sağlayan Slovenya ziyaretimin her yönüyle yararlı olduğunu kaydetmek isterim” dedi.

İTALYA ZİYARETİ

Slovenya ziyaretinin ardından Türkiye-İtalya Hükümetler Arası İkinci Zirvesi’ne katılmak üzere İtalya’ya geçtiğini anlatan Erdoğan, zirve vesilesiyle İtalya Başbakanı Mario Monti ile görüşmeler yaparken, beraberindeki bakanların da karşıtlarıyla görüşmeleri olduğunu söyledi.

Erdoğan, heyetler arası çalışma yemeğinde Türk-İtalyan ilişkilerinin bütün boyutlarıyla gözden geçirildiğini, Türkiye-İtalya hükümetler arası ikinci zirvesinin de İzmir’de gerçekleştirilen ilk zirve gibi son derece başarılı ve verimli geçtiğini ifade etti.

Zirve kapsamında enerji ve savunma sanayi başta olmak üzere işbirliğini daha da güçlendirmek için hemen her alandaki potansiyelleri ortaya koyduklarını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

”Bildiğiniz gibi şu anda bizim İtalya ile ticaret hacmimiz 21,3 milyar dolar ve şu anda ülkemizde İtalyan girişimci olarak 913 girişimcisi var İtalya’nın. Tabi ki bunlar küçük, orta boy girişimciler değil. Orta grubun üstü girişimciler ve bunların içinde büyük yatırımcılar var, altyapı yatırımcıları var vs. tabi en önemlisi de biliyorsunuz Agusta Westland Türkiye’de Atak helikopterlerini şu anda TAI ile beraber yapıyor ve bu ortak girişim ülkemize artık kendi helikopterimizi yapma fırsatını sağladı ve test uçuşları bitirildi. Artık önümüzdeki yıl sürekli olarak üretime geçiyoruz ve siparişler gelmeye başladı. Bunları Agusta Westland ile beraber gerçekleştirmek bizim için hakikaten heyecan verici bir süreç. Tabi bütün bunların yanında özellikle bizi doğrudan ilgilendiren bir başka konu da şu anda altyapıda yine İstanbul-İzmir otoyolunu birlikte yapan bir konsorsiyumun güçlü firması Astaldi Türkiye’de çok önemli bir yeri olan, şu anda işte Bodrum Havalimanı’nı çok kısa bir zamanda bitirdiler. Daha önce biliyorsunuz, meşhur Bolu Dağı Tüneli ki adeta bizden önceki yönetimler parasızlık sebebiyle parasını ödeyemediği için durmuştu. Fakat biz iktidar olduktan sonra Astaldi ile oturduk konuştuk ve süratle Bolu Dağı geçişi onlar tarafından bitirildi, çözüldü ve şu anda da Bolu Dağı Tüneli’nin geçişlerinin ne kadar ülkemizi rahatlattığı hepinizin malumudur.”

Türkiye ile İtalya’nın bölgesel ve küresel konulara yaklaşımlarının da büyük ölçüde örtüştüğünü bildiren Erdoğan, İtalya’nın AB sürecinde Türkiye’nin her zaman yanında yer aldığını ve Türkiye’ye destek verdiğini kaydetti. Erdoğan, bundan sonraki süreçte de AB ile stratejik, ekonomik ve kültürel düzeyde ilişkilerde İtalya’nın desteklerini istediklerini, onların da katkı vereceklerini ifade ettiklerini dile getirdi.

Roma ziyareti kapsamında da 2009’da Türkiye’yi ziyaret eden İtalya Cumhurbaşkanı Napalitano ile bir görüşme yaptıklarını vurgulayan Erdoğan, ”İnanıyorum ki bu üst düzey ziyaretler Türkiye İtalya arasındaki süreci çok daha olumlu istikamette gelişmesine vesile teşkil edecektir” diye konuştu.

Erdoğan, yeni anayasa süreciyle ilgili açıklamasında kullandığı ”tek din” ifadesine ilişkin soru üzerine, şunları söyledi:

”Orada, bizim Genel Merkez Gençlik Kollarımızın kongresinde bu oldu ve bir gün önce de oldu. Bir dil sürçmesidir ve eleştiriyi yapanlar haklıdır. Bizim bu ifadelerimizin temeli aslında Afyon’da başlamıştır, bugüne kadar gelmiştir ve bunu Türkiye’nin her yerinde benim söylediğim dört başlıktır. Bunun bir tanesi biliyorsunuz tek millettir, ikincisi tek bayraktır, tek vatandır, tek devlettir. O gün orada ‘tek vatan’ yerine tek dini söylemiş oldum. Bu bir dil sürçmesidir. Bunu farklı yere çekmelerine gerek yok, çünkü bunların bu şekilde bizim bunu nasıl söylediğimiz zaten partinin kuruluşundan bu yana bellidir ve onu ben böylece düzeltmiş olayım. İşin aslı budur.”

Etiketler:
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.